İktidar hazırlanmadan sınava giren öğrenciler gibi…
Yargıyı hukuk tarihimizde hiç olmadığı kadar araçsallaştıran iktidar, bir yandan hukuk devletinin temel ilkelerini aşındırırken, diğer yandan da mevzuattaki, yasalardaki boşlukları, istisnaları ve yorum alanlarını kendi siyasal çıkarları doğrultusunda sonuna kadar kullanmaktan imtina etmiyorlar.
Yasalardaki boşlukları, Anayasa’nın istisna olarak tanıdığı imkanları kendilerine analarının ak sütü gibi helal sayıyorlar.
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Ali İhsan Yavuz’un yaptığı son açıklama bunun somut örneğidir. Siyasi tarihimize “hiçbir şey olmadıysa bile bir şeyler oldu” sözüyle geçen Yavuz diyor ki:
“Seçimler normal şartlarda kanun gereği Mayıs 2028’de olacak. Ama biz Meclis’in seçim yenileme kararı almasını arzu ediyoruz. Çünkü Meclis seçim yenileme kararı alırsa Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan bir dönem daha aday olabilecek. Ama bu öne alma 6 ay, 1 yıl olması gerekmiyor. Çok net söylüyorum bu bir hafta bile olsa maksat hasıl oluyor. O zaman biz niye acele edelim ki?”
Yavuz cümlesini “Şimdi iş yapma zamanı” diyerek tamamlıyor.
Evet, seçimler normal zamanında yapılırsa Erdoğan’ın aday olması hukuken mümkün değil. Yani AK Partili siyasetçilerin söylediği gibi “adaylığının önünde hiçbir engel yok” değil, yeniden aday olması ancak Meclis’in 360 vekilin seçim yenileme kararı almasıyla mümkün.
2023 seçimlerinde sandıktan toplam 318 milletvekiliyle çıkan Cumhur İttifakı’nın önünde artık 360 engeli yok. 2025 yılında yargı eliyle Özgür Özel liderliğindeki CHP’yi silkeleme, köşeye sıkıştırma operasyonlarının neticelerini almaya devam ediyor. Erdoğan muhalefet partilerinden 12 milletvekilinin yakasına AK Parti rozetini taktı. Meclis’te seçimlerin yenilenmesi oylamasına kadar ‘şartları’, ‘koşulları’ transfer edilmeye uygun milletvekillerinin yakalarına ‘ama öyle ama böyle’ AK Parti rozetlerini takmaya devam edecektir.
Dahası Terörsüz Türkiye politikasından dolayı DEM Partili milletvekillerinin oyları var. DEM Parti, İmralı’da Öcalan’a yapılan konuttan ve Öcalan’a sağlanacak umut hakkından dolayı iktidara teşekkürünü Meclis’in seçimleri yenileme oylamasında gösterecektir.
Zaten Erdoğan da Terörsüz Türkiye sürecini anlatırken, "AK Parti, MHP ve DEM Parti olarak bu yolu beraber yürümeye karar verdik" demişti. (12 Temmuz 2025)
Muhalefeti ta o zaman yok saymış, DEM’i kendi Cumhur İttifakıyla birlikte zikretmişti.
***
Erdoğan, böylece Anayasa’nın 116. maddesindeki istisna hükmünü işletmenin siyasi zeminini kimselere bırakmadan kendi çabalarıyla oluşturmuş durumda. Elbette bu bağlamda MHP lideri Devlet Bahçeli’nin katkısının ne kadar büyük olduğunu Erdoğan biliyordur.
Şunun altını çizelim 2028 seçimlerinde Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın aday olmasının önünde bir hukuki engel vardı. Ama aday olsa bile seçilmesini engelleyecek daha büyük bir engel vardı. Özgür Özel liderliğindeki ana muhalefet partisinin Cumhurbaşkanı Adayı Ekrem İmamoğlu.
Cumhur İttifakı bu iki engeli de aşmış gibi görünüyor.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti rozeti takılan milletvekillerinin ve DEM Parti milletvekillerinin oylarıyla yeniden aday olabilecek.
Seçimlerde Ekrem İmamoğlu “diploması iptal edildiği” için Erdoğan’ın karşısında rakip olamayacak.
