Hava kirliliği ile kanser arasındaki bağa dair ezber bozan bir araştırma, Journal of Hazardous Materials dergisinde yayımlandı. Araştırma sonuçlarını değerlendiren onkoloji uzmanı Prof. Dr. Mustafa Özdoğan, ozonun sadece bir solunum yolu kirleticisi değil, vücudun genetik yapısını bozan sistemik bir tehdit olduğunu vurguladı.
OZON BAĞLANTILI ÖLÜMLERDE %80 ARTIŞ
2000 yılından bu yana küresel ölçekte ozon kirliliğine bağlı kanser ölümlerinde çarpıcı bir yükseliş gözleniyor:
2000 yılında 261 bin olan ozon kaynaklı ölümler, 2023 itibarıyla 469 bin 860’a ulaştı.
Trafik emisyonları (11 µg/m³), orman ve arazi yangınları (4,8 µg/m³) ile endüstriyel faaliyetler (2,66 µg/m³) temel kirleticiler olarak saptandı.
Kısa süreli ozon maruziyetinin kanser ölümlerindeki payı Brezilya'da %10,8, Şili'de %6,3 ve Tayland'da %6 olarak kaydedildi.
BİYOLOJİK KÖPRÜ: AKCİĞERDEN KARACİĞERE YAYILAN HASAR
Prof. Dr. Özdoğan, ozonun neden solunum sisteminden uzak organlarda bile kanseri tetiklediğini "akciğer-karaciğer ekseni" ile açıklıyor. Solunan ozon, akciğer mikrobiyotasını bozarak dolaşım sistemine inflamatuar (iltihabi) sinyaller gönderiyor. Bu sinyaller karaciğerde yağ metabolizmasını bozarken, hücrelerde DNA hasarına ve "telomer" kısalmasına yol açarak genetik değişimleri hızlandırıyor.
RİSK ANALİZİ: HER 10 MİKROGRAMLIK ARTIŞIN BEDELİ
Çalışma, ozon konsantrasyonundaki her metreküp başına 10 mikrogramlık artışın, 24 yaygın kanser türündeki ölümlerde yüzde 0,84’lük bir artışla ilişkili olduğunu gösteriyor. Bu risk artışı; karaciğer kanserinde %0,42 iken, tiroid kanserinde %1,43 gibi yüksek bir seviyeye ulaşıyor.
TÜRKİYE İÇİN "EŞİK DEĞER" UYARISI
Türkiye'deki hava kalitesi verilerine de değinen Özdoğan, endişe verici tabloya dikkat çekti:
PM2,5 Artışı: 2024’te 15,3 µg/m³ olan PM2,5 ortalaması, 2025’te 19,2 µg/m³ seviyesine yükseldi.
Ozon Kirliliği: İstanbul gibi metropollerde ozon kirliliği bir önceki yıla oranla %10 artış gösterdi.
Yasal Sınırlar: Türkiye’deki 120 µg/m³ olan yasal sınırın, Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) önerdiği 100 µg/m³ eşiğinin üzerinde kalması, mevzuatın güncellenmesi gerekliliğini ortaya koyuyor.
KORUNMA STRATEJİLERİ
Kanser hastaları ve risk grubundaki bireyler için ozon maruziyetini en aza indirmenin hayati olduğunu belirten Prof. Dr. Özdoğan; ozonun en yoğun olduğu saatlerde dış mekan aktivitelerinden kaçınılması, hava kalitesinin anlık takibi ve antioksidan ağırlıklı beslenmenin koruyucu etkisine işaret etti.
