Montella' yı eleştirdiğimiz kadar yöneticileri eleştirebildik mi?

Beklediğimiz olmadı. İki maçta gol atamadık, sıfır puan aldık ve turnuvaya erken veda ettik.

Aslında biz o vedayı, maçlar oynanmadan önce büyük büyük konuştuğumuz günlerde yapmıştık.

Sahada değil, reklam çekimlerinde oynarken kaybetmiştik.

Avustralya’yı rakip olarak görmediğimiz anda elenmiştik.

Paraguay için “Haritada bile görünmez.” dediğimiz gün elenmiştik.

Biz zaten kamp başlamadan elenmiştik.

Millete iki gram sevinç yaşatamadan elendik.

Gerçekten biz iki gram sevince hasret miyiz?Bence biz, birbirimize sarılarak yaşayacağımız sevinçlere hasretiz; bunun gramı da iki değil.

Cumartesi sabahından bugüne kadar yapılan bir sürü eleştiri var.

“Montella hoca mı?”, “Hakan futbolcu mu?”, “Arda Güler süper yıldız mı?”

“Özel uçakla gelmesinler, tarifeli uçakla gelsinler; belki havaları biraz değişir.” diyenler var. Biz onları TOGG arabalarla uğurladık, reklamlar yaptık, onlar için şarkılar besteledik, klipler çektik; yaptıkça yaptık.

Şimdi diyeceksiniz ki sonuç?

Konsantrasyon eksikliği, rakibi küçümseme, kendini dev aynasında görme…

Montella için hatalı kadro seçimi, oyunu okuyamama ve yıpranmışlık eleştirileri.

Birileri çıkıp, “Milyon eurolar kazanıp neden inciniyorlar?” diyecek. Villa hediyeleri alınırken, pahalı saatler takılırken, Riva kampına özel berberler getirilirken…

Hepsi doğrudur.

Peki, saha içinden başlayalım. Uğurcan yerine kaleye Altay ya da Mert geçse ve o goller yenilse, hoca için neler söylenirdi?

Merih Demiral kesilip Ozan oynatılsa, hata yapsa eleştirilerin dozu ne olurdu?

Elbette birbirine benzeyen üç orta saha ile oynamak tartışılır. Ama birini kesseniz bu kez “adamcılık” söylemi ortaya çıkıyor. Arda kesilse, “Süper yıldız neden kesildi?” deniyor. Hakan kesilse, bu kez “Fenerbahçe ile adı çıktı, ondan kesildi.” masalları anlatılıyor.

Forvette Kerem’i ya da Barış Alper’i kesseniz, bir taraf “Bonservis yapıp satacaktık, önümüze engel oldun.” diyecek; diğer taraf ise “Zaten öbür takıma yakınsın.” suçlamasını yapacak. Santrafor konusunda “Neden Umut Nayir, Serdar Dursun çağrılmadı?” serzenişleri yükseliyor. O iki oyuncu listeye yazılsa, bizim eski futbolcuların neler söyleyeceğini tahmin etmek zor değil.

Deniz Gül denildi. Genç kardeşimiz üç pozisyondan yararlanamadı. On pozisyon da kaçırabilir. Gol bu; kaçar. Oyuncu bu; hata yapar. Biz hiç hata yapmıyor muyuz?

Montella, böylesine ağır eleştiriler ve hakaretler karşısında muhtemel durmaz. Hatırı sayılır bir tazminat ödenir, yollar ayrılır.

Futbolcularımız ABD maçı sonrası ülkelerine döner, güzel bir tatile çıkar, gözlerden uzak ve sakin yerlerde dinlenirler.

Biz ise eleştirileri bir hafta daha sürdürürüz. Sonra yeni sezon hazırlıkları başlar. Uzun zamandır hakemleri konuşmadık; onları konuşuruz.“Türk hoca olmadan bu lig olmaz.” sloganları eşliğinde, başkanlarımız dikkatleri dağılan Türkiye Futbol Federasyonunu ziyaret edip yabancı oyuncu konusunu gündemde tutar. Transferler yapılır ve yine aynı cümleyi kurarız:

“Bekle bizi Avrupa…”

Peki, 2026 Dünya Kupası bize ne öğretti?

Bunu gerçekten sorar mıyız?

Öz eleştirimizi sadece teknik direktör ve oyuncular üzerinden mi yaparız?

Soralım o zaman imparatorlara, eski oyunculara. 24 yıldır geldiniz; takımı Dünya Kupası'na neden götüremediniz? Disiplin var diyorsunuz. Millî oyuncu kampta arkadaşına silah kabzasıyla vurdu, diğerini tehdit etti. Öğrenciniz silahla hastane bastı, spor yorumcusunu tokatladı, hoca TFF'ye dava açtı. Millî takım küme düştü, Lihtenştayn gibi takımların seviyesine indi.

Alt yapılar kapandı, gurbetçiler olmasa takım kurulamayacak.

Soran var mı, alt yapılarımız nasıl?

Bize anlatılan ekonomimiz gibi mi?

Biz son sekiz takım arasına kalsak, orada elensek yine aynı eleştiriler yapılacaktı. Düşünce farklı değil; üçüncü olduğumuzda dahi, Avrupa takımlarıyla karşılaşmadık diye eleştiri yapmıştık.

Takım elbise giyen yöneticilere zaten bir eleştiri yapsan yandın. Hedefte başkan var; ona da talimat gelirse eleştiriler gelir.

Federasyonda birçok yönetici var, oyuncularla ilgilenen kurumlar var.

Sorumluluk alan var mı? YOK.

Futbol hikâyemiz aslında ülkemizin özeti gibi. Her şeyi asıp kesiyoruz, dünya bizi kıskanıyor, her anlamda birincilik peşinde koşuyoruz; ama sondan birinci oluyoruz.

YORUMLAR (2)
2 Yorum
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.