Narenciyenin başkenti Adana’da, ilk bakışta portakalla karıştırılan ancak tadındaki acılık nedeniyle taze tüketimi tercih edilmeyen turunç meyvesi, Kozanlı kadınların imece usulü çalışmasıyla dev bir ekonomik değere dönüşüyor. Acarmantaş Mahallesi'nde bir araya gelen kadınlar, tarlada adeta "çöp" gözüyle bakılan bu meyveyi kara kazanlarda odun ateşiyle buluşturarak hem reçelini hem de tansiyona iyi gelen ekşisini üretiyor. Sabır ve emek isteyen bu dönüşüm hikayesi, geleneksel lezzetleri sofralara taşırken ev ekonomisine de büyük katkı sağlıyor.
5 TL’LİK MEYVENİN 300 TL’LİK DÖNÜŞÜMÜ
Turunç meyvesinin tarladaki düşük fiyatı, kadınların mutfaktaki dokunuşuyla tamamen değişiyor. Üretici Gülsüm Pazarcı, tarlada kilosu sadece 5 TL olan turuncun, işlendikten sonra 200 ile 300 TL arasında alıcı bulduğunu vurguluyor. Meyvenin hiçbir parçasını israf etmeyen kadınlar, kabuklarından eşsiz bir reçel, posasından ise bölgenin vazgeçilmez lezzetlerinden olan turunç ekşisi üreterek katma değeri katlıyor.

4 GÜNLÜK SABIR VE İNCE İŞÇİLİK
Turuncun o meşhur acısının çıkması ve reçelin o "inci" gibi görünüme kavuşması hiç de kolay değil. Meyvenin kabukları önce rende usulüyle titizlikle temizleniyor, ardından haşlama işlemine geçiliyor. Haşlanan kabuklar, acılığının tamamen gitmesi için tam 4 gün boyunca suda bekletiliyor. Bu sürecin sonunda ipe dizilen kabuklar, kara kazanlarda odun ateşinde 3 saat boyunca kaynatılarak vakumlanıyor.
TANSİYON VE ŞEKER HASTALARININ DOĞAL İLACI
Sadece reçeliyle değil, posasından elde edilen ekşi sosuyla da turunç, tam bir şifa deposu. Üreticilerden Özlem Dinler, özellikle turunç ekşisinin tansiyon ve şeker hastaları tarafından yoğun ilgi gördüğünü belirtiyor. İçeriğindeki zengin vitaminler, mineraller ve fenolik bileşikler sayesinde mide dostu olan meyve, aynı zamanda sinir sistemini yatıştırıcı etkisiyle de biliniyor.

EV EKONOMİSİNE KATKI SAĞLIYOR
Yıllık yaklaşık 5 ton üretim hacmine ulaşan Kozanlı kadınlar, televizyon başında vakit geçirmek yerine üretmeyi tercih ederek hem ülke hem de aile ekonomisine omuz veriyor. Sosyal medya üzerinden gelen taleplerle Türkiye’nin dört bir yanına gönderilen bu şifalı ürünler, emeğin nasıl kazanca dönüşebileceğini gözler önüne seriyor. "Para kazandıkça mutlu oluyoruz" diyen Gülizar Dinler, üretimin kadınların hayatına kattığı anlamı özetliyor.
