“Teksas’ı Kaybeden Amerika’yı Kaybeder”...
Beyaz Saray’ı yöneten parti, ABD Başkanı hakkında bir referandum olarak görülen ara seçimlerde genellikle Kongre’de zemin kaybeder.
Ama doğrusu bu kadarı beklenmiyordu.
Ne oldu, önce yaşananları kısaca bir kez daha özetleyelim.
Bilindiği üzere Amerika Birleşik Devletleri’nde iki ana partiden biri olan Demokrat Parti mavi, Cumhuriyetçi Parti ise kırmızı renk ile temsil edilir.
Bu nedenle Demokratların yükselişi “mavi dalga” olarak adlandırılır.
ABD siyasetinde “mavi dalga”, Demokrat Parti’nin seçimlerde ezici bir üstünlük sağlayarak çok sayıda sandalye kazanması ve kontrolü ele geçirmesi anlamına gelir.
Temsilciler Meclisi’ndeki 435 sandalyenin tamamı seçimlerde oylandı. Seçim öncesi Demokratların zaferlerini öngören anketler göz önüne alındığında, “mavi dalga” umudu söz konusuydu.
Nitekim öyle de oldu. Tsunami yaşandı.
Bu seçimin öneminin ve “gelmekte olanın” göstergesi, oy kullanma hakkına sahip yaklaşık 250 milyon seçmenden neredeyse 58 milyonunun oylarını erken kullanmasıyla da ortaya çıkmıştı. Bu, ara seçimler için bir rekordu.
Demokrat adaylar Senato’daki 100 üyeliğin çoğunu ele geçirme konusunda favori konumdaydılar. Orada da öngörüler doğru çıktı, Senato da Demokratlara geçti.
Cumhuriyetçi başkanın Beyaz Saray’daki görev süresinin son iki yılı için hayati önem taşıyacak olan ara seçimlerde seçmenler iktidarın dizginlerini yeniden ele geçirmeyi uman Demokratlara bu olanağı verdiler.
Ama süreç hangi güçlükte ve nasıl seyredecek, hemen söylemek kolay değil.
Nitekim bu sonucu önceden tahmin eden Donald Trump, Demokratların çoğunlukta olduğu bir Kongre karşısında izleyeceği taktikleri de açıkladı. New York Post’a verdiği bir röportajda, kendisine gönderilecek yasaları “her zaman” veto edeceğini söyledi.
Bu seçim sonuçları bir yıl öncesinde hayal bile edilemezdi.
Çünkü…
Bir yıl önce Donald Trump, İran’a karşı savaş başlatmamıştı.
İsrail bu kadar büyük sorun olarak ortaya çıkmamıştı.
Yaşam maliyetini düşürme iddiaları bugünkü gibi baskın bir başarısızlığa uğramamıştı.
Ocak 2025’te Beyaz Saray’a dönüşünden bu yana kişisel zenginleşmesi böylesine gündemde değildi, bu konu muhalefet tarafından kıyasıya eleştiri gündemi yapılmıyordu.
Trump, seçim öncesi son konuşmasında, “Verdiği sözlerden daha fazlasını tuttuğunu” iddia ediyordu. Bu son dağınık konuşmada, 80 yaşındaki milyarder, ertesi günkü seçimden çok, başkentteki devasa projelerini tartışmaya daha fazla zaman ayırdı.
Konuşma, Senato Demokrat Lideri Chuck Schumer tarafından “acı verici” olarak nitelendirildi ve Trump’ın Amerikan halkının gerçeklerinden kopukluğunun bir sembolü olarak yorumlandı.
Zaten Cumhuriyetçi cephede de seçimlere giden günlerde alarm verici bir ton hakimdi. Cumhuriyetçi Senato adayı Ken Paxton, pazar günü Teksas’ın San Antonio kentindeki bir mitingde, “Teksas’ı kaybedersek Amerika’yı kaybederiz derken abartmıyorum” diyordu. Öngörüsü doğru çıktı. Hem Teksas’ı hem Amerika’yı kaybettiler.
Otokratların kaptanının yönettiği ülkede iklim değişiyor.
Temsilciler Meclisi’nin kontrolü, Demokratlara federal bütçe üzerinde daha fazla etkili olma imkânı sağlamanın yanı sıra, özellikle Donald Trump ve ortaklarına yönelik yolsuzluk iddialarına ilişkin Kongre soruşturmaları başlatma olanağı da veriyor.
Başkan, ilk döneminde, ABD tarihinde eşi benzeri görülmemiş bir olay olan iki kez görevden alınma süreciyle karşı karşıya kalmıştı. Bu girişim şimdi başarıya ulaşabilir.
Dünya ve Türkiye açısından da bu seçimin önemi tartışılmayacak kadar büyük.
Dünyanın nefesini kesen ve illallah ettiren rejimler yavaş yavaş devriliyor… Macaristan ile başladı, Sırbistan’la devam etti.
Şimdi ise o rejimlere güç ve destek veren ülkenin başkanı topal ördek haline geldi.
Tabii görevinden azledilmezse…
Ondan güç alarak, ondan yüz bularak gemi azıya almış olanlar şapkalarını önlerine koyacaklar… Ya hukuka, demokrasiye, temel hak ve özgürlüklere geri dönecekler, ya da halkları tarafından emsallerin yanlarına yollanacaklar.
Kısacası bu seçimler hem Donald Trump’ın kariyerinin sonunun başlangıcını, hem de iki partide 2028’de onun yerini alacak bir halef bulma yarışının başlangıcını işaret ediyor.
Dünyaya da derin bir nefes aldırıyor.
Hayırlara vesile olsun.
