Modern toplumun en büyük sağlık tehditlerinden biri olan kardiyovasküler hastalıklar, artık sadece ileri yaş gruplarını değil, genç yetişkinleri de hedef alıyor. Doç. Dr. Oğuz Kılıç, kalp sağlığını korumanın yolunun "tedaviden değil, önleyici alışkanlıklardan" geçtiğini vurgularken, toplumun değişen beslenme profilinin yarattığı tehlikeye işaret etti.
"MUTFAKTAKİ TEHLİKE: KARBONHİDRAT VE ENDÜSTRİYEL GIDA"
Kalp hastalıklarının temelinde hatalı beslenme modellerinin yattığını ifade eden Kılıç, karbonhidrat, doymuş yağ ve yüksek tuz içeren "batı tipi" beslenmenin damar sağlığını bozduğunu belirtti. Kılıç’ın reçetesi ise net:
Akdeniz Tipi Beslenme: Sebze, meyve ve yeşillik ağırlıklı, sıvı tüketiminin ön planda olduğu bir model benimsenmeli.
Mutfak Yasakları: Kızartmalar, hamur işleri ve işlenmiş endüstriyel gıdalardan uzak durulmalı; tuz tüketimi minimuma indirilmeli.
GENÇLERİ HEDEF ALAN YENİ RİSKLER
Genç yaşlardaki vaka artışını "zararlı alışkanlıkların yaygınlaşmasına" bağlayan Doç. Dr. Kılıç, sigara ve alkol kullanımının damar yapısı üzerindeki akut etkilerinin 30'lu yaşlarda dahi kalp krizini tetikleyebildiğini vurguladı. Uzman isim, yaklaşık 15 yıl öncesine kıyasla risk yaşının neredeyse yarı yarıya düştüğünün altını çizdi.
SESSİZ BELİRTİLERE KARŞI "ALTIN SAAT" UYARISI
Kalp krizinin her zaman şiddetli bir ağrıyla gelmediğini belirten Kılıç, hastaların en sık yaptığı hatanın semptomları "geçici" olarak değerlendirmek olduğunu söyledi. Kılıç, şu belirtilerin hayati önem taşıdığını hatırlattı:
Göğüste Baskı: Sıkışma hissi ve nefes darlığı.
Yayılan Ağrı: Göğüsteki huzursuzluğun sırta, sol kola, boyuna veya çeneye vurması.
Çarpıntı: Sebebi açıklanamayan ani ritim bozuklukları.
FİZİKSEL AKTİVİTE: "HER GÜN TEMPOLU YÜRÜYÜŞ"
İlaç tedavisi kadar fiziksel hareketin de koruyucu olduğunu savunan Doç. Dr. Kılıç, diyabet ve hipertansiyon hastalarının düzenli kontrol altında olmalarının yanı sıra, her gün düzenli ve tempolu yürüyüş yapmalarının "hayat kurtarıcı" bir önlem olduğunu ifade etti.
