IŞIL ÇALIŞKAN
Ölüm döşeğinde bir baba ve evlatları... Eski defterler açılır; bu durum pişmanlıkları ve suçlamaları da beraberinde getirir. Çok geçmeden miras paylaşımı üzerine konuşulmaya başlanır. Bu arada çalan kapı zili daha derin sorunların habercisidir. Çünkü Azeri aksanıyla Türkçe konuşan bir genç kadın kapıdadır. Bu kadın, içeride hasta yatan kişinin babası olduğunu ve tüm mal varlığını annesine bıraktığını iddia eder. Daha önce babasıyla hiçbir temasta bulunmayan bu genç kadının davranışı mirasa sahip olmak için kan bağı yeterli midir sorusunu tartışmaya açar. Erhan Tuncer’in yazıp yönettiği ve bu hafta gösterime giren ‘Ağustos Böcekleri ve Karıncalar’; Antakya Altın Defne Film Festivali’nde ‘En İyi Senaryo’, Van Gölü Film Festivali’nde ise ‘Jüri Özel Ödülü’ kazandı. Filmde rol alan Bennu Yıldırımlar, Erdem Akakçe ve Gün Koper ile konuştuk.
Yedi yıl aradan sonra sinema filminde rol alan Bennu Yıldırımlar, bu yapımda evin tek kızı Selma rolünde. Yıldırımlar, uzun bir aradan sonra bu projeyi neden kabul ettiğini şöyle anlatıyor: “Filmin yerel gibi duran ancak her toplumda karşılığı olacak evrensel bir hikayesi var. Virajları, dönemeçleri olan ve değişimlere imkan veren bir senaryo. Ekip de güzel olunca hayır diyemedim.” Filmi ikinci kez izlediğini söyleyen Yıldırımlar, “Keşke şöyle yapsaydım diye baktığım sahnem olmadı ama tabii ki her şeyin daha iyisi var” diyor. Yıldırımlar, filmde “Kim ağustos böceği kim karınca?” sorusuna “Herkes biraz ağustos böceği biraz karınca. Aile kavramı ve mülkiyet duygusuyla sert yüzleşmeyi görüyoruz. Olmadık suratlardan olmadık tepkiler” yanıtı veriyor. Yıldırımlar filmin mesajını ise iki kelimeyle açıklıyor: “Ailenizi seçemiyorsunuz!”

Gün Koper, Bennu Yıldırımlar ve Erdem Akakçe filmde üç kardeşi canlandırıyor.
Filmde ailenin baskıcı ağabeyi Metin’i canlandıran Erdem Akakçe, ‘Ağustos Böcekleri ve Karıncalar’ın güzel açmazları ve güzel dert anlatan bir yapım olduğunu söylüyor. Akakçe, bu rolü kabul etmesinin sebebini şöyle açıklıyor: “İnsanoğlunun ne kadar ‘esnek’ olduğunu bize çok güzel izah ediyor. Güzel bir sahtekarlık sarmalı var. Bu maalesef çok gerçek bir durum. Bu filmde rol almayı bu nedenle kabul ettim.” Akakçe, üç kardeş için “O üçlü kimya oturmuş. Bir de izlerken enteresan bir şekilde aramızdaki fiziksel benzerliği fark ettim. Hepimiz birbirimize benziyoruz cidden. Tam bir aile olmuşuz” diyor. Filmde kimin ağustos böceği kimin karınca olduğunun belli olmadığını belirten Akakçe “İkili bir ayak basma durumu var aslında ama aslında her karakter tam bir ağustos böceği ve tam bir karınca. Ama benim seyirci olarak yorumum tek karınca Gün’ün oynadığı rol. Aslında tek ayağı yere basan adam Gün Koper” diye konuşuyor. Akakçe, bu yapımın konusundan yola çıkarak aile olmak için kan bağının yeterli olmadığını söylüyor.
Filmde kardeşlerin en küçüğü rolünde Gün Koper var. ‘Kemal’ adlı rolü kabul etmesinin sebebini karakteri deneyimlemek istediği bir yolculuk diye açıklayan Koper, filmin çekim aşamasını şöyle anlatıyor: “Ekip zaten birbirini tanıyan bir topluluktu. Set eğlenceliydi. Set mutlu olunca geri kalan problemler kendiliğinden çözülüyor.” Koper anlattıkları konuyla “Basit insanlar ve basit hayatların aslında o kadar da sıradan olmayabildiğini görüyoruz” diyor. Gerçek bir hikaye anlatmaya çalıştıklarına değinen Koper “Shakespeare oyunlarında adalet yerini bulur. Ama arada giden de gider. Gerçekte de adalet belki böyle bir şey. Adalet ne yazık ki masallardaki gibi olmuyor. Filmde de gerçek hayattaki gibi” diyor.
