“Sahipsiz olan memleket…
Bu işte en kolay olanı aç gözlü yatırımcıyı suçlamaktır. Bu işin batağa gittiğini görseydi, böyle bir kârın akıl kârı olmadığını ve dünyanın hiçbir yerinde bulunmayacağını bilseydi. Şimdi de aç gözlülüğün ceremesini çeksin!
Bizde, böyle tuzakların alıcıları bulunur. Bulunduğu defalarca örneklenmiştir. Banker fiyaskosu, uçuk getirilerin kurbanlarının fiyaskosudur.
Almanya’da başlayıp Konya’da patlayan halka açık ortaklık tuzağı, başlangıçta akıl almaz kârlar getirip sonrası uçurumla biten bir hikayedir.
Bizde, emniyet şeridinden hızla geçen üç – beş çakarlı otomobil bile, pek çok insanın içinin gitmesine ve hatta daha fazla dayanamayıp emniyet şeridi ihlâline yönelmesine yol açar.
İnsanımızın, hele ekonominin girdabında debelenen insanımızın, ev alma – araba alma umutları uçup giden insanımızın, bir çıkış yakalama umudunun istismarıdır. Yardan atlamak için bir tutam ot değil, uçuk getiriler reklam halindedir.
Bir de iş tıkır tıkır ilerliyorsa, bu işte bir anormallik yokmuş gibi ilerliyorsa, ortada ilgili devlet kurumlarının bir uyarısı, müdahalesi yoksa sokaktaki insana ne denir?
Suçlayın ama anlayın.
İşin olması gereken tarafı, bu alanı denetlemek için kurulmuş bulunan yapıların insanların böyle bir tuzağa düşmesini önlemekti. O alanın uzun süre uyumasının ceremesidir ülkenin çektiği.
Bakan biliyor bu işin “manipülasyon” istikametinde ilerlediğini, süreçle oynandığını biliyor, açıklıyor, 10 ay öncesinde, Kasım 2025’te kamuoyu ile de paylaşıyor bunu…
Bakanın bildiğini SPK’nın, BDDK’nın bilmiyor olması mümkün değildir.
MASAK’ın, bu alanda oyun oynandığını, birilerinin servet elde edip birilerini yolduğunu bilmiyor olması mümkün değildir.
Eski MASAK Başkanı Ramazan Başak’ın çıkmadığı kanal kalmadı bu alandaki uygunsuzluğu açıklamak için… Onun hakkında soruşturma açınca, hatta göz altına alınca işler düzene mi girdi?
Ülke çalkalanıyor.
Yolunmuş insanlar, yatırdığı parasının yüzde 10’unu alıabilirse şükretmesi gerektiği söylenen insanlar, birdenbire yere çakılanlar dövünüyor.
Beştepe cenahı, “seçimlerde sayın Cumhurbaşkanı’nın kazanması” üzerine yoğunlaşıyor. Adalet Bakanı bile seçim heyecanına kapılmış, alanda heyecan dopingi yapıyor.
Mehmet Şimşek, enflasyonu indirememenin gerekçeleri arasında ülke içinde – dışında yaşanan travmaları saymıştı.
Maraş depremi, İmamoğlu’na operasyon depremi, İran Savaşı depremi, Kur Korumalı Mevduat depremi ve…
Tamam İran savaşında Mehmet Şimşek rol almadı, peki ama KKM’de yok mu, İmamoğlu operasyonu bu hükümetin işi değil mi ve nihayet… borsa manipülasyonu – fon depremi… Göz göre göre gelen deprem…
Belli ki artık bundan sonraki enflasyon yorumlarında bu “fon depremi”ni de sayacaktır.
Günün sorusu şu: Ekonomi gerçekten yönetiliyor mu?
Ülke KKM’ye nasıl gelmişti?
KKM’den çıkış kaç milyar dolara mal oldu?
18-19 Mart operasyonları ekonomi için bir travma ise, oraya neden varıldı, söz konusu hukukun uygulanması ise bu daha hukuka uygun gerçekleştirilemez miydi?
Ve şu iş… Fon depremi. Bir “Sahipsiz olan memleket…” olayı mıdır?
Bloomberg’e göre 20 milyar dolarlık bir deprem.
500 bini aşkın kişiyi içine alan bir sarsıntı.
Birilerinin servete konduğu birilerinin yandığı bir yangın.
Neden geldik bu noktaya, kim muhasebesini yapacak bu depreme sürüklenişin?
Bu yazıyı tamamlarken, halen gözaltında bulunan ve krizin paydaşları arasında sayılan Tera Holding Yönetim Kurulu Başkanı Emre Tezmen’in krize ilişkin yorumunu paylaşmamak olmaz.
Tezmen, “yerli ve milli” misyonlardan başlayıp “Cumhurbaşkanımızın vizyonu”na kadar piyasa değeri büyük bütün unsurları derleyip toplayıp kamuoyunun önüne koydu. İşte şöyle:
“…. Malum şer odaklarının son derece planlı, kasıtlı ve organize bir spekülatif atağına maruz kalmış bulunmaktayız.””Finans piyasalarımızda küresel ve geleneksel vesayet odaklarına karşı, yerli ve milli bir anlayışın dengeleri değiştirmesi kritik bir dönüm noktasıdır. ….Açıkça belirtmek isterim ki; bugün karşı karşıya olduğumuz bu devasa saldırının arkasındaki temel sebep, yerli ve milli bir iradenin piyasada derinleşmesi ve milletimizin öz evlatlarının kendi ekonomisinde söz sahibi olmasıdır.””Bizim mücadelemiz sadece finansal göstergelerden ibaret değildir; bu mücadele Türkiye’nin finansal ve ekonomik bağımsızlık mücadelesidir.””Buradan açıkça ifade etmek isterim ki: Sayın Cumhurbaşkanımıza ve onun ülkemizin bağımsızlığı için gece gündüz çalışan ekibine olan saygım, sevgim ve inancım sonsuzdur. Sayın Cumhurbaşkanımızın temsil ettiği milli vizyon doğrultusunda, sadece finansal alanda değil, ülkemizin ihtiyaç duyduğu her platformda ve her sorumluluk kademesinde yerli ve milli duruşumuzu kararlılıkla sürdüreceğiz.”Krizin yerli ve millisi böyle olursa gayr-ı millisini varın siz hesap edin.