Ama bütün bunlara rağmen AK Parti “hodri meydan” seçimleri 1 bir yıl önce 6 ay önce yapalım diyemiyor, süreyi sonuna kadar kullanmak istiyorlar! Ekonomiyi biraz olsun düzeltmeyi, muhalefeti daha fazla “silkelemeyi”, daha fazla transfer yapmayı düşündüğünde şüphe yok.
MHP lideri Devlet Bahçeli de partisinin grup toplantısında “Seçimin ne zaman yapılacağı bellidir” diyerek raconu kesmişti.
Seçimin yapılacağı tarih belliydi:14 Mayıs 2028.
Ama AK Partililer uzunca bir süre Erdoğan’ın yeniden aday olmasının önündeki Anayasal engeli ağızlarına almadılar.
Ta ki Meclis’te 360 sayısını tamamlayacaklarından emin olana kadar…
***
360 sayısı netleşmeye başladığında AK Parti Genel Başkanının Vekili olan Mustafa Elitaş tam üç kez Cumhurbaşkanlığı ve Meclis seçimlerinin 2027 yılının Ekim ya da Kasım ayı içerisinde yapılmasının iyi olacağını dillendirmeye başladı. Hatta seçimlerin “mevsimler koşullar” nedeniyle Ekim ve Kasım ayında yapılması gerektiğini söylemişti:
“Mevsim şartlarından dolayı seçimler 2027 Ekim ve Kasım ayında yapılabilir” dedi. (5 Şubat 2026)
2027 Ekim’inde ya da Kasım’ında seçimler olabilir diyen iktidar siyasetçileri şimdi yeni seçim tarihini veriyor. Sandık yaklaştıkça seçim tarihini “niye acele edelim ki, bir hafta önce bile olsa maksat hasıl oluyor” diyerek tehirlerini meşrulaştırmaya başladılar.
Doğru; Anayasa’nın 116. maddesi seçimlerin ne kadar önce yenilenebileceğine ilişkin gün, hafta ya da ay cinsinden herhangi bir süre öngörmüyor. Bu noktada metinde açık bir zaman sınırı da yok.
Ama Ali İhsan Yavuz’un bu açıklaması iktidarın içinde bulunduğu durumu da ortaya seriyor: İktidarın durumu sınava çalışmadan giren öğrencilere benziyor. Süreyi son saniyesine kadar kullanacak. Birkaç dakika daha, birkaç dakika daha, süre bitmese ben de sınıftan çıkmasan diyen öğrenciler gibi takvimin durmasını istiyor.
***
Hukuki engel aşıldı. DEM oylarıyla seçimler bir iki hafta öne alınacak. Siyasi olarak en büyük engeli de kaldırdılar, Ekrem İmamoğlu Erdoğan’ın karşısına aday olarak çıkamayacak. Ama iktidar açısından zorluklar bunlarla sınırlı değil. İktidar sırtındaki ağır enflasyon, yoksulluk, işsizlik yüküyle sandığa gidecek. Toplumun bütün katmalarını saran adalet sorunuyla sandığa gidecek. Sandıkta işsizler oy kullanacak, faturasını ödeyemeyen, kirasını ödemekte zorluk çeken, tuvaleti olmayan otel odalarına sığınan emekliler oy kullanacak. İktidarın oluşturduğu korku ikliminden kurtulmak isteyen, rahat bir nefes almak isteyen vatandaşlar oy kullanacak. Yani mesele sadece Ekrem İmamoğlu’nun aday olamaması değil. Nitekim kamuoyu anketleri artık Erdoğan’ı CB adaylığında ikinci sırada göstermesi boşa değil.
İktidar bunun farkında olduğu için zamana ihtiyaç duyuyor. Ama bu zamana ihtiyaç duyması kudretli iktidarın ne kadar zor durumda olduğunu gözler önüne seriyor. İktidar zamanı uzattıkça sorunları aşacağını düşünüyor ama sürekli yeni sorunlar çıkıyor… Mesela bir ay önce kimse borsadaki vahim manipülasyon krizini bilmiyordu, bakın patlak verdi işte.
