10.04.2020  08:30

Mareşal Fevzi Çakmak ölümünün yıl dönümünde anılıyor

Mareşal Fevzi Çakmak vefatının yıl dönümünde anılıyor. Ülkemizdeki iki mareşalden biri olan ve dâhil olup bizzat yönettiği önemli savaşların ardından rütbesi Mareşalliğe kadar yükseltildi. Peki Fevzi Çakmak kimdir ve aslen nerelidir? Mareşal nedir? Tüm bilgiler karar.com’da…

+
-

12 Ocak 1876 yılında dünyaya gelen Fevzi Çakmak, eğitim hayatını askerlik üzerine yapmıştır ve 1896 yılında teğmen rütbesi alarak Harp Okulundan mezun olmuştur. Peki Mareşal nedir? Kimlere Mareşal unvanı verilir? Cumhuriyetimizin kurucusu Atatürk’ün tavsiyesiyle ve Meclis kararıyla Mareşalliğe yükseltilen Fevzi Çakmak’ın hayat hikayesi haberimizde…

FEVZİ ÇAKMAK KİMDİR?

İstanbul Rumeli Kavağı’nda, 12 Ocak 1876 yılında, Topçu Albayı Ali Sırrı ile Hesna Hanım’ın oğlu olarak dünyaya gelen Fevzi Çakmak, ilk ve orta öğrenimi Kuleli Askeri Lisesi’nde görmüştür. Ardından 29 Nisan 1893 yılında ise Harp okuluna kayıt yaptırıp 1896 yılında aynı okuldan Piyade Teğmen olarak mezun olmuştur. Hemen peşinden Mekteb-i Erkan-ı Harbiyeye devam etmiş ve 1898 yılında Kurmay Yüzbaşı rütbesi ile mezun olmuştur. 

Çakmak, Erkan-ı Harbiye’nin 4. Şubesi’nde görev yaptıktan sonra 1899 yılında 3. Ordu’ya bağlı olan Metrıviçe’de bulunan 18. Fıkra’nın kurmay heyetine görevli olarak gitmiştir. Çakmak Balkanlar’da bulunan Arnavut ve Sırp çetelerine karşı mücadele vermiştir. Kısa sürede terfi ederek 1907 yılında miralaylığa yani albaylığa yükselmiştir. İkinci Meşrutiyet’in 1908 yılında ilan edildiği zaman Taşlıca Mutasarrıfı ve 35. Fırka Komutanı olarak görev yapıyordu. Arnavutluk’ta 1910 yılında ortaya çıkan ayaklanmayı bastırmak için Kosova Kolordusu kurmay başkanı olarak atandı. 1911 yılında ise Trablusgarp Savaşı’nın da başlaması ile birlikte Rumeli’nin savunması ile görev yapan Garp ordusunun kurmay başkanlığına göreve getirilmiştir. Balkan Savaşları ile birlikte Çakmak, 21. Fırka Komutan Vekilliği ve Vardar Ordusu 1. Şube Müdürü olarak görev yaptı. 

Mareşal Çakmak, Balkan Savaşlarının başladığı zaman 21. Yakova Nizamiye Fırkası K. Vekilliğinde; 6 Ağustos 1912 yılında ise Kosova Kuvay-ı Umumiye Kurmay Başkanlığı’nda, 29 Ekim 1912 yılında ise Balkan Savaşı Seferberliği’nin başlangıcında Vardar Ordusı K. I. Şube Müdürlüğün de görev almıştır. Fevzi Çakmak çok başarılı bir asker olmasına rağmen Batı Vilayetlerinde 1913 yılının Mayıs ayı itibari ile Türk Hakimiyeti sona ermiştir. 

 1913’te 5. Kolordu Komutanlığı’na atanan Fevzi Çakmak, 1915’te mirlivalık rütbesine yükseldi.

Fevzi Çakmak, I. Dünya Savaşı’nda Çanakkale, Kafkas ve Suriye cephelerinde savaşmasının ardından 1918 yılında ferikliğe yükseldi.

ÇANAKKALE CEPHESİ

V. Kolordu Komutanı olarak 6 Ağustos ve 13 Ağustos 1915'te muharebelere katılan Fevzi Paşa komutasındaki XIII. ve XIV. Tümenler muharebeye girmemiş ancak 21 Temmuz itibarıyla cepheye gelerek, I. Tümen dışında yorulmuş ve yıpranmış eski tümenleri değiştirmişti. Bunun dışında İkinci Ordu Tümenleri’nin bölgeye (Kereviz Dere-Zığın Dere) gelmelerinin ardından VI. ve VII. Tümenler, Saros Gurubuna gönderildi.


