Araştırmalar, standart önerilerin bazı kişiler için yetersiz kalabileceğini ortaya koyarken, eksikliğin kalp hastalıklarından kemik kırıklarına kadar pek çok sağlık sorunuyla ilişkili olabileceğine dikkat çekiyor. Bu nedenle D vitamini seviyesini doğru belirlemek, hem eksiklikten hem de gereksiz yüksek dozdan korunmak açısından büyük önem taşıyor.
D VİTAMİNİ NEDİR, NEDEN BU KADAR ÖNEMLİ?
D vitamini, A, D, E ve K vitaminlerini kapsayan yağda çözünen vitaminler grubuna dahildir. Bu vitaminler vücutta yağ ile birlikte emilir ve karaciğer ile yağ dokusunda depolanır.
Besinlerle alınan D vitamini iki ana formda bulunur:
• D2 (ergokalsiferol): Daha çok mantar gibi bitkisel kaynaklarda yer alır.
• D3 (kolekalsiferol): Somon, morina ve yumurta sarısı gibi hayvansal gıdalarda bulunur.
Ancak en etkili kaynak güneş ışığıdır. Güneşten gelen ultraviyole ışınları, ciltte bulunan kolesterolü D3 vitaminine dönüştürür.
Vücut bu vitamini kullanabilmek için önce karaciğerde depolama formuna, ardından böbreklerde aktif formuna dönüştürür. Kan testlerinde ölçülen değer de bu depolama formudur.
D vitamini, başta kalsiyum ve fosfor dengesi olmak üzere kemik sağlığını doğrudan etkiler. Bunun yanında bağışıklık sistemini desteklediği ve bazı hastalık risklerini azaltabileceği de araştırmalarla gösterilmiştir.
Düşük D vitamini seviyeleri; kırıklar, düşmeler, kalp hastalıkları, bazı kanser türleri ve hatta ölüm riski ile ilişkilendirilmektedir.
GÜNLÜK İHTİYAÇ NEYE GÖRE DEĞİŞİYOR?
D vitamini ihtiyacı sabit değildir. Kişinin:
• Yaşı
• Cilt rengi
• Güneşe maruz kalma süresi
• Yaşadığı coğrafya
• Mevcut D vitamini seviyesi
gibi birçok faktöre bağlı olarak değişir.
Bazı çalışmalar, sağlıklı seviyelere ulaşmak için önerilen miktarların üzerinde alım gerekebileceğini göstermektedir. Örneğin; D vitamini eksikliği ile kolorektal kanser riskinin artışı arasında bağlantı bulunmuştur.
Obez bireylerde eksiklik riski daha yüksek olabilir ve dozun buna göre ayarlanması gerekebilir. Ayrıca düşük D vitamini seviyeleri kalp hastalığı riski ile de ilişkilidir
D VİTAMİNİ HANGİ BESİNLERDE BULUNUR?
En etkili kaynak güneş ışığı olsa da bazı besinler de D vitamini içerir:
• Morina karaciğeri yağı
• Kılıç balığı
• Somon
• Ton balığı
• Dana karaciğeri
• Yumurta sarısı
Mantarlar ise UV ışığına maruz kaldıklarında önemli miktarda D2 vitamini üretebilir.
Takviye tercih edilecekse, araştırmalar D3 formunun (kolekalsiferol) daha etkili olduğunu göstermektedir.
KİMLERİN DAHA FAZLA D VİTAMİNİNE İHTİYACI VAR?
Bazı gruplarda D vitamini ihtiyacı daha yüksektir:
Yaşlı bireyler:
Yaş ilerledikçe cilt D vitamini üretme kapasitesini kaybeder ve güneşe maruz kalma süresi azalır.
Koyu ten rengine sahip kişiler:
Melanin, UV ışınlarını engellediği için D vitamini üretimi daha zor olur.
Güneşten uzak bölgelerde yaşayanlar:
Kış aylarında güneş ışığı yetersiz olduğu için eksiklik riski artar.
Yağ emilimi sorunu yaşayanlar:
Crohn hastalığı, karaciğer hastalıkları veya bariatrik cerrahi sonrası D vitamini emilimi azalabilir.
GÜNLÜK NE KADAR ALINMALI?
Genel öneri, yetişkinler için günlük yaklaşık 15 mikrogram (600 IU) civarındadır. Ancak bu miktar herkes için yeterli olmayabilir.
Güneşe yeterince maruz kalmayan kişiler için bazı uzmanlar günde en az 1000 IU (25 mikrogram) D3 takviyesini önermektedir.
D2 Mİ, D3 MÜ?
Araştırmalar, D3 vitamininin kandaki seviyeleri artırmada D2’ye göre daha etkili olduğunu göstermektedir. Bu nedenle takviye seçerken D3 tercih edilmesi önerilir.
D VİTAMİNİ TAKVİYESİ NASIL KULLANILMALI?
D vitamini takviyesi almadan önce mutlaka bir doktora danışılması gerekir. Kan değerlerine göre uygun doz belirlenmeli ve ürünün kullanım talimatlarına uyulmalıdır.
Doğru miktarda D vitamini almak, hem eksiklik kaynaklı sağlık sorunlarını önlemek hem de gereksiz yüksek dozdan kaçınmak için kritik önem taşır.
