Borsada patlayan sorun
Borsada, fon manipülasyonlarıyla cumhuriyet tarihinin en büyük soygunu yaşandı. 1981-1982 arasındaki “Banker Krizi” ile mukayese ediliyor. Prof. Hakan Kara, YZ’ye sormuş. Banker krizinde batan varlık eksi 2.5 milyar dolarmış, Fon Piyasası krizinde eksi 27 milyar dolar! Fakat, bereket versin, kırk yılda ekonomi büyüdüğü için hasarın milli gelirdeki oranı yüzde 1.5’ta kalıyor. Banker krizindeki oranı yüzde 4-5 olmuştu.
Banker krizi döneminde Türkiye bir askeri darbe yaşamıştı, kapalı ekonomiden açık ekonomiye, ithal ikamesinden ihracat amaçlı piyasa ekonomisine geçiliyordu. Geçişin kurumları yeni yeni kuruluyordu...
Banker krizi borsa veya banka olayı değildi, denetleyici kurum belirsizdi.
Bugün borsadaki manipülasyon krizinde tedbir almakta geciktiği için eleştirilen Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) Temmuz 1981’de kurulmuş, üyeleri Ocak 1982’de atanmış, Banker krizini önceden denetleyecek teşkilatlanmasını tamamlayamamıştı.
Oysa bugün SPK kırk yıllık tecrübeye sahip, teşkilatlı, teknolojik alt yapısı eksiksiz bir kurumdur.
Bir iktidar ve kadro değişimi dönemi de yaşanmıyor, ülke çeyrek asırdır aynı iktidarca yönetiliyor.
GÜN: 4 KASIM 2025
Hazine ve Maliye Bakanı Şimşek, 4 Kasım 2025’te Sermaye Piyasaları Kongresi’ndeki uzun konuşmasında şöyle diyordu:
“Bazı fonlar üzerinden manipülasyonların yapıldığını biliyoruz, bu alanda da düzenleme ihtiyacının farkındayız. Manipülasyonla mücadelenin dozunu, kayıt dışı ile mücadelenin dozunun üzerine çıkaracağız. Cezaları çok daha ağır hale getirmemiz gündemimizdeki bir konu.”
Şimşek, baş gösteren manipülasyonun önemini de “eğer manipülasyonla güçlü mücadele edemezsek bu alana olan güven zayıf kalır, onun için bu bizim olmazsa olmazımızdır” diyerek anlatmıştı.
Dikkat, her şeyin temeli olan “güven” faktörü: Hukuka güven, kurumlara güven, politikalara güven, liyakate güven, denetim ve dengeye güven…
Yani temel sorunlarımız!
Bizzat Bakan Şimşek Kasım 2025’te alarm vermişti de kırk yıllık tecrübeye ve tam teknolojik donanıma sahip SPK ve BİST (Borsa İstanbul) ne yaptı?
DOKUZ-ON AY GECİKME
Bakan’ın konuşmasından sonra ne işlemler yaptıklarını SPK geçen Cuma, 18 Eylül’de açıkladı… Finansman İstikrar Komitesi Toplanmış… Onunla istişare, bununla yazışma, Çalışma Grubu oluşturulması, kurumlardan bilgi talep edilmesi…
Nihayet dokuz-on ay sonra 28 Ağustos 2026 tarihinde Yatırım Fonlarına İlişkin Rehber açıklaması yapıldı.
Arada manipülasyon çığı ne kadar büyüdü, kimler milyarlar vurdu bilmiyorum.
İktisatçı Mahfi Eğilmez de “denetim gecikti” diyor.
Yine kurumlar sorunu… Güven sadece dürüstlükle değil, liyakat ve kapasiteyle de ilgili bir sorundur.
Krizden önce bile, atırımcının “hukuki güven” görmediğini, bunu oluşturmak gerektiğini Adalet Bakanı Gürlek de açıklamıştı... Nasıl sağlayacaklarsa?
Manipülatörler hakkındaki adli soruşturma yanında, iktisatçı Erhan Usta’nın söylediği gibi, borsada ‘oynayan’ yüksek bürokratlar açıklanmalıdır.
DIŞ KAYNAK İHTİYACI
Türkiye yüz elli yıldır çözemediği dış finansman ihtiyacını, ihracat ve turizm yetmediği için sıcak parayla karşılıyor. Şimdiki hükümet yüksek faizle sıcak para çekiyor.
Borsa yönünden riski, Türkiye ekonomisi uzmanı Timothy Ash, bir ay önce, 17 Ağustos’ta, BİST’teki hisse hareketleri ve manipülasyon iddialarının Türkiye ekonomisi açısından “en büyük makro risklerden biri” haline geldiği uyarısında bulunmuştu.
Fon hareketlerine bir tür yön veren MSCI’ın (Morgan Stanley Capital International) adlı kuruluşun “Türkiye Gelişen Piyasalar'dan Sınır Piyasalar'a düşürmesi ülke algısı açısından çok büyük bir darbe olur” diyordu.
MSCI’ya göre, Türkiye “Kasım sonuna kadar” gerekli kurumsal güveni sağlarsa bu açıdan sorun yok… Aksi halde, ağzımdan yel alsın.
Bu konuları iyi bilen Prof. İsmail Tatlıoğlu’na sordum, cevabı şöyle:
“Yabancı sermayenin borsadaki 41 milyar dolarlık varlığının düşmesi, döviz talebi demektir ve Türkiye’nin 4-5 yıldır yaptığı ve bedelini yüksek faizle ödediği sürecin boşa gitmesi demek olur. İkinci bir konu, Türkiye gelişen piyasalardan sınır piyasalara düşerse borsaya yabancı girişi anlamlı bir seviyeye çıkmaz. Sermaye piyasası maalesef sınıf düştü.”
Temeldeki kurumsal sorunlar borsada da ortaya çıktı; güven, liyakat, denetim, denge. Hem de evrensel standartlarda.
