Başkent sakinleri her yıl olduğu gibi bu yıl da Ankara camileri dijital ekran araştırmalarına devam ediyor.
İslam aleminin heyecanla idrak ettiği kutsal ay boyunca Ramazan ışıklandırma kültürü şehrin semalarında görülmüyor.
Tarihi dokusuyla bilinen Hacı Bayram Veli aydınlatma altyapısı uygun mimari özellikler taşımadığı için kurulum yapılamıyor.
Vatandaşların sıklıkla dile getirdiği Osmanlı payitaht mirası söylemlerinin temelinde tarihi kökenler ve zorlu statik mühendislik hesaplamaları yatıyor.
MAHYA NEDİR VE NASIL YAPILIR?
Diyanet İşleri Başkanlığı ve Vakıflar Genel Müdürlüğü kayıtlarına göre, bu asırlık ışıklı mesaj uygulaması çift minareli yapılarda iki kule arasına gerilen özel iplerle yapılıyor.
Yüzlerce yıllık bir geçmişe sahip olan bu sanat, geçmişte zeytinyağı kandilleri kullanılarak icra edilirken günümüzde yerini elektrikli LED sistemlere bıraktı.
Ancak bu modern sistemlerin bile kurulması, ciddi bir mühendislik bilgisi, hava şartlarına dayanıklılık ve ustalık gerektiriyor.
Bu alanda yetişen az sayıdaki zanaatkâr, asırlık geleneği yaşatmak için her yıl hummalı bir çalışma yürütüyor.

KOCATEPE CAMİİ MİNARELERİ ARASINA NEDEN MAHYA KURULAMIYOR?
Başkentin en büyük ibadethanelerinden biri olan Kocatepe için en büyük engel teknik altyapı yetersizliği olarak öne çıkıyor.
Minarelerin yüksekliği ve 2 kule arasındaki geniş mesafe, rüzgar yükü hesaplandığında iplerin güvenli bir şekilde gerilmesine imkan tanımıyor.
Şehrin yüksek kesimlerindeki sert hava koşulları, tonlarca ağırlığa ulaşabilen bu sistemlerin güvenliğini riske attığı için geleneksel yöntemlerle kurulum yapılamıyor.
Modern çelik halatların çekilmesi dahi yüzde 100 güvenlik sağlamadığı için risk alınmıyor.
HACI BAYRAM VELİ CAMİİ TEK MİNARELİ Mİ?
Tarihi dokusuyla Ankara için büyük bir manevi değere sahip olan yapının tek minareli mimarisi, 2 kule arasına ip germe prensibine dayanan sistemi tamamen imkansız hale getiriyor.
Selatin camisi statüsünde yer almayan ve sonradan çeşitli restorasyonlar geçiren bu tarihi mekanda, sadece çevre aydınlatması uygulanıyor.
Vatandaşlar ibadetlerini gerçekleştirirken, avlu ve çevre düzenlemesi kapsamında kurulan aydınlatma direkleri sayesinde alanın manevi atmosferi destekleniyor.

MAHYA GELENEĞİ SADECE İSTANBUL'A MI ÖZGÜ?
Osmanlı İmparatorluğu döneminde sultanlar tarafından yaptırılan ve selatin adı verilen devasa eserlerde uygulanan bu görsel şölen, tamamen İstanbul merkezli bir payitaht kültürü olarak tarihe geçti.
Başkentte bu işi yapacak yerleşik bir ustalık ekibinin ve tarihi bir atölye altyapısının bulunmaması, uygulamanın Anadolu'nun diğer şehirlerine yayılmasını yavaşlatan en önemli tarihi faktörler arasında gösteriliyor.
Günümüzde de bu değerli miras, ecdadımızdan kalan bir yadigâr olarak kısıtlı bölgelerde yaşatılıyor.
DİJİTAL MAHYA UYGULAMALARI NEDEN TERCİH EDİLMİYOR?
e-Devlet üzerinden Diyanet İşleri Başkanlığı sistemlerine giren vatandaşlar, konu hakkında detaylı resmi bilgi alabiliyor.
Gelişen teknolojiyle birlikte dijital ekranların minareler arasına yerleştirilmesi teknik olarak mümkün görünse de, ilgili devlet kurumları asırlık sanatın ruhunu zedelememek adına bu yeniliğe sıcak bakmıyor.
Kurulum maliyetlerinin 100 bin TL seviyelerini aşması ve dijital panoların estetik dokuyu bozması nedeniyle dijitalleşmeye izin verilmiyor.
Vakıflar Genel Müdürlüğü, binlerce yıllık zanaat kültürünü korumak ve yozlaşmayı engellemek adına sadece geleneksel metotların uygulanmasına onay veriyor.

