07.03.2020  04:01

Resmiyette yazar bile değilim

Yazdığı 'Habis Kıssa' romana şans tanımayan, basmak için kesip-biçmek ya da para isteyen yayıncıları görünce kitabını kendi elleriyle yapmaya karar vermiş bir yazar olan Cihan Gülbudak “Yayınevlerinin yazdıklarınızı bin kopya basıp aslında tekrar baskı görmeyecek eserler dünyasına göndermek istemesini içime sindiremedim ve kendi romanımın mücellitliğine soyundum” diyor.

+
-

Cihan Gülbudak, sosyal medyada önüme çıkan bir videosuyla dikkatimi çekti. Merakla izlediğim videoda artık yok olmaya yüz tuttuğunu bildiğim mücellitlik zanaatinden öte bir şeyle karşılaştım. Sosyal medya hesabını biraz incelediğimde karşımda kendi yazdığı 'Habis Kıssa' romanını kendi kitap haline getiren ve satan biriyle karşılaşmanın şaşkınlığını yaşadım. Gülbudak iki kez yazdığı romanını belli başlı yayıncılara ulaştırmaya çalışmış, 'şans' tanınmayınca   bu yola başvurmuş. “Ben bir kaportacının çocuğu olarak hiç tesirli bağlantılarla ulaşamadım” sözleriyle yayın dünyasına kırgınlığını ifade ediyor.

Bugün edebiyat dünyasının önemli yazarları arasında yer alan William Golding 'Sineklerin Tanrısı' kitabını yazdığında 20’den fazla yayınevinden,   George Bernard Shaw ilk beş romanıyla 60 yayınevinden red cevabı almış ama pes etmemiş yazarlar. Edebiyat tarihi böyle azim hikayeleriyle dolu. Buradan hareketle, bu söyleşi Gülbudak'ın yazdıkları ve edebiyatla ilişkisinden ziyade kendi kitabını kendi yapma hikayesiyle ilgili. Ayrıca Gülbudak'ın kitabını henüz okumuş değilim, okumam için 666 kitabından birini 600 TL'ye satın almam gerekiyor.   Gülbudak buna rağmen sorularımı yanıtladı, ilginç hikayesini KARAR okuyucularıyla paylaştı. Kendisine teşekkür ediyor, size keyifli okumalar diliyorum.

Sosyal medya hesabınızda kendi romanınızı kendi ellerinizle yaptığınızı gösteren videolarınızla karşılaştım. Yayınevlerine göndermemiş miydiniz yazdıklarınızı?

Kitabın on yıldan fazla mazisi var. İki kez yazdım bu romanı ve ikisinde de yayıncılara ulaştırmayı denedim. Türkiye'de üç tip yayınevi var. İlki büyük yayıncılar ki bunlar yeni yazara hemen hemen hiç şans tanımıyor ya da dikkate alınmak için tesirli bir bağlantı kurmanız gerekiyor. Ben bir kaportacının çocuğu olarak hiç o tesirli bağlantılarla ulaşamadım hayatımda ve bir elektronik postayla hep iletişim kurmaya çalıştım. Ardından ikinci tip yayıncılara ulaşmaya çalıştım. Bunlar küçük sermayelerle kurulmuş, daha lokal ürünler basan yayınevleriydi. Birkaçı son derece samimi bir şekilde geri dönüp içeriğin sakıncalı kısımlarını yontmayı teklif etti ancak ben kabul etmedim. Son çare aslında yayınevi değil de matbaa olan, yani ücreti mukabilinde eserinizi çoğaltan ve aşırı sönük bir dağıtım ağına sahip tüccarlar... Aslında hepsinin sunduğu alternatif, yazdıklarınızı bin kopya basıp aslında tekrar baskı görmeyecek eserler dünyasına göndermek. Bunları içime sindiremedim ve alternatif bir yol olarak kendi romanımın mücellitliğine soyundum.

 



Videolarınızı izlerken insan her ne kadar etrafta modern objeleri görse de, yüzyıl önceki bir ana tanıklık ediyormuş gibi hissediyor. Kitap yapmayı nasıl öğrendiniz?

