Avrupa Birliği (AB) içerisinde iktidarını en uzun süre koruyan lider unvanını elinde bulunduran Macaristan Başbakanı Viktor Orban, 2010 yılından bu yana oturduğu koltuğunu kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya. 12 Nisan'da gerçekleştirilecek genel seçimler yaklaşırken, muhalefetin yükselişi sadece Macaristan'da değil, küresel sağ siyasetin koridorlarında da alarm zillerinin çalmasına neden oldu.
Avrupa'daki "kalesi" olarak gördüğü Orban'ın seçimleri kaybetmesini istemeyen ABD Başkanı Donald Trump, sürece doğrudan ağırlığını koydu. Trump'ın talimatıyla ABD Başkan Yardımcısı JD Vance'in 7-8 Nisan tarihlerinde Budapeşte'ye resmi bir ziyaret gerçekleştirerek Orban'a seçim öncesi "omuz vermesi" bekleniyor.
KÜRESEL SAĞIN GÖZÜ BUDAPEŞTE'DE
Orban'ın girdiği bu zorlu yarış, yalnızca bir iç siyaset meselesi olmaktan çıkıp uluslararası bir referanduma dönüştü. "Avrupa'yı Yeniden Büyük Yap" (Make Europe Great Again) sloganıyla kıtadaki sağ ve aşırı sağ hareketlerin manevi liderliğine soyunan Orban'a, ABD'nin yanı sıra İsrail'den de güçlü bir destek geldi. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Budapeşte'de düzenlenen Muhafazakar Siyasi Eylem Konferansı'na (CPAC) gönderdiği video mesajda, Orban'ın "güvenlik ve istikrarı" temsil ettiğini vurguladı.
ANKETLERDE 'TİSZA' ŞOKU: 16 YILLIK İKTİDAR SALLANIYOR
Küresel destek mesajlarına rağmen Orban, kendi evinde eşi benzeri görülmemiş bir siyasi dalgayla mücadele ediyor. Uzun yıllar Orban'ın partisi Fidesz içinde yer aldıktan sonra 2024'teki krizlerin ardından yollarını ayıran eski diplomat ve hukukçu Peter Magyar, kısa sürede muhalefetin parlayan yıldızı oldu.
Magyar'ın liderliğini üstlendiği Tisza Partisi, anketlerin çoğunda iktidarı geride bırakmış durumda:
- 21 Research Center anketine göre; Tisza yüzde 56, Fidesz yüzde 37.
- Zavecz Research araştırmasına göre; Tisza yüzde 51, Fidesz yüzde 38.
- Sadece hükümete yakınlığıyla bilinen Nezopont Enstitüsü Fidesz'i yüzde 46 ile önde gösterirken, Tisza'yı yüzde 40'ta tutuyor.
Anketlerin ortalaması, Magyar'ın Orban'ın 16 yıllık iktidarına son verebileceğine işaret ediyor.
"HALK, RUS UYDUSU OLMAK İSTEMİYOR"
Seçim kampanyasını dış politika ve Avrupa Birliği ile ilişkiler üzerine kuran Peter Magyar, Associated Press'e (AP) yaptığı açıklamada 12 Nisan seçimlerini bir "referandum" olarak tanımladı. Macaristan'ın "Doğu'daki otokratik rejimlere" mi sürükleneceği yoksa "Avrupa'nın demokratik toplumları" arasındaki yerini mi alacağının oylanacağını belirten Magyar, "Macar halkı ülkenin bir Rus uydusu olmasını istemiyor" diyerek Orban'ın Moskova ile olan yakın ilişkilerini hedef aldı.
BRÜKSEL'İN "KÖTÜ ÇOCUĞU"
Orban yönetimi, özellikle Rusya-Ukrayna savaşı patlak verdiğinden beri AB'nin karar alma mekanizmalarını kilitleyen ana aktör konumunda. Avrupa'nın Rus enerjisine ihtiyacı olduğunu savunan Orban, son olarak Drujba boru hattı üzerinden ülkesine gelen petrol akışına yönelik kısıtlamaları gerekçe göstererek, AB'nin Ukrayna'ya yönelik 90 milyar avroluk kredisini veto etti. Orban'ın seçimi kaybetmesi halinde, AB içinde Çekya Başbakanı Andrej Babis ve Slovakya Başbakanı Robert Fico'nun da dahil olduğu "eleştirel cephenin" ciddi güç kaybedeceği öngörülüyor.
SANDIKTAN ZAFER ÇIKSA BİLE KRİZ KAPIDA
Ancak siyasi analistlere göre, Peter Magyar seçimi kazansa dahi Macaristan'ı yönetmesi hiç kolay olmayacak. Orban'ın 16 yıl boyunca devleti kendi siyasi vizyonuna göre dizayn ettiği, kilit kamu kurumlarına, Anayasa Mahkemesi'ne ve Bütçe Konseyi'ne "sadık" isimleri yerleştirdiği belirtiliyor.
Dahası, birçok kritik yasada değişiklik yapılabilmesi için parlamentoda üçte iki çoğunluk gerekiyor. 2025 sonunda cumhurbaşkanının görevden alınmasını zorlaştıran yasanın da Meclis'ten geçmesi, Orban'ın olası bir iktidar kaybında dahi "devlet mekanizması üzerinden yeni hükümeti kilitleme" hazırlığı yaptığı şeklinde yorumlanıyor.
