Günümüzde DEHB tanısı alan bireylerin sayısı hızla artarken, bilim dünyası kritik bir soruyu tartışmaya açtı: "Gerçekten DEHB’li olmayan kimse kaldı mı?" Artık sorun sadece bireysel bir patoloji değil; nöropsikolojik bir vites değişimi olarak görülüyor. İnsan dikkati; bildirimler, e-postalar ve dijital onaylanma ihtiyacıyla sürekli bir saldırı altında.
DİJİTAL İSKELE KURMAK: BEYNİMİZ DÜŞÜNMEYİ Mİ UNUTUYOR?
Klinik gözlemlere göre, GPS kullanımı veya adım adım video eğitimleri gibi dışsal rehberlere aşırı bağımlılık, beynin "planlama ve sıralama" becerilerini köreltiyor. İnsanlar artık mantıksal bir düşünce zincirini dış yardım olmadan kurmakta zorlanıyor. Bu durum, DEHB’nin temel belirtisi olan "hedefe yönelik düşünceyi sürdürememe" haliyle birebir örtüşüyor.
Karşıt Argüman: "Counterfactual Human" (Karşı olgusal insan) olarak tanımlanan; telefonuna bakmayan, uyarılardan etkilenmeyen ve duygusal nötrlüğünü koruyan o idealize edilmiş "odaklanmış insan" tipi, günümüz teknolojik şartlarında artık sadece teorik bir kurgudan ibaret olabilir.

AKADEMİK PERSPEKTİF: EVRİMSEL UYUMSUZLUK TEORİSİ
Sadece teknolojik kullanım değil, biyolojik mirasımız da bu süreçte rol oynuyor. Journal of Medical Ethics gibi mecralarda tartışılan "Mismatch (Uyumsuzluk) Teorisi"ne göre; insan beyni, vahşi doğada tehditleri ve fırsatları hızla fark etmek üzere (hiper-dikkat) evrimleşmiştir. Ancak modern ofis ve okul ortamları, saatlerce süren statik bir odaklanma bekler.
Ek Bilgi: Yapılan araştırmalar, yoğun dopamin salgılatan kısa videoların (Reels, TikTok vb.), beynin ödül sistemini manipüle ederek uzun vadeli planlama yapma kapasitesini (yönetici işlevler) zayıflattığını gösteriyor.

TÜRKİYE ÇERÇEVESİ: "EĞİTİMDE DEHB TANISI BİR KAÇIŞ MI?"
Türkiye’de de DEHB tanı oranları son 10 yılda belirgin bir artış gösterdi. Uzmanlar, bu durumu sadece biyolojik bir bozukluk olarak değil, değişen kültürel ve eğitimsel taleplerle de ilişkilendiriyor.
Sınav Odaklılık: Türkiye'deki rekabetçi sınav sistemi, çocuklardan "insanüstü" bir odaklanma talep ediyor. Bu baskı altında doğal olarak dikkati dağılan çocuklar, hızlıca "patolojik vaka" olarak etiketlenebiliyor.
Dijital Bakıcılık: Türkiye'de çocukların ekranla tanışma yaşının düşmesi, sinir sisteminin regüle olma yeteneğini kısıtlıyor. Uzmanlar, "dijital ortamın yarattığı huzursuzluğun" DEHB ile karıştırılabildiği konusunda ebeveynleri uyarıyor.

ÇOCUKLARI HAYALİ BİR STANDARTLA YARGILAMAYIN
Tanı kategorileri destek için bir araç olmalı, damgalama için değil. Sinir sisteminin çevresel uyaranlara verdiği tepkiyi bir "kusur" yerine "bağlama duyarlı bir adaptasyon" olarak görmek gerekiyor. Belki de sorun çocukların beyinlerinde değil, o beyinlerin içine hapsedildiği, limitleri aşan bu yeni medeniyettedir.
Haber Kaynakçası:- Ana Kaynak: Psychology Today, “Who Does Not Have ADHD?”, Dr. Mitchell Clionsky (Klinik Nöropsikolog) & Dr. Emily Phifer.
- Akademik Destek: Journal of Medical Ethics, “The Mismatch Theory: Evolutionary Psychology and ADHD” (Evrimsel Psikoloji ve DEHB Uyumsuzluğu Araştırmaları).
- Teknoloji ve Nörobilim: Nature Communications, “Digital Stimuli and Dopaminergic Reward Pathways” (Dijital Uyaranların Dopaminerjik Ödül Yolları Üzerindeki Etkisi Araştırması).
- Türkiye Verileri: Türk Psikiyatri Dizini ve Türkiye Çocuk ve Genç Psikiyatrisi Derneği (Çocuklarda Ekran Kullanımı ve Dikkat Sorunları Raporları).