Pek şen şakrak ve fırsatların önüme altın tepside sunulduğu bir hayatım olmadı. Ama bu durumdan şikayet etmek yerine zorlukların oluşturduğu basıncı kullanıp bunları basamağa dönüştürdüm. İlk anda bu kitabı yayıncılara götürmek yerine bizzat ciltlemeye kalksaydım çok sıkılabilirdim. Çünkü hiç kolay bir iş değil ve hayli sabır gerektiriyor. Youtube'daki 'nasıl yapılır' kategorisini kullanarak öğrendim tüm detayları. İşin zor kısmı öğrenmek değil bu yola mecbur kalarak bir motivasyona ulaşmak...

Editörlere oldukça tepkilisiniz anladığım kadarıyla. Peki, kitabınızın editörlüğünü kim yaptı?
Editörlere tepkili değilim. Bu işi onlar için zorlaştıran bence yazar adaylarının yazmak konusunda gösterdikleri hadsiz ve zırcahil özgüvenleri. Öte yandan editörlerin asli görevi de yayın dünyasını olabildiğince 'düz edebiyat' ile bezemek olduğu için bence bu iki cenah birbirleriyle sonsuza dek yuvarlanıp gidebilir. Editörüm ve hatta redaktörüm bile yok. Çünkü ben arızalarımı seviyor ve tornadan çıkmış en muhteşem parça olmayı hayal etmiyorum. Kurgumdaki, dilimdeki hataları okura bir zihin tomografisi gibi sunmayı seviyorum.

Kendi kitabınızı yaptıktan sonra sizinle iletişim kuran yayıncılar oldu mu?

Oldu, hatta vaktinde yayın programları dolu olduğu gerekçesiyle dosyamla ilgilenemeyeceğini söyleyen bir yayıncı kitabı basmayı teklif etti. Fakat ne Habis Kıssa'yı ne de yazacağım başka hiçbir kitabı yayıncılar aracılığıyla okura ulaştırmak niyetinde değilim.

Yeni bir kitap yazmayı düşünüyor musunuz?
Birkaç farklı kitap var ve hepsini yine bizzat ciltleyerek müdanasız biçimde neşredeceğim.

ESAS ROMAN BU

Kitapseverler normalde yüksek kitap fiyatları yüzünden sürekli bir isyan halinde. Siz fiyatı neye göre belirliyorsunuz? 600 lira gibi yüksek bir bedele neden alıyor kitabınızı?

Ben tekel olmanın şımarıklığıyla davranıp tamamen kafama göre belirliyorum rakamları. İki yıl önce ilk kitapları 100 TL'den satışa sunmuştum. Kademeli olarak 120, 150, 200, 250, 300 ve son olarak da 400 TL'ye çıkardım bedelini. 666 kopyaya ulaştıktan sonra ne ben bir tane daha yapacağım, ne de bir yayıncıya vereceğim. Son 45 kopya kaldı. İnsanlar bu fiyata rağmen ilgi gösteriyor çünkü onlara ürün satmıyorum, tüccar değilim. Bir kitabı hazır hale getirmek üç gün sürüyor ama ben onlara emekle şereflendirilmiş bir meta da sunmuyorum zira mücellit de değilim. Hatta bir adım daha ileri giderek, eserimin arkasına ISBN kodu koymuyorum dolayısıyla resmiyette yazar bile değilim... Redaksiyonsuz ham bir metni, alet ve edevatsız bir amatör kitap yapıcıdan bizzat edinmek; yazarken yıllarını, yaparken günlerini veren adamın kültür ağalarına, sanat sosyetelerine, edebiyat cemiyetlerine, ülkesinin çorak düşün dünyasına kısaca herkese ve her şeye duyduğu kırgınlığa ilk elden şahit olmaktır ve bana kalırsa esas roman budur. Sonuç olarak ben okuruma bir romanın kahramanı olma şansını sunuyorum ve bu yüzden alaka gördüğümü düşünüyorum.
 

DİĞER HABERLER
Kayyum icraatine sert tepki
Sadi Konuk'taki görüntülere açıklama
Cezaevlerinde görüntülü görüşme dönemi
Fatih'te uyuşturucu operasyonu: 2 zanlı tutuklandı
KKTC'ye giriş yasağı 11 Nisan'a uzatıldı
Devir geliri bölüşerek çoğaltma devridir
'Bizim adamımız'