Kolaylaştırınız, zorlaştırmayınız
Kentsel dönüşümün bu kadar hızlandığı günlerde çevremizde çok sayıda farklı olaylar duyuyoruz. Kolay bir şey değil tabi kentsel dönüşüm. İşin idarî, malî vb farklı yönleri var ancak insanî yönü de oldukça büyük çünkü kentsel dönüşüme giden malikler arasında çok farklı anlaşmazlıklar, çok farklı sürtüşmeler çıkıyor. Böyle durumların deprem riski altındaki binaları etkilememesi için önemli yasal düzenlemeler de yapıldı. Yapılan yasal düzenlemeler, malikler arasındaki uyuşmazlıkların çoğuna çözüm getirdi. İşler, şimdilerde kuşkusuz daha hızlı yürüyor ama bazı kat malikleri, binaları kentsel dönüşüme giderken hâlâ işleri güçleştirecek şekilde davranıyor. Böyle durumları hukukî yollarla çözmeden önceki aşamada, komşular arasında ikna etme, anlaşmaya çalışma vb gibi süreçler yürüyor. Bir anlamda komşular arasında ara bulmaya çalışılıyor. (Ara bulma derken, hukukî anlamda arabuluculuğu kastetmedim, anlaşmazlıklar hukuk yoluyla çözüme gidilmeden önce sürdürülen görüşmeleri kast ediyorum.) İşte böyle görüşmelerde komşuların birbirlerine karşı tutumları ile ilgili olarak hatırıma gelen bir hadis-i şerif var bugünlerde.
Enes (b. Mâlik) tarafından rivayet edildiğine göre, Hz. Peygamber (sav) şöyle buyurmuştur: “Kolaylaştırın zorlaştırmayın; müjdeleyin, nefret ettirmeyin!”
(B69 Buhârî, İlim, 11)
Bu hadisteki öğütlerden, sadece bahsettiğim konu çerçevesinde değil, pek çok konu çerçevesinde faydalanmamız gerekiyor aslında. Özellikle zaman sınırlamasıyla yürütülmesi gereken işlerde, işleri kolaylaştırmak herkese fayda sağlar. Kentsel dönüşüm işlemleri de hem idarî hem malî açılardan zamana tabi işler olduğu için bu kapsama dahil. Mesela bir binada kentsel dönüşüme gitme düşüncesi konuşulmaya başladığında bina ne kadar küçük olursa olsun, karşı çıkanlar bulunuyor. Çoğunluğun kararı hukukî olarak yeterli ama komşular arasında huzursuzluk olmasın diye karşı çıkan malik ikna edilmeye çalışılıyor, hele bina hasarlı durumdaysa o komşu, karot aldırmanın kaçınılmaz olduğu ve dönüşüme katılmazsa karşılaşabileceği hukukî süreçler hakkında bilgilendiriliyor. Bu süreçler geçildikten sonra karot aldırılıyor ve üç aylık boşaltma süreci işlemeye başlıyor. Bu arada evini satmak durumunda kalanlar da olabiliyor. Zor bir süreç sonuçta kentsel dönüşüm.
Kat malikleri, bir müteahhit ile anlaşmaya varılana kadar yaşanan süreçlerde de yeni yapılacak binanın özellikleri hakkında birbirlerini yıpratabiliyor. Bina asansörlü mü olacak, asansörsüz mü, o daire niye büyüyor, benim dairem niye küçülüyor gibi tartışmalar, kentsel dönüşüm süreçleri yaşanan her yerde hepimizin kulaklarına çalınıyor. Hatta bazen bazı kat malikleri, diğer maliklerin sabırlarını zorlayacak şekilde davranabiliyor. Hukuk, büyük anlaşmazlıkları çözecek şekilde düzenlemeler getirdi ama mesela anlaşmaya hangi gün gidileceği hakkında bile birbirini zorlayan maliklere rastlamak mümkün. Herkesin anlayabileceği şekilde sade düzenlenmesi gereken sözleşmeleri neredeyse yirmi sayfalık kanunlar gibi düzenleyip diğer kat maliklerinin şartlarına hâkim olmalarının zor olacağı metinleri imzalamasını isteyenler, apartmanın ortak alanlarının ödemelerini adaletsiz şekilde dağıttırmak isteyenler oluyor. Tüm bunlar, süreç sakin ve kararlılıkla sürdürülürse aşılamayacak şeyler değil ancak kat malikleri bu süreçleri yürütebilecek asgari donanımdan yoksunsa ve işin içine biraz da tek yönlü menfaat girmişse herkes yıpranabiliyor.
Bütün bunları aşmanın yolu ise biraz da kişinin kendisini karşısındaki yerine koymasından ve sonrasında işlerin akışını kolaylaştıracak şekilde davranmasından geçiyor. Ortak menfaatin olduğu yerde bir kişi, kendi menfaatini bir parça geri plana alabilmelidir. Tabii bu, hakkınız olanı almayın, hakkınızı yedirin anlamına gelmez, elbette hakkınızı koruyacaksınız ancak asgari müştereklerde yani herkesin en azından ortak bir noktada buluşabildiği alanlarda, istediğiniz tam olarak olmuyorsa bile, işlerin yürümesi için bir adım geri atabilirsiniz. Bu durumda işleri kolaylaştıran siz olmuş olursunuz ve bu güzel bir adımdır.
