Meta davasında şok ifadeler: Sosyal medya çocukları ele geçiriyor

Meta davasında şok ifadeler: Sosyal medya çocukları ele geçiriyor

Johns Hopkins Bloomberg Halk Sağlığı Okulu uzmanları, Meta ve Google gibi teknoloji devlerine açılan davalar sürerken sosyal medya bağımlılığının çocuk gelişimindeki kritik etkilerini masaya yatırdı. Davacı Kaley G.M., platformların yarattığı psikolojik tahribatı anlatırken bilim dünyası dijital bağımlılığı beslenme bilimine benzetti. Algoritmaların çocuk ruh sağlığı üzerindeki etkileri inceleniyor.

Dünya genelinde teknoloji devleri Meta ve Google, çocuklarda dijital bağımlılık oluşturdukları gerekçesiyle tarihi bir hukuk mücadelesiyle karşı karşıya bulunuyor.

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) merkezli davalar devam ederken, halk sağlığı alanındaki otoriteler konuya dair bilimsel verilerin henüz olgunlaşma aşamasında olduğunu belirtti.

Uzmanlar, sosyal ağların etkilerinin bireyden bireye ve platformun niteliğine göre değişkenlik gösterdiğini vurguladı.

DİJİTAL ETKİLER ERKEN DÖNEM BESLENME BİLİMİNE BENZİYOR

Johns Hopkins Bloomberg Halk Sağlığı Okulu Ruh Sağlığı Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Johannes Thrul, akıllı telefon kullanımı ve ruh sağlığı üzerine düzenlenen basın toplantısında önemli açıklamalarda bulundu.

Sosyal medya ile sağlık arasındaki ilişkiyi 'erken dönem beslenme bilimi' olarak tanımlayan Dr. Johannes Thrul, "Hangi içeriklerin ve bileşenlerin zararlı olduğunu biliyoruz ancak bu etkiler kişiden kişiye ve bağlama göre farklılık gösteriyor" dedi.

Yoğun kullanımın uyku problemlerine ve dikkat dağınıklığına yol açtığını belirten Dr. Johannes Thrul, uzun süreli izleme çalışmalarının sonuçlarının çok olumsuzdan çok olumluya kadar geniş bir yelpazede değiştiğini ifade etti.

MİLYONLARCA ÇOCUK YAŞ SINIRINA RAĞMEN PLATFORMLARDA

Johns Hopkins Ergen Sağlığı Merkezi Direktörü Dr. Tamar Mendelson, platformların çoğunda 13 yaş sınırı bulunmasına rağmen çocukların dijital dünyada çok aktif olduğunu bildirdi.

Dr. Tamar Mendelson, ergenlik dönemindeki gençlerin yüzde 95'inin, 8 ile 12 yaş arasındaki çocukların ise yaklaşık yüzde 40'ının sosyal ağları kullandığını açıkladı.

Sosyal medyanın her yönüyle kötü olmadığını ancak gelişim sürecindeki hassas beyinler için ciddi riskler barındırdığını söyleyen Dr. Tamar Mendelson, gençlerin kimlik ve başa çıkma becerilerinin henüz şekillenme aşamasında olduğunun altını çizdi.

INSTAGRAM FİLTRELERİ PSİKOLOJİK YIKIMA YOL AÇIYOR

Meta'ya karşı açılan emsal niteliğindeki davada ifade veren 20 yaşındaki davacı Kaley G.M., yaşadığı süreci detaylarıyla anlattı.

Gizliliğini korumak amacıyla isminin baş harflerini kullanan genç kadın, Instagram kullanımına henüz 9 yaşında başladığını söyledi.

Güzellik filtrelerinin yarattığı idealize edilmiş görüntülerin kendisinde vücut dismorfofobisi, anksiyete, depresyon ve kendine zarar verme eğilimlerini tetiklediğini belirten Kaley G.M., şu ifadeleri kullandı:

"Okulda sürekli telefonumla ilgilendiğim için arkadaş edinmem engellendi.

Kendimi sürekli başkalarıyla kıyaslamak beni derin bir depresyona sürükledi."

ALGORİTMALAR BEYİNDEKİ İLKEL ÖDÜL MEKANİZMASINI TETİKLİYOR

Super Stimulated kitabının yazarı ve moleküler biyolog Nicklas Brendborg, sosyal medya kullanımının memeli biyolojisindeki çok eski mekanizmalara hitap ettiğini savundu.

İnsan beyninin evrendeki en karmaşık yapı olmasına rağmen zayıf noktaları bulunduğunu belirten Nicklas Brendborg, 'sonsuz kaydırma' gibi özelliklerin tıpkı bir kumar makinesi gibi değişken ödül sistemi yarattığını anlattı.

