Taban siyaseti güç dengesini nasıl etkiler?
Dün TBMM'de düzenlenen Yeni Parti Grup Toplantısı’nı izledim.
Ayrıntılara geçmeden önce yeni kurulan bir parti için toplantıya katılımın, ilginin yüksek olduğunu söyleyebilirim.
Özellikle gençler ve kadınlar dikkatimi çekti. Birçok konuştuğum partili ‘Atatürk’ün Altı Oku kalbimizde olarak geldik buraya’ dedi. Bunu kırgın bir ses tonuyla belirtseler de Yeni Parti’nin başarılı olması için ellerinden geleni yapacaklarını belirttiler.
Açıkçası zor bir yola çıkıldığı partililerle konuşulduğunda hemen hissediliyor. Öte yandan milletimizden gelen destek ile birlikte var gücümüzle çalışırız deniyor. Dolayısıyla genel anlamda Yeni Partililerin motivasyonunu yüksek bulduğumu söyleyebilirim.
Ayrıca kiminle konuşsam taban siyasetine dem vurdu. Bu noktada özellikle taban siyasetini önemsediğimi belirtmek isterim. Sürekli masa başında ahkâm kesenlerden yıldık.
Çok biliyormuş gibi birkaç cümlenin yerini değiştirip değiştirip cümle kuranlardan usandık.
Giy spor ayakkabılarını kapı kapı dolaş dense çoğu siyasetçiyi bulamazsın.
Yeni Partililerin çoğunlukla taban siyasetine dem vurmasının olumlu anlamda kaynağının Özgür Özel olduğu düşüncesindeyim.
Bu noktada Özel’in konuşmasında dikkatimi çeken bölümü belirtmek isterim:
“Yeni Parti'nin bundan sonraki yürüyüşünde millete karşı tam sorumluluk vardır, tam hesap verme vardır. Tüm bu sebeplerle Yeni parti tavanda değil, tabanda kurulmuştur. Millete rağmen değil, milletle kurulmuştur. Bu partide oyu bize verin, yetkiyi bize verin, oy verin kenara çekilin anlayışı yoktur. Bu partiyi millet kurmuştur, bu partiye güç verecek, yön verecek yegâne güç de millettir.”
Ayrıca Özel konuşmasında bir ara dili sürçerek “Yeni Parti” yerine “Cumhuriyet” diye başladı cümlesine ve o ara salonda gülüşmeler oldu. Buna karşılık Özel de gülerek, “Gülme, olur o kadar. İlk günün günahı olmaz.” dedi.
Yalnız bunu söylerken Özel durumu iyi çevirdi, çok doğaldı. Bir taraftan da kolay değil. Yılları geçmiş Cumhuriyet Halk Partisi’nde.
Hazır konu isimleri karıştırmaya gelmişken… Gün boyu Yeni Parti ve Yeni Yol Grubu isim benzerliği sebebiyle isimleri karıştıranların bir hayli olduğu söylendi.
Yeni Parti’nin toplantısı sonrasında Cumhuriyet Halk Partisi’nin Grup Toplantısı vardı. Açıkçası CHP’lilerin grup toplantısı da kalabalıktı.
Toplantı çıkışında CHP’li gençlere genel yorumlarını sordum. Bir gencimiz ‘Keşke böyle olmasaydı, bölünmeseydik’ dedi.
Ve şöyle devam etti: ‘Bu şekilde rekabet daha zor.’
Açıkçası genç kardeşimiz çok önemli bir noktaya dikkat çekti… Rekabet konusu…
Yeni Parti’nin kurulmasıyla birlikte güç dengesinde değişiklikler olduğu aşikâr. Sıcağı sıcağına Cumhur İttifakı lehine güç dengesinde bir hareketlenme olduğu belirtilebilir. Diğer taraftan özellikle Yeni Parti’nin önümüzdeki dönemde performansı, özellikle partililerce belirtilen taban siyaset anlayışı asıl bu güç dengesinin belirleyici unsuru olabilir.
Tam Meclis’ten çıkarken DEM Parti Grup Toplantısı’na şehir dışından gelen ablalara selam verdim. Ve sohbet başladı.
Konu hemen Selahattin Demirtaş’a geldi. Ve ‘Demirtaş bir an önce çıksın’ diye belirttiler.
Son olarak ‘Terörsüz Türkiye’ süreci kapsamında hayata geçirilmesi beklenen çerçeve yasa teklifini gün boyu milletvekilleri dâhil birçok kişiye sordum. Konuyla ilgili genel yorum yapanlar oldu yalnız yasa teklifinin içeriğini bilen olmadı.
Kulis bilgisi paylaşma alışkanlığım olmamasına rağmen böylesi önemli bir konuda edindiğim bilgi; AK Parti Grup Başkanvekillerinin bile çerçeve yasanın içeriğini görmediği yönünde.
