İlkokullardan üniversitelere Terörsüz Türkiye görevi
Okullar bu yıl “Mayamız Birlik, İlk Dersimiz Kardeşlik” mottosuyla açıldı.
İlk ve ortaöğretimde okul içi faaliyetler, Toplumsal Bütünleşme Yasası yani Terörsüz Türkiye vizyonuna göre şekillendirilecek.
MEB, 81 ile yazı göndererek Milli Eğitim müdürlüklerini talimatlandırmıştı.
Etkinlikler açılış haftasıyla sınırlı değil, tüm yıla yayılacak. Eğitim yılı boyunca sosyal ve kültürel etkinliklerde öncelik verilerek sürdürülecek.
Üniversiteler de paralel bir öncelikle yeni yıla başladı.
YÖK, bir yazıyla tüm üniversiteleri Terörsüz Türkiye hedefini işlemeye çağırdı.
Açılış törenlerinde ve ilk derslerinde bu konuyu işlemekle kalmayacaklar. Terörsüz Türkiye hedefini sosyal, ekonomik, hukuki, siyasi, kültürel ve güvenlik boyutlarıyla ele almaları isteniyor.
YÖK, üniversitelerden akademik çalışmalar yapmalarını; panel, konferans ve çalıştaylar düzenlemelerini bekliyor.
Amaç da öğrencilerin farkındalıklarını artırmaya, toplumsal huzur ve güven ortamını güçlendirmeye, millî birlik ve beraberliği pekiştirerek toplumsal bütünleşmeye katkı sağlamak diye açıklanıyor.
Terörsüz Türkiye’yi benimsetmek için eğitimde seferberlik ilan edildi.
İlkokullardan üniversitelere, herkes iç cepheyi güçlendirme çalışmalarına katılacak, elini taşın altına koyacak. Ne âlâ...
Fakat Milli Eğitim Bakanı Tekin, birçok konuşmasında Terörsüz Türkiye’yi AK Parti’nin siyasi başarısı olarak ele alıyor.
Bakan Tekin’in Terörsüz Türkiye’yi partiler üstü tutmamasını yermiyorum. Siyaset yapmak hakkıdır, Terörsüz Türkiye üzerinden de siyasi mesajlar verebilir.
Yine YÖK Başkanı Özvar, üniversitelere Terörsüz Türkiye görevi verirken Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı özellikle vurguluyor. Bunda da bir yanlışlık yok, altını çizebilir.
Gelin görün ki, Cumhurbaşkanı Erdoğan aynı zamanda AK Parti Genel Başkanı ve partiler arası siyasi rekabetin tarafı.
Muhalefete, iktidarın siyasi rakiplerine eleştiri hakkı vermez mi? Onlar da okula, üniversiteye siyasi propaganda sokuluyor diye tepki gösteriyorlar.
Okullarda iç cepheyi güçlendirme seferberliği, doğru. Ama sunuşlarda sorun görünüyor.
Şu hâliyle iç cepheyi güçlendirir mi, siyasi ayrışmayı körükleyerek zayıflatır mı?
Toplumsal bütünleşme amacına hizmet etmesi için, iktidarın okullarla üniversitelerden beklediği hassasiyete önce kendisinin uyması gerekirdi.
İktidar siyasi hesap gözetiyorsa muhalefet partilerinden sürece hesapsız destek vermeleri nasıl istenir?
Ayrıca topluma mâl etme çalışmalarında süreci anlatma görevi okullara, üniversitelere düşerken meselâ AK Parti Siyaset Akademisi ne yapıyor, elini taşın altına koyuyor mu?
Anlatma seferberliğine AK Parti hangi çalışmalarla katılıyor, bir bilgilendirme faydalı olur sanki.
HUSİLERLE SAVAŞA MI GİDİYORUZ?
Suud’la Türkiye ve Pakistan, ortak bir savunma anlaşması imzalamıştı.
‘Birimiz hepimiz, hepimiz birimiz için’ ilkesiyle birine yapılan saldırı hepsine yapılmış sayılıyordu.
İran ile Yemen’deki uzantısı Husiler, Suud topraklarını hedef aldığından kaygılandırmıştı.
Ne yani, şimdi Husiler Suud’a iki füze atsa Türkiye ile Pakistan mı cevap verecek diye soruluyordu.
Kaygıları gidermek için de Mekke İttifakı’nın İran’a değil, asıl İsrail ve Yunanistan’a karşı kurulduğu, bizi koruyacağı rüzgârı estirilmişti.
İşte o gizemi, Dışişleri Bakanı Fidan NTV’de kısmen aydınlattı.
Fidan; Suudi Arabistan topraklarının ciddi saldırılara uğradığını, bizim de altına imza attığımız bir ittifak olduğunu, sorumluluğumuz bulunduğunu, bir söz verdiğimizi ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sözünün eri olduğunu belirterek dayanışma göstereceğimizi bildirdi.
Sözümüzü tutacağımız, Suud’u savunmak için üstümüze düşeni yapacağımız sonucu çıkıyor.
Oysa Mekke İttifakı kimseye karşı kurulmamıştı, kapısı tüm bölge ülkelerine açıktı. Ne kadar genişlerse o kadar caydırıcılığı artar, dışarıda tehdit bırakmazdı.
İstanbul’daki ilk zirvesinin ardından şunu sormuştum...
Bu yeni ittifakın şekillendirilmesinde ABD’nin bir etkisi, rolü, çıkarı yok mu? Varsa ne?
Öyle ya, bir anda kendimizi İran’a karşı ABD ve İsrail’le aynı cephede bulma ihtimalimiz nedir?
Henüz Meclis onayından geçmediği, içeriği tam bilinmediği için bu tür şüphe ve spekülasyonların önü alınamıyor.
Neyin içine çekildiğimizle ilgili belirsizlik, şimdiye çoktan giderilebilirdi.
Caydırıcılığı azalmasın diye gizemli bırakılıyor, belirsizlikten böyle yararlanılıyorsa hadi neyse de Husilerin gözü pek korkmuşa benzemiyor.
