Çevresel faktörlerin ve genetik potansiyelin birleşimiyle ortaya çıkan alerjik hastalıklar, Türkiye’de milyonlarca vatandaşın yaşam kalitesini tehdit ediyor. Prof. Dr. Metin Aydoğan’ın verilerine göre, nemli bölgelerde ev tozu akarları (mite) başrolü oynarken, iç kesimlerde mevsimsel polenler alerjik vakaları tetikliyor.
BÖLGESEL ALERJİ PROFİLLERİ: COĞRAFYA KADERİ BELİRLİYOR
Prof. Dr. Aydoğan, alerjinin yaşanan bölgedeki floraya göre şekillendiğine dikkat çekerek şu verileri paylaştı:
Ankara ve İç Anadolu: Birinci sırada çim poleni alerjisi yer alıyor.
Ege Bölgesi: Bölgenin karakteristik bitki örtüsü olan zeytin ağacı, en baskın alerjen olarak öne çıkıyor.
Marmara ve Adana: Nem oranının yüksek olduğu bu bölgelerde, en önemli alerjen faktörü ev tozu akarları olarak kaydediliyor.
En Sık Görülen Hastalık: Kurdeşen
Çocukların yaklaşık %20’sinde görülen kurdeşen (ürtiker), Türkiye’deki alerjik tabloda zirvede yer alıyor. Hastalıkların görülme oranları ise şu şekilde sıralanıyor:
Kurdeşen ve Saman Nezlesi: %20
Egzama: %15
Astım: %10
Besin Alerjileri: %4-5
İnek Sütü Alerjisi: %2,5
TÜRKİYE’NİN "FISTIK" DEĞİL "SÜT" FARKI
Yeni Şafak'ta yer alan habere göre, besin alerjilerinde Türkiye’nin küresel trendlerden ayrıştığını vurgulayan Aydoğan, ilginç bir kıyaslama yaptı:
"ABD'de en büyük sorun fıstık alerjisiyken, balık tüketiminin yüksek olduğu Norveç'te balık alerjisi ilk sıradadır. Türkiye'de ise tablo tamamen farklı. Bizde listenin başında süt yer alıyor. İkinci sırada yumurta, üçüncü sırada ise kuru yemişler geliyor. ABD'nin korkulu rüyası olan fıstık, Türkiye sıralamasında ancak 10. sırada kendine yer bulabiliyor."
İLAÇ ALERJİLERİNDE YENİ TREND: YARI SENTETİK PENİSİLİNLER
Eskiden sadece klasik penisilin iğnelerine (Penadur) karşı alerji görüldüğünü hatırlatan Prof. Dr. Aydoğan, günümüzde antibiyotik kullanım alışkanlıklarının değişmesiyle birlikte "amoksisilin klavulanat" gibi yarı sentetik ilaçlara karşı gelişen alerjilerin daha sık rapor edildiğini belirtti.
BELİRTİLERİ HAFİFE ALMAYIN: YAŞAM KALİTESİNİ DÜŞÜRÜYOR
Burun akıntısı, nefes darlığı ve döküntü gibi semptomların sadece fiziksel bir rahatsızlık değil, aynı zamanda ciddi bir yaşam kalitesi kaybı olduğunu söyleyen uzmanlar; özellikle nemli bölgelerde yaşayanların ve ailesinde alerji geçmişi olanların çevresel önlemlere (akar önleyici kılıflar, polen filtreleri vb.) dikkat etmesi gerektiğini vurguluyor.
