ERKUT TEZERDİ/KARAR
Aksiyon türündeki ‘Emanet’te eski bir tetikçiyi canlandıran Tayanç Ayaydın “Aslında bu aksiyon meselesi bizim milletin içinde olan, damarlarında gezinen bir şey. Biz çok sakin bir millet değiliz. Sürekli aksiyonun içerisindeyiz. Dolayısıyla his olarak da bize çok uzak değil” diyor.

Beyazperdede izleyici karşısına çıkan ‘Emanet’, eski bir tetikçinin, saygı duyduğu birine karşı verdiği sözü tutmak istemesi üzerine gelişen olayları anlatıyor. Filmin başrol oyuncusu Tayanç Ayaydın, Mirza adındaki bu tetikçinin ta kendisi. Çok değer verdiği yedi yaşlarındaki kız çocuğu Elif kaçırılınca, bir sitede güvenli görevlisi olarak çalışırken üzerindeki üniformayı bir anda çıkarıyor. Mafyayla savaşa girişince başlıyor kızı kurtarma operasyonu. Tayanç Ayaydın’la yeni filmini ve Türkiye’deki aksiyon türünü konuştuk.
Neden bu rolde olmak istediniz?
Ben aksiyonu seviyorum. ‘Emanet’te oynadığım rolün sevdiğim tarafı ise ‘anti kahraman’ olmasıydı. Mirza adındaki eski bir tetikçinin kahramanlığını oynamak bana çok ilgi çekici geldi. O anlamda senaryoyu başka bir gözle okudum diyebilirim.
Mirza karakteri nasıl birisi?
Normalde senaryoda çok konuşuyor olmak veya normal sayıda bir diyalogda bulunmak oyuncuları rahatlatır. Çünkü karakteri anlatmak açısından bu önemlidir. Ama Mirza karakteri çok konuşan bir adam değil. Yalnızca durumlarıyla varoluyor.
Karaktere nasıl hazırlandınız?
Türkiye’de çok şahit olmadığımız bir hazırlık süreci geçirdim. Yorucu ve eğlenceliydi. Hem psikolojik hem de fiziksel-bedensel hazırlığa önem verilen bir projede yer aldım. O anlamda koreograflarla yapılan çalışmalar, yönetmenimiz Emre Yalgın ile karakterin psikolojisine yönelik görüşmeler önemli bir süreçti. Türkiye’de bu sürece genelde çok değer verilmez ama sete daha hazır çıkmanın lüksü her açıdan bambaşka.
Türkiye’de aksiyon türünü nasıl buluyorsunuz?
Aksiyon, Türkiye’de gelişmiş bir tür değil. Bu konuda daha çok ekmek yememiz gerekiyor. Hatta fırın bitirmek gereken bir mecra. Fakat aslında bu aksiyon meselesi bizim milletin içinde olan, damarlarında gezinen bir şey. Biz çok sakin bir millet değiliz. Sürekli aksiyonun içerisindeyiz. Dolayısıyla his olarak da bize çok uzak değil. Neden korktuğumuzu anlayamıyorum. Belki efektleri, hazırlığı biraz zorlayıcı duruyor ama türün daha da gelişmesi için korkmamakta fayda var.

KARAKTERİN ‘KENDİ İMZASI’ ÇOK ÖNEMLİ
Bu bir aksiyon filmi ve sizin geçmişinizde de böyle yapımlar var. Ancak yine de yeni bir eğitim süreci söz konusu oldu mu?
Mesela Sakarya Fırat’ta Osman adında bir askerdim. Ama bu filmde eski tetikçi bir güvenlik rolünü oynuyorum. Ben, her hikayeye sıfırdan başlamak gerektiğini düşünüyorum. Evet, silah ve çatışmalar açısından durum benzerliği olabilir. Gerçi bu aksiyon yapımların tamamı için geçerli. Fakat bu filmde karakterler açısından oynadığım diğer rollerle herhangi bir benzerlik söz konusu değil. Mirza’nın gerek hayata karşı duruşu gerekse de olaylara karşı yönelişi uzun görüşmeler sonucu ortaya çıktı. Karakterin kendi imzasını bulmak için çok fazla çalışmamız oldu. Silah kavrama pozisyonundan tutun da aksiyona girme anındaki verdiği tepkilere kadar uzun uzun düşünüldü.
