Yerli milli Trumpçıların ikinci üzülüşü
İpiyle kuyuya inilmeyeceğini kaçtır göstermişken hâlâ istikbal vaat ediyormuş gibi Trump’ın siyasi kaderine bel bağlamak, üstüne gelecek hesapları bina etmek, sermayeyi kediye yüklemek olmaz mı?
“Trump’ın kaderine bağlanan kaderler” başlığıyla aynen böyle sormuştum, tâ 2019’da.
Trump’ın başkanlıkta ilk dönemiydi. Onun başarısızlığını dileyenlere kızıp, sağlığına ve kudretine dua eden yerli, milli Trumpperestlereydi sorum.
Trump gibi dostun olacağına Clinton gibi, Obama gibi düşmanın olsun, dedim ama dinleyen kim.
Filipinler’de Duterte, Brezilya’da baba-oğul Bolsonarolar, Venezuela’da Maduro, Macaristan’da Orban, Sırbistan’da Vucic, ABD’de Trump gibiler sevilir, dost edinilir mi?
Dünyanın neresinde aşırı sağcı, hak ve hukuku ayak bağı gören, ırkçı, faşist, din istismarcısı, popülist muhafazakar, seçimli otoriter, Müslüman ve göçmen düşmanı, sahte vatansever, kötü, kaçık bir siyasetçi seçim kazansa sevinenlere, kaybetse üzülenlere sözüm.
Gidişleri olsun, dönüşleri olmasın. Kazak Abdalca söylersek ardlarından bir tas su dökenin...
Yerli ve milli muhipleri, Trump 2016’daki ilk başkanlık seçimini aldığında ortaya çıkmıştı.
Ucuz popülist şovmenleri güya dünyada küresel düzene, ülkelerinde müesses nizama kafa tutuyor diye, halk kahramanı gibi pazarlamaya o günden başladılar.
Hak, hukuk, denetlenebilir ve hesap verebilir kurallı yönetim savunucularını sevdiremedik hiç bu arkadaşlara. Ne dünyada ne Türkiye’de onları tuttular.
Testi kırılmadan önce uyardığınızda hain, düşman, gayri milli, dış güç ajanı, emperyalist uşağı ilan ettiler.
Testi kırıldıktan sonra eleştirdiğinizde de hain, düşman, gayri milli, dış güç ajanı, emperyalist uşağı olmakla suçladılar.
10 yıldan fazladır işte kuru sıkı sloganlarla konuşan bu tribünlere lâf anlatmaya uğraşıyoruz.
Ama bakın, Amerikan halkı bile Trump’a daha fazla katlanamadı, sırtından baş aşağı atıyor.
Ara seçimlerde aşk ettikleri şefkat değil, öfke tokadıydı. Bu kadar şarlatanlık yeter, diyeceklerine işaret.
ABD’de Demokratların Trumpgilleri sandığa gömdüğü öncü zafer, yerli ve milli Trump aşıklarımızın da hezimeti değil midir ‘habibi’?
POPÜLİST ŞARLATANLAR DEVRİ KAPANIYOR MU?
Kokmuş ayakların yeniden baş olmasına Amerikan muhafazakarları izin verdi, bu doğru.
Kendine Ahlâkî Çoğunluk diyenler, gelmiş geçmiş en ahlâksız başkanı iki kez seçtiler.
Fakat iki kez de gözünün yaşına bakmadan Trump’ı gönderiyorlar.
2020’de, seçim sonuçlarını bekleyemeden Trump’a bay bay yazım hazırdı. İlk gidişini erken kutlamıştım.
Gidiciydi, göndereceklerdi, çünķü ABD halkının Trump familyasına tahammülü bizdeki Trump muhiplerinden daha az.
İkinci kez kapıyı göstermelerinden de belli. En fazla bir dönem dayanabiliyorlar.
Kaderini Trump’ın kaderiyle bir gören yerli ve millicilerimizin aksine, arkasından teneke çalmaya yine can atıyorum.
“Bin kaderi olsa birini dahi böyle bir şarlatanla birleştirir mi yahu insan” diye söze girip, şunları söylemiştim:
“Filipinler’den Brezilya ve Macaristan’a, popülist şovmenler için kötü haber, sonun başlangıcı.
Lümpen hırtlığı ve sandıklı zorbalık, Trump’ın şahsında ağır bir yenilgi aldı.
Dünyanın neresinde seçimli bir otoriterlik kaybetse seviniyorum, elimde değil.
Bir popülist şarlatan gitti. Darısı kalanların başına. Duterte’den Bolsonaro ve burnumuzun dibindeki Orban’a, sıradakiler düşünsün.
Dünyanın bir köşesinde demokrasi kazandı. Dört bir köşesinin gözü aydın.
Trump kaybetti, Kudüs kazandı.
Ezanla cami, tehditmiş gibi karalanmaktan kurtuldu. Çanla kilise de bir popülistin elinde oyuncak olup kullanılmaktan.
Tanrı’yı oy toplamaya alet etme, İncil’le aldatma, inançları istismar ederek iktidarda kalma ucuzluğu sökmedi bu kez.
Popülistlerin devri yavaş yavaş kapanıyor, güle güle...”
Trump’ın geri gelmesi dışında öyle de oldu.
Filipinler’den Duterte, Brezilya’dan baba-oğul Bolsonarolar, Venezuela’dan Maduro, Macaristan’dan Orban, Sırbistan’dan Vucic gitti. Sıra yine Trump’ta.
Yarım kaybetti, Gazze kazandı. Tamamına erelim.
