Şebeke’nin şeması çıkınca…
Adalet Bakanı Akın Gürlek’in fon krizi ile ilgili son açıklamasını, gerek krizin yargısal boyutuna ilişkin niteliği ile, gerekse kendi konumuna ilişkin cümlelerin taşıdığı “iddia” ile dikkat çekici bulduğumu belirtmeliyim.
Bakan’ın açıklamasından krizin niteliğine ilişkin şu ifadelerin altını çizdim:
“…..bu soruşturmada kapsamlı organize bir piyasa dolandırıcılığı ve suç yapısı tespit edilmiştir.
“Soruşturma her ne kadar piyasa aktörleri üzerinden başlamış olsa da geldiği noktada üst düzey finans bürokrasisini de kapsayan bir suç yapılanmasına şahit oluyoruz.
“Üst düzey denetim mekanizmalarımıza sızan şebekenin varlığı bugün itibarıyla oldukça belirgin hâle gelmiş ve sorumlular hukuk önüne bir bir çıkarılmaya başlanmıştır. Verilen ifadeler yeni şüphelileri ortaya çıkarıyor, soruşturma derinleştirilerek devam ediyor.
“Karşımızdaki yapının basit bir borsa manipülasyonu ya da borsa vurgunu ile sınırlı olmadığı, kapsamlı bir suç yapılanması olduğu tespit edilmiştir.
“Bu örgütsel yapının içindeki isimler arasında hiyerarşik ve sistemli bir iş birliğinin delillerine ulaştık.
“Borsa bürokrasisi, manipülasyonları yapanlar ve medya arasında kapsamlı bir iş birliği yapıldığını görüyoruz.
“Parayı kontrol eden mekanizmanın içindeki isimler, rüşvet çarkını kurarak üzerlerindeki denetim mekanizmalarını etkisiz hâle getirmişlerdir.
“Bu şebekenin amacı, bazı hisseler üzerinde oynayarak piyasadaki likiditeyi toplamak ve piyasayı ele geçirmektir. Bu şekilde kartelleşerek ekonomimize zarar vermişlerdir. Bu örgütsel yapı içerisinde söz konusu eylemlere katılarak servet elde edenlerin tümü hakkında yasal işlem yapılmıştır.”
“Finansal sistemin altyapısına ve bürokrasinin üst kademelerine kadar uzandığı tespit edilen organize bir yapının bütün bağlantıları araştırılmaktadır.
“….suç yapılanmasına iltisak etmiş en üst düzeyden en alt düzeye kadar bürokratik isimler, gerçek ve tüzel kişiler, siyasi profiller hakkında yasal işlemler yapılmış ve yapılmaktadır.” “Bu suç yapılanmasının yurt dışına çıkardığı paralar…..”
Sayın Bakan, örgütlü bir suç yapılanmasından, bu yapının fon alanını manipüle ettiğinden, iltisaklı alanda en üst düzeyden en alt düzeye kadar bürokratik isimler, gerçek ve tüzel kişiler, siyasi profiller bulunduğundan, bir kartelleşme olgusundan, medya ile işbirliğinden, yurt dışına kaçırılmış paraların varlığından, rüşvet çarkının denetim mekanizmasını etkilediğinden söz ediyor ve bütün bu alanların soruşturulduğunu ifade ediyor. “Ucu nereye kadar giderse gitsin biz bunun peşini bırakmayacağız.” İfadesini de tekrarlıyor sayın Gürlek.
Krizle ilgili kanaati çok net sayın Bakan’ın: “Bu soruşturma bizim için faili meçhul bir mesele değildir. Suça konu eylemler ve bu eylemlerle bağlantılı şüpheliler somut delillerle ortaya konulmuştur.”
Sayın Bakan, yargısal süreçle ilgili rakamlar da veriyor. Buna göre “433 şüpheli şahıs var. 112 kişi tutuklanmış. 186 kişi hakkında adli kontrol tedbiri uygulanmış. 38 şahıs ise firari. 359 gerçek kişi ve 111 tüzel kişinin mal varlıklarına ve banka hesaplarına bloke ve tedbir işlemleri uygulanmış.”
Bir örgütsel yapı, şebeke, organizasyon bulunduğuna göre herhalde akış içinde burada kimin hangi rolde olduğu, örgüt liderinin – liderlerinin kim olduğu da ortaya çıkarılacaktır. Yani ortaya bir “şebeke şeması” çıkacaktır. Kamuoyu “kim kimdir”i görmeyi isteyecektir. Yargısal sorumluluk da böyle belirlenecektir nasıl olsa… Şebekeyi kim kurdu, nasıl yönetildi, nereye nasıl nüfuz edildi vs… Kamuoyunun, halkın, milletin, sayın Bakan’ın “Siyasi profil” diye nitelediği isimleri merak ettiği de biliniyor. Hani “siyaseten koruma – kollama olmasa”, bu şebekeleşmenin de, bürokratik alanda bu kadar çürümenin de gerçekleşemeyeceği gibi bir görüş var. Nasıl görülmedi ya da kimler kol – kanat gerdi soruları hep sorulacaktır. “Bütün siyasi ilişki Fatma Batül Sayan Kaya ile mi sınırlıydı?” soruları zaten soruluyor ve mesela bir siyasi olarak Betül Hanımın gördüğü muamele de bir siyasetçi çocuğuna uygulanan yaptırımın anlık uygulamalarla değişmiş olması da tartışılıyor.
Aynı şekilde sayın Bakan’ın “medya ayağı”na ilişkin sözleri de açıklığa kavuşturulması beklenen bir konudur. İktidara yakın bir gazetenin Bakan’ın açıklamasına hiç yer vermemesi nasıl yorumlanmalı?
BAKAN’IN YOLCULUĞU
Yazının girişinde sayın Bakanın “kendi konumuna ilişkin cümlelerin taşıdığı “iddia”yı dikkat çekici bulduğumu” not etmiştim. Meselâ “birinci tekil” ifadelerle söylediği şu cümleleri not ettim:
“Aziz milletimiz şundan emin olsun ki Türkiye Cumhuriyeti Adalet Bakanı olarak Cumhurbaşkanımızın liderliğinde suç ve suçluyla mücadele kararlılığımı, fon soruşturmaları konusunda da sonuna kadar hesap sorma ciddiyetimi hiçbir güç, hiçbir manipülasyon ve hiçbir muhalif yapının karalama politikaları karşısında test ettirmeyeceğim.”
Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın “Allah’ın izniyle ne bu camianın ne de bu milletin başını öne eğdirmedik, bundan sonra da asla eğdirmeyeceğiz.” şeklinde ifade ettiği sözü bizim sarsılmaz irademizdir.”
“Milletimizin hesabını millet düşmanlarından soracağız.” İfadelerini de “Vatandaşlarımız bizi takip etsin ve gelişmeleri anbean devletin kurumlarından almaya devam etsin.” İfadelerini de ilginç bulduğumu not etmeliyim.
Sayın Gürlek’in, söylem ve eylemleriyle farklı bir Adalet Bakanı profili çizdiği görülüyor. Siyaset dünyasının sayın Bakan’ın yolculuğunu ilgiyle takip edeceği muhakkaktır.