Düşman Kirte istikametinde gerçekleştireceği taarruzlar kapsamında Alçıtepe’yi almayı düşünüyordu. Ancak Türk direnişi karşısında hedefine ulaşamayan düşman çok fazla ilerleyemedi. 6 Ağustos tarihinde düşmanın taarruz ettiği Arıburnu – Conkbayırı bölgesine gönderilen VIII. ve IV. Tüm. ile yetinmeyen Vehip Paşa, 9 Ağustos’ta Fevzi Paşa’nın komutasındaki V. Kolordu Komutanlığına bağlı V. ve XIV. Kolorduların son ihtiyatları olan 41. ve 28. Alayları da bu bölgeye gönderdi. Bölgeye gönderilen bu iki alay Conkbayırı’nın düşmanın eline geçmemesine ve Albay Mustafa Kemal Bey’in 10 Ağustos'ta Conkbayırı taarruzuna yardım etti. Mustafa Kemal Bey’in rahatsızlanmasının ardından 10 Aralık 1915 yılında Fevzi Paşa 5. Kolordu Komutanlığı kendisinde kalmak üzere, ek görev olarak Anafartalar Grubu komutan Vekilliğine görevlendirildi. (Mustafa Kemal Bey de 16 Aralık 1915 yılında cepheden ayrıldı). Bu muharebelerde V. Kolordu Komutanı olarak görev yapan Fevzi Bey’in komutasındaki XIII. Tüm. 21 Ekim 1915 yılında Keşan’a ilerledi. XIV. Tümen de 12 Ocak 1916 yılında bölgeden ayrıldı.


KURTULUŞ SAVAŞI

Mondros Mütarekesi imzalanmasının ardından sağlık sebepleriyle İstanbul’da bulunan Fevzi Paşa, 24 Aralık 1918 yılından 14 Mayıs 1919 yılına dek Ferik rütbesiyle Osmanlı Devleti’nin Erkan-ı Harbiye Reisliği (bugünkü Genelkurmay Başkanlığı) görevini yaptı. 1. Ordu Müfettişliği, Askeri Şura üyeliği, Salih Hulusi Paşa ve Ali Rıza Paşa hükûmetlerinde Harbiye Nazırlığı (Millî Savunma Bakanı) (Şubat – Nisan 1920) görevini üstlendi. Harbiye nazırlığı esnasında Anadolu’daki millî kurtuluş hareketine cephane ve silah gönderilmesini rahatlatıcı bir tavır sergileri.


İstanbul’un İtilaf Devletlerince işgalinin (16 Mart 1920) arkasından Anadolu’ya geçen Fevzi Paşa, 27 Nisan 1920’de Ankara’ya vardı. İstasyonda Mustafa Kemal Paşa tarafından törenle karşılanan Fevzi Paşa, birinci dönem Meclis'e Kozan milletvekili olarak girdi. 26 Mayıs 1920 yılında İstanbul Hükûmetince ulusal hareketin liderlerinden biri olarak rütbesinin kaldırılması, nişanlarının geri alınması ve idamı kararı alındı.

3 Mayıs 1920 yılında Millî Müdafaa Vekilliği (Millî Savunma Bakanlığı) görevine getirildi. 24 Ocak 1921 yılında Mustafa Kemal Paşa’nın İcra Vekilleri Heyeti Reisliğinden ayrılmasının ardından, Millî Müdafaa Vekilliği üzerinde kalmak şartıyla İcra Vekilleri Heyeti Reisliğini (Başbakanlık) de yaptı. İkinci İnönü Muharebesi’nin zaferle sonuçlanmasının arkasından 3 Nisan 1921 yılında rütbesi Meclis kararıyla birinci ferikliğe (orgeneral) yükseltildi. Kütahya-Eskişehir Muharebeleri’nde mirliva İsmet Paşa komutasındaki Garp Cephesi ordularının mağlup olup Yunanların Temmuz 1921 yılında Afyonkarahisar, Kütahya ve Eskişehir’i ele geçirmelerinin arkasından İsmet Paşa’nın (İnönü) yerine Meclis tarafından Genelkurmay Başkanlığı'na getirildi. 3 Ağustos 1921 yılında Başvekillik, Millî Müdafaa Vekilliği ve Erkan-ı Harbiye Reisliği görevlerini hep beraber yürüttü ve Sakarya Savaşı esnasında TBMM Reisi ve Başkomutan Mustafa Kemal Paşa ile beraber bizzat cephede harekatı yönetti.


