Kütahya Sağlık Bilimleri Üniversitesi (KSBÜ) bünyesinde yürütülen ve tam 10 yıl süren titiz çalışmalar, kanser tedavisinde umut verici bir dönüm noktasına ulaştı. Merkezi Araştırma Laboratuvarı Uygulama ve Araştırma Merkezi’nde (KUYAM) bor madeni üzerine yoğunlaşan bilim insanları, geliştirdikleri özel bor türevlerinin kanser hücrelerini hedef alarak yok ettiğini kanıtladı. Üstelik bu yerli bileşenler, mevcut tedavilerin aksine sağlıklı hücrelere zarar vermiyor; aksine onların canlılığını destekliyor.

MİLLİ MADEN BOR KANSERE KALKAN OLUYOR
KUYAM Koordinatörü Doç. Dr. Fatih Kar öncülüğünde yürütülen projeler, Türkiye’nin stratejik madeni olan borun sağlık alanındaki potansiyelini gözler önüne serdi. TÜSEB ve TÜBİTAK gibi prestijli kurumlar tarafından desteklenen bu uzun soluklu araştırma süreci, borun sadece sanayide değil, biyotıp alanında da bir mucize olduğunu ortaya koydu. 10 kişilik uzman akademisyen ve öğrenci grubundan oluşan ekip, bor mineralinden sentezledikleri beş farklı türevi laboratuvar ortamında test ederek "Antikanserbor" adını verdikleri bileşenleri geliştirdi.

KANSER HÜCRELERİNİ ÖLDÜRÜYOR, SAĞLIKLI HÜCREYİ BESLİYOR
Geliştirilen bor türevlerinin en dikkat çekici özelliği, seçici hareket etme kabiliyeti oldu. Doç. Dr. Fatih Kar’ın açıklamalarına göre, laboratuvar sonuçları bu bileşenlerin kanserli hücrelerin çoğalmasını durdurduğunu ve bu hücreleri tamamen imha ettiğini gösteriyor. Geleneksel kemoterapi yöntemlerinin sağlıklı dokularda yarattığı tahribatın aksine, bu bor tabanlı ürünler sağlıklı hücrelerin yaşam döngüsünü koruyarak hücre canlılığını artırıyor. Bu durum, kanser hastaları için yan etkisi en aza indirilmiş yeni bir tedavi yönteminin kapılarını aralıyor.
Çalışmalar kapsamında özellikle beyin kanseri (glioblastoma) başta olmak üzere prostat, akciğer ve pankreas kanseri hücrelerinde etkili dozlar belirlendi. Hücre kültürü deneylerinin tamamlandığı, hayvan deneylerine yönelik çalışmaların ise sonuçlanmak üzere olduğu bildirildi. ’Antikanserbor’ adı verilen bor tabanlı bileşenler için patent başvurusunda bulunulduğu belirtilirken, çalışmaların tamamlanmasının ardından geliştirilen ürünlerin sağlık alanında kullanıma sunulmasının hedeflendiği kaydedildi.
