Dev yarış organizasyonu Formula 1, resmi duyuruyla 5 yıllık yeni bir anlaşma imzalayarak Türkiye'ye dönüyor.
Yetkililerin 24 Nisan 2026 tarihinde paylaştığı bilgilere göre, yarış arabaları uzun bir aradan sonra tekrar piste çıkacak.
Türkiye Otomobil Sporları Federasyonu (TOSFED) ortaklığıyla yürütülecek bu sürecin toplumda yarattığı etki ise Twentify şirketinin hazırladığı saha araştırmasıyla gün yüzüne çıktı.
Çalışma, konuya uzak kişilerin bile dev organizasyonun dönüşünü büyük bir ulusal prestij kaynağı olarak benimsediğini gösteriyor.
MİLLİ GURUR VE TRİBÜN ARASINDAKİ DERİN BOŞLUK
Elde edilen veriler, insanların zihnindeki aidiyet duygusuyla gerçek hayattaki katılım arasında büyük bir fark bulunduğunu kanıtlıyor.
Toplumun hemen hemen her kesimi dev etkinliği bir saygınlık sembolü olarak değerlendiriyor.
Ne var ki bu olumlu bakış açısı, doğrudan bilet alıp yarışları canlı izleme pratiğine dönüşmüyor.
Geniş kitleler yarışı bir tutku haline getirmek yerine, ekran karşısında sadece denk geldikçe izlemeyi tercih ediyor.
Bein Sports'ta Serhan Acar sürprizi: Formula 1 yarışları ona emanet
FUTBOLUN GÖLGESİNDE KALAN MOTOR SPORLARI
Yapılan incelemeler, otomobil yarışlarının Türkiye sınırları içinde futbol gibi devasa bir endüstrinin gerisinde kaldığını vurguluyor.
İnsanlar yarışları reddetmese de günlük yaşantılarının ana gündemi haline getirmiyor.
Bunun temelinde, medyanın yetersiz ilgisi, altyapı bariyerleri ve uzun yıllar boyunca ülkenin yarış takviminden uzak kalması yatıyor.
Araştırmaya katılan 38 yaşındaki bir erkek durumu, "Bence reklam eksikliği, medya... Bir de ilgisizlik. Genelde bizim ülkemizde futbola çok ilgi gösterildiği için motor sporlarından uzak kalıyoruz" cümleleriyle özetledi.
DİJİTAL DÜNYAYI YAKINDAN TAKİP EDEN KÜÇÜK AMA TUTKULU BİR KİTLE
Büyük kalabalıkların yüzeysel ilgisine tezat biçimde, küçük bir grubun yarışlara olağan üstü bir bağlılık duyduğu görülüyor.
Özellikle dijital platformlarda pilotların özel hayatlarını, teknik analizleri ve yarış özetlerini takip eden bu genç nesil, araç kültürüyle derin bir bağ kuruyor.
Bu grupta yer alan 27 yaşındaki bir kadın katılımcı, "İki yıl önce motor ehliyeti aldım, bu sebepten daha da ilgimi çekmeye başladı. Aslında ehliyet almamın sebebi de Formula 1 yarışları oldu diyebilirim" diyerek ilgisinin kaynağını aktardı.
Formula 1'de BYD sürprizi: Griddeki 12. takım olabilir
KÜRESEL ARENADA YUMUŞAK GÜÇ ARACI OLARAK GÖRÜLÜYOR
Türkiye'de düzenlenecek yarışlar, basit bir spor müsabakası olmanın çok ötesinde bir imaj çalışması olarak kabul ediliyor.
Katılımcılar, böylesine dev bir etkinliğin uluslararası tanıtıma büyük katkı yapacağına inanıyor.
Bu sayede ülkenin küresel arenada hak ettiği yeri alacağı düşünülüyor.
26 yaşındaki bir erkek katılımcı, "Türkiye'nin Orta Doğu ülkesi olmadığını tüm dünya görmüş olur" şeklinde konuştu.
Konuyu yerel başarılarla bağdaştıran 35 yaşındaki bir erkek ise, "Toprak Razgatlıoğlu, Kenan Sofuoğlu ile motor sporlarındaki başarımız F1'e taşınabilir" yorumunu yaptı.
BİREYSEL KAZANÇTAN ZİYADE ÜLKE TANITIMINA İNANÇ TAM
İşin mali boyutuna gelindiğinde ise halkın çok daha temkinli yaklaştığı fark ediliyor.
Toplum, bu devasa organizasyonun turizmi canlandıracağı ve ülkeye ciddi miktarda döviz getireceği konusunda fikir birliğine varıyor.
Fakat bu ekonomik hareketliliğin sıradan vatandaşın cebine doğrudan yansıyacağı düşüncesi oldukça zayıf kalıyor.
Konuyla ilgili düşüncelerini paylaşan 30 yaşındaki bir katılımcı, "Esnaflar iyi iş yapar, oteller daha işlek olur, ülkenin bilinirliği arttığı için daha çok turist çeker" derken; 37 yaşındaki bir başka kişi, "Gözle görülür katkı olmaz ama illaki dolaylı anlamda olumlu katkı sağlar" ifadesini kullandı.