14 Ocak 1922 yılında millî müdafaa vekilliği, 9 Temmuz 1922 yılında icra vekilleri heyeti reisliği görevlerinden ayrılan Fevzi Paşa, Genelkurmay Başkanı olarak Büyük Taarruz’un askerî planlarını tertipledi. Zaferle neticelenen Dumlupınar Meydan Muharebesi’nin (30 Ağustos 1922) arkasından 31 Ağustos tarihinde rütbesi Başkomutan Mustafa Kemal Paşa’nın tavsiyesinin ardından Meclis tarafından Müşirliğe (Mareşal) terfi ettirildi.


CUMHURİYET DÖNEMİ

“Erkân-ı Harbiye-i Umumiye Vekilliği”nin kaldırılmasının ardından 30 Ekim 1924 yılına dek Meclis'te Kozan Milletvekilliği yapan Fevzi Çakmak, Atatürk'ün askerlik yapanların siyasete karışmamaları gerektiğine dair talimatının ardından, 31 Ekim 1924 yılında askerlik görevini, siyasete tercih ederek Kozan Milletvekilliği’nden istifasını verdi.

Erkân-ı Harbiye-i Umumiye Reisliği görevini 23 sene yapmasının ardından 12 Ocak 1944 yılında 68 yaşında Askerî ve Mülkî Tekaüt Yasası’na göre Tahdit-i Sin yani yaş haddinden ötürü emekliye sevk edildi.


1946 seçimlerinde Demokrat Parti listesinden bağımsız aday olarak Meclis'e VIII. Dönem İstanbul Milletvekili seçilen Fevzi Çakmak, 5 Ağustos 1946 yılında milletvekili olarak 22 yıl sonra yeniden Meclise katıldı. Demokrat Parti genel başkanı Celal Bayar’ın dönemin Cumhurbaşkanı’nın demokratik seçimlere izin vermesi için söylediği “Devr-i Sabık yaratmayacağız” (iktidara geldikten sonra yapılan yanlışların ve yolsuzlukların hesabını sormayacağız) demesinin ardından partisinden istifa ederek, 19 Temmuz 1948 yılında Osman Bölükbaşı ile beraber Millet Partisi’nin kurucu üyeleri arasında bulundu.


10 Nisan 1950'de hayata veda eden Mareşal Fevzi Çakmak'ın cenazesi 12 Nisan 1950 yılında Eyüp Sultan Camiinden kaldırılırken, cenaze namazında yüzbinlerce vatandaş katıldı. Cenazesi İstanbul’daki Eyüp Sultan Mezarlığında Küçük Hüseyin Efendi dergahı türbesine defnedilen Fevzi Çakmak'ın ailesinin talebiyle Ankara’daki Devlet Mezarlığı’na nakledilmedi. Mareşal Çakmak, Fitnat Çakmak (1892-1969) ile evli ve Nigar (1909-21 Ocak 1982) ile Muazzez adlarında iki kız çocuk babasıydı.


MAREŞAL NEDİR?

Türk Hava Kuvvetleri ve Türk Kara Kuvvetleri'nde en yüksek askerî rütbe olan Mareşal'in Türk Deniz Kuvvetlerindeki karşılığı büyükamiraldir. Bu rütbe en yüksek askerî rütbe olmakla birlikte diğer rütbelerden önemli bir farkı kıdem ve bekleme ile kazanılmaz. Bu rütbe savaşta üstün faydası görülen ve en az Oramiral veya Orgeneral rütbesine erişen subaylara Meclis tarafından ilgili kanuna dayanarak verilir.

DİĞER HABERLER
Sınırlar açılıyor
Çarşambadan itibaren sahaya iniyoruz
Frekanslara herkes ulaşabiliyordu
Erdoğan'a şiirli gönderme
Erdoğan, Türkmenistanlı mevkidaşı ile görüştü
Peşkeşe göz yummayacağız
Meclis'in toplanması için bize talep gelmedi