Yaşlanma karşıtı yaklaşımların temel hedefi yalnızca tek tek bireylerin ömrünü uzatmak değil; aynı zamanda toplum genelinde ölüm yaşları arasındaki farkı azaltmak. Bilim insanları bu etkiyi değerlendirmek için “hayatta kalma eğrisi” adı verilen grafiklerden yararlanıyor.
Erken ölüm oranlarının yüksek olduğu toplumlarda eğri kademeli olarak düşüyor; çünkü bireyler farklı yaşlarda hayatını kaybediyor. Önceki teoriler, uzun ömür tedavilerinin ölümleri daha dar bir yaş aralığında toplayarak bu eğriyi “düzleştireceğini” öne sürüyordu. Ancak yeni analiz, beklentinin her zaman gerçekleşmediğini gösterdi.
8 TÜR, 167 ARAŞTIRMA
Hakemli bilimsel dergi Biology Letters’ta yayımlanan incelemede; balık, fare, sıçan ve Hint şebeği dahil insan dışı sekiz tür üzerinde yapılmış 167 deneysel çalışma değerlendirildi.
Veriler, yaşam süresini uzatmaya yönelik müdahalelerin bazı hayvanlarda belirgin fayda sağladığını, bazılarında ise sınırlı ya da hiç etkili olmadığını ortaya koydu. Yani ortalama yaşam süresi artsa bile, bu artış tüm bireylere eşit biçimde yansımıyor.
“BİYOLOJİK BİR PİYANGO”
Çalışmanın yazarlarından, University of Sydney’den biyolog Tahlia Fulton, sonuçları değerlendirirken şu ifadeyi kullandı:
“Bu yaklaşımlar bazı hayvanların daha uzun yaşamasını sağlayabilir, ancak faydalar eşit dağılmıyor. Daha fazla bilgi olmadan sonuç biyolojik bir piyango gibi görünüyor.”
Fulton, New Scientist’e yaptığı açıklamada da benzer bir noktaya dikkat çekti:
Bazı bireyler kayda değer ölçüde daha uzun yaşarken, bazıları yalnızca sınırlı bir kazanım elde ediyor; bazıları içinse anlamlı bir fark oluşmayabiliyor.
UZUN YAŞAM MI, SAĞLIKLI YAŞAM MI?
Araştırma, yaşam süresinin uzaması ile “sağlıklı geçirilen yıllar” arasındaki ilişkinin hâlâ net olmadığını da vurguluyor. Yani ömrün uzaması, her zaman daha uzun bir sağlıklı dönem anlamına gelmeyebilir.
Hatta bazı durumlarda, daha uzun yaşamın kırılganlık süresinin uzamasıyla birlikte gelebileceği belirtiliyor. Bu da yaşlanma karşıtı tedavilerin yalnızca “kaç yıl yaşandığı” değil, “nasıl yaşandığı” açısından da değerlendirilmesi gerektiğini ortaya koyuyor.
Bilim insanları, gelecekte geliştirilecek tedavilerin herkes için aynı sonucu vermeyebileceğini kabul ederek, bu farklılığın nedenlerini anlamaya odaklanıyor. Amaç, uzun ömür araştırmalarının bir gün daha öngörülebilir ve daha adil sonuçlar üretmesini sağlamak.