Nestle, çalınan 413 bin KitKat'ı arıyor: İhbar için web sitesi açtı
MİLLİ HEYECAN İÇİN YERLİ PİLOT BEKLENTİSİ
Raporun en çarpıcı tespitlerinden biri de piste çıkacak yerli bir pilotun bulunmayışına işaret ediyor.
Futbolda yaşanan milli takım coşkusunun otomobil sporlarında karşılık bulamaması, seyircinin aidiyet kurmasını zorlaştırıyor.
Oysa yarışlarda yer alacak bir yerli sporcunun, genel ilgiyi katlayarak artıracağı tahmin ediliyor.
27 yaşındaki bir erkek katılımcı, "Keşke burada yarışan bir sporcumuz da olsaydı. F1 pilotunun Türk olması, Türk halkının bu organizasyonu daha çok sahiplenmesini sağlayabilirdi" diyerek bu büyük eksikliğe dikkat çekti.
TRİBÜNE GİTMENİN ÖNÜNDEKİ EN BÜYÜK ENGEL YÜKSEK MALİYETLER
Yarışlara fiziksel olarak katılmanın önündeki temel bariyerler lojistik ve mali zorluklar olarak öne çıkıyor.
Bilet fiyatlarının ulaştığı seviye, ulaşım, konaklama giderleri ve karaborsa bilet riski, sıradan vatandaşın organizasyona erişimini kısıtlıyor.
Ayrıca halkın büyük bir bölümünün yarışların tekrar İstanbul'a döneceğinden habersiz oluşu, pazarlama ve tanıtım süreçlerinde ciddi eksiklikler bulunduğunu gösteriyor.
Formula 1, 6 yıl aradan sonra Türkiye'ye geri dönüyor
LÜKS OTOMOBİL MARKALARI HALKIN HAFIZASINA KAZINMIŞ DURUMDA
Yarışlara doğrudan ilgi düşük olsa da markaların toplumdaki bilinirliği oldukça güçlü seyrediyor.
Ferrari ve Mercedes gibi efsanevi markalar, yarış kültüründen ziyade popüler sinema ve lüks tüketim algısıyla tanınıyor.
Bu durumu değerlendiren 35 yaşındaki bir katılımcı, lüks otomobil denildiğinde akla ilk gelen efsane markaların Yeşilçam filmlerinden bu yana hafızalara kazındığını anlatıyor.
Sürücülere duyulan hayranlığı ise 36 yaşındaki bir kişi, "Hamilton'u seviyorum ve onun şampiyon olmasını yürekten istiyorum. Karakteri, duruşu benim için bir idol" sözleriyle açıkladı.
YARIŞ PİSTİNDEN GASTRONOMİ ŞÖLENİNE UZANAN DENEYİM FIRSATI
Halk, organizasyon alanını sadece motor seslerinin yankılandığı bir yer değil, zengin kültürel öğelerin sergilendiği dev bir vitrin olarak hayal ediyor.
Etkinliğin içine yerel lezzetlerin, tarihi motiflerin ve geleneksel unsurların dahil edilmesi isteniyor.
Bu yaratıcı vizyonu dile getiren 27 yaşındaki bir kadın, "Katılımcılara gastronomik bir deneyim sunulabilir; küçük kebaplar, baklava, Türk kahvesi dağıtılabilir. Bu kaliteli sunum yabancı izleyiciler için özellikle unutulmaz olur" derken, 26 yaşındaki genç bir erkek de, "Yarış alanına stantlar kurulmalı ve Türkiye'nin en iyi şefleri bu stantlarda Türk yemeklerinin en iyi versiyonunu hazırlamalı" önerisinde bulundu.
Red Bull pilotu Max Verstappen gazeteciyi basın toplantısından kovdu: O gitmeden konuşmayacağım
ASIL ODAK NOKTASI ÜLKENİN KÜRESEL VİTRİNDEKİ YERİ
Tüm bu araştırmanın sonucunda, motor sporlarının sadece araçların mücadele ettiği bir alan değil, ülkenin dünyadaki konumuyla ilgili sembolik bir sahne olduğu gerçeği ortaya çıkıyor.
Ancak bu sahnenin başarılı bir şova dönüşmesi için kuru bir övünç duygusundan fazlası gerekiyor.
Toplum, biletlere kolay erişim, sürekli devam eden profesyonel bir tanıtım kampanyası ve pistte gururla destekleyeceği yerli bir sporcu bekliyor.
Geri sayım hızla ilerlerken organizasyonun başarısı, sadece kimlerin yarıştığında değil, tribünlerdeki o koltuklara yerel halktan kimlerin oturabildiğinde saklı bulunuyor.
ARAŞTIRMANIN ARKASINDAKİ KAPSAMLI METODOLOJİ
Twentify şirketinin hayata geçirdiği rapor, toplumun spora, turizme ve dev markalara bakışını derinlemesine analiz etme amacı taşıyor.
İstanbul'da gerçekleştirilecek dev etkinlik üzerine kurgulanan bu saha çalışması, 23 ile 45 yaşları arasındaki 32 farklı kişiyle yapılan bire bir görüşmelerden oluşuyor.
Çeşitli sosyoekonomik grupları temsil eden kadın ve erkek katılımcılarla Türkçe dilinde yarı yapılandırılmış bir kılavuz eşliğinde yürütülen bu görüşmelerde, halkın organizasyona yaklaşımı çok yönlü bir şekilde ölçüldü.