Nicklas Brendborg, şöyle konuştu:

"Beklenmedik bir anda gelen komik bir video veya ilgi çekici bir görsel, beyinde küçük bir ödül mekanizmasını tetikliyor.

Bu durum, beynin bir sonraki ödülün ne zaman geleceğini tahmin etmeye çalıştığı sürekli bir arama moduna girmemize neden oluyor."

RENKLİ FİLTRELER VE İLKEL BEYİN ARASINDAKİ BAĞLANTI

Görselleri canlandıran ve parlatan filtrelerin beynin ilkel kısımlarına hitap ettiğini söyleyen Nicklas Brendborg, bu etkinin ne kadar güçlü olduğunun anlaşılması için basit bir yöntem önerdi.

Görüntülerin gri tonlamaya çevrilmesi durumunda, dijital platformlara olan ilginin aslında sadece parlak renklere duyulan temel bir hayranlıktan kaynaklandığının net bir şekilde hissedilebileceğini belirtti.

Uzmanlar, görsel manipülasyonların kullanıcıyı ekranda tutmak için tasarlanmış biyolojik bir tuzak olduğunu değerlendiriyor.

BEYİN GELİŞİMİ 25 YAŞINA KADAR DEVAM EDİYOR

Dr. Tamar Mendelson, insan beyninde planlama ve duygusal düzenlemeden sorumlu olan prefrontal korteksin ancak 25 yaşında tam fonksiyonel hale geldiğini hatırlattı.

Amerikan Pediatri Akademisi tarafından yapılan tavsiyelere göre, sosyal medya kullanımının 13 yaşına kadar ertelenmesi gerekiyor.

Sosyal bağ kurma ve yaratıcı ifade gibi olumlu yanların varlığına rağmen; ırkçı içerikler, gerçekçi olmayan güzellik standartları, dezenformasyon ve siber zorbalık gibi tehlikelerin çocuk gelişimini tehdit ettiği bildirildi.

DİJİTAL BAĞIMLILIKTA KIRMIZI BAYRAK BELİRTİLERİ

Amerikan Psikiyatri Birliği tarafından yayımlanan Ruhsal Bozuklukların Tanısal ve İstatistiksel El Kitabı sosyal medya bağımlılığını henüz resmi bir tanı olarak kabul etmiyor.

Ancak Dr. Tamar Mendelson, ebeveynlerin dikkat etmesi gereken 'kırmızı bayrak' uyarılarını sıraladı.

Sosyal medyada harcanan sürenin sürekli artması, ödev gibi günlük görevlerin aksaması, platformdan uzaklaşmada zorluk yaşanması ve çevrim dışıyken bile sosyal medya ile meşgul olunması sorunlu kullanımın temel belirtileri arasında yer alıyor.

SOSYAL MEDYADAN UZAKLAŞMAK RUH SAĞLIĞINI İYİLEŞTİRİYOR

Dr. Johannes Thrul tarafından yapılan analizler, sosyal medya kullanımını azaltmanın veya tamamen bırakmanın olumlu sonuçlarını ortaya koydu.

Çoğunluğu genç yetişkinlerden oluşan grupların katıldığı 20 farklı araştırma projesini inceleyen Dr. Johannes Thrul, birkaç hafta boyunca kısıtlamaya giden bireylerde ruh sağlığının ölçülebilir düzeyde iyileştiğini saptadı.

Dr. Johannes Thrul, şunları söyledi:

"Sosyal medya her kullanıcı için her durumda toksik değildir.

Ancak platformlar genellikle insanları mümkün olduğunca uzun süre kaydırmaya ve tıklamaya teşvik edecek şekilde tasarlanmıştır; kullanıcıların refahı için değil."

ZUCKERBERG BİLİMSEL KANITLARIN YETERSİZ OLDUĞUNU SAVUNUYOR

Los Angeles'ta devam eden mahkemede Meta kurucusu Mark Zuckerberg, davacı avukatlarının sorularını yanıtladı.

Mevcut bilimsel çalışmaların sosyal medyanın ruh sağlığı üzerinde doğrudan zarara yol açtığını kanıtlamadığını ileri sürdü.

Bu açıklamaya karşın uzmanlar, asıl yanıtlanması gereken sorunun sosyal medyanın hangi koşullar altında ve kimler üzerinde olumsuz etki yarattığı olduğunu vurguladı.

Ebeveynlere, çocuklarını gerçek dünyadaki sosyal etkinliklere yönlendirmeleri ve dijital platformları sadece kimliklerini destekleyecek olumlu amaçlarla kullanmaları tavsiye edildi.

YORUMLAR
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.
Diğer Haberler
Son Dakika Haberleri
KARAR.COM’DAN