The Washington Post gazetesinde yayımlanan ve Dr. Trisha Pasricha tarafından kaleme alınan bir makale, yıllardır süregelen ilginç bir tartışmayı bilimsel verilerle aydınlattı. "Gazların Kralı" olarak bilinen Dr. Michael Levitt'in imza attığı sıra dışı araştırma, kadınların ve erkeklerin gaz (yellenme) kokusu arasındaki farkı ortaya koydu.
Toplum içinde konuşulması genellikle tabu kabul edilen ancak insan biyolojisinin en doğal gerçeklerinden biri olan "gaz çıkarma" (yellenme) eylemi, bilim dünyasının da ciddi araştırma konularından biri. The Washington Post'ta, Dr. Trisha Pasricha'nın yakında yayımlanacak "You’ve Been Pooping All Wrong" (Tamamen Yanlış Kaka Yapıyorsunuz) adlı kitabından alınan bir kesit, cinsiyetler arası koku tartışmasına son noktayı koydu.
Araştırmanın arkasındaki isim ise meslektaşları arasında "Gazların Kralı" (King of Farts) olarak bilinen ve NASA için astronotların uzay yürüyüşleri sırasında kendi gazlarını solumamaları için aktif karbon filtreli uzay kıyafetleri geliştiren ünlü Gastroenterolog Dr. Michael Levitt.

BİLİM TARİHİNİN "EN KÖTÜ İŞİ": GAZ KOKLAYICILARI
Dr. Levitt'in bu asırlık cinsiyet tartışmasını çözmek için kullandığı metodoloji, bilim tarihinin en ilginç deneylerinden birine sahne oldu.
Deney kapsamında 16 sağlıklı kadın ve erkek katılımcıya, gaz üretimini artıran barbunya ve sentetik bir şeker olan laktüloz yedirildi. Daha sonra laboratuvara alınan katılımcıların gazları, özel tüpler aracılığıyla sızdırmaz torbalara hapsedildi.
İşin en ilginç kısmı ise bu aşamadan sonra başladı. Popular Science dergisinin 2003 yılında "bilim dünyasındaki en kötü iş" olarak seçtiği iki bağımsız hakem, bu torbalardaki gazları koklayarak 0 (koku yok) ile 8 (çok rahatsız edici) arasında puanladı.

KARAR: KADINLARIN KOKUSU DAHA KESKİN, ERKEKLERİN HACMİ DAHA BÜYÜK
Jürinin değerlendirmesi ve yapılan kromatografi analizleri sonucunda çarpıcı bir gerçek ortaya çıktı: Kadınların çıkardığı gazın koku yoğunluğu ve keskinliği, erkeklerinkinden çok daha fazlaydı.
Ancak bilim insanlarına göre bu durum kadınların gazının daha kötü olduğu anlamına gelmiyor. Çünkü araştırmanın ikinci aşamasında, erkeklerin tek seferde çıkardığı gaz hacminin kadınlardan çok daha fazla olduğu (tek seferde yaklaşık yarım su bardağı kadar) saptandı.
Dr. Levitt, insan burnunun kötü kokuyu algılamasında sadece gazın yoğunluğunun değil, aynı zamanda dışarı salınan gazın hacminin de etkili olduğunu belirterek, bu iki farklı değişkenin (kadınlarda yüksek koku yoğunluğu, erkeklerde yüksek gaz hacmi) gerçek hayatta birbirini dengelediğini savundu. Kısacası, bilimsel olarak bu yarışın sonucu: Beraberlik.

UÇAKLARDA NEDEN DAHA FAZLA GAZ ÇIKARIYORUZ?
Makalede ayrıca uçak yolculuklarındaki gaz problemine de değiniliyor. İdeal gaz yasasına (PV=nRT) atıfta bulunulan yazıda, uçak yükseldikçe kabin basıncının düştüğü, bunun da bağırsaklardaki gazın hacminin genişlemesine neden olduğu belirtildi. Bu fiziksel kural nedeniyle, uçak yolculuklarında herkesin normalden daha fazla gaz sancısı veya çıkarma ihtiyacı hissettiği vurgulandı.
Bilim insanları, önemli bir toplantı, buluşma veya uzun bir uçak yolculuğu öncesinde gaz problemi yaşamak istemeyenlere ise Dr. Levitt'in laboratuvarında keşfedilen bir başka gerçeği tavsiye ediyor: İçeriğinde "bismut subsalisilat" (Türkiye'de de çeşitli mide ilaçlarında bulunur) etken maddesi olan ilaçlar, bağırsaktaki sülfür gazlarının yüzde 95'ini bağlayarak kokuyu ve şişkinliği etkili bir şekilde nötralize edebiliyor.
