Denizin üstünü dolduran, kıyıları görünmez yapan tekneler nasıl alındı sanıyorsunuz?

Ünsal Ban’ı hatırlıyor musunuz?

O kadar çok insan geldi geçti ki, hatırlamamanız normal.

Ünvanı profesördü Ünsal Ban’ın. 2011 yılında Türk Hava Kurumu Üniversitesine kurucu rektör olarak atandı. Muhasebe ve finans alanlarında doktorası vardı.

Sonra 2019 yılında bir dönem Ak Parti’den milletvekilliği yapan Zehra Taşkesenlioğlu ile evlendi. Bu evlilik uzun sürmedi. 2022’de Taşkesenlioğlu boşanma davası açtı ve bu davada söylenenler, konuşulan paralar sayesinde kamuoyu birden bire Ünsal Ban’ın adını öğrendi.

Meğer bilen zaten Ünsal Ban’ın adını biliyormuş.

Ban’ı bir hayli olaylı biçimde boşayan, kendince çok sayıda haklı sebebi olan Zehra Taşkesenlioğlu sadece Ak Parti milletvekili değildi; babası Ali Fuat Taşkesenlioğlu da Ak Parti’nin göreve getirdiği önemli bir bürokrattı. 2018 yılından 2022 yılına kadar dört yıl Sermaye Piyasası Kurulu Başkanlığı yapmıştı.

Herkes Türkiye’de yolsuzluğun, haksız kazancın ve rüşvetin belediyelerde ve inşaat rantında döndüğünü sanıyor; evet burada ciddi rant dönüyor zaten ama başka hiçbir alan, Türkiye’nin sermaye piyasaları kadar haksız kazanç ve hızlı zenginleşme yaratmıyor aslında. Para, burada dönüyor.

İşte Ünsal Ban bu alanın önemli bir aktörüydü. SPK Başkanının damadıydı, bir Ak Parti milletvekilinin kocasıydı, Ak Parti döneminin üniversite rektörüydü.

Karşısına çıkan birine “Benim bağlantılarım sağlam” dediğinde sahiden inandırıcıydı.

Şimdi bütün detaylara girmeyeceğim, sonuç olarak Ünsal Ban, bazı şirketlerin “SPK’daki işlerini kolaylaştırmak” karşılığı rüşvet ve haksız kazançla itham edildi, Fethiye’den teknesiyle Yunanistan’a doğru gitmeye hazırlanırken yakalandı, bir ara hapse atıldı, sonra hapiste itirafçı oldu ve serbest bırakıldı, derken Ban iddiaya göre yurt dışına kaçtı. 2025 sonlarından beri kendisinden haber alınamıyor.

***

Bir tanıdığımın 30 metrelik güzel bir yatı var. O yatın yıllık işletme giderinin 400 bin euro civarında olduğunu birkaç kez söylemişti.

Böyle bir teknenin sahibi olmak demek, her yıl İstanbul’da makul bir apartman dairesi parasını denize atmak demek.

Fethiye’nin Göcek koyu bu dünyada bir cennet olmasına rağmen aslında küçük bir yer. Göcek’in minik koy ve büklerinde demir atacak yer olmadığına çok defa şahit oldum.

Bu kadar çok tekne kimindi? Bazılarını şahsen tanımasanız bile ismen biliyordunuz.

Derken son dört yıldır özellikle Göcek’te değil, Bodrum yarımadasında bir tekne patlaması yaşandı. Bodrum yarımadasının dört bir yanı tekneler için çok gözdeydi ama çok değil üç dört yıldır büyük tekne sayısında patlama yaşanıyor.

Paranızla gösteriş yapmanın, başkalarına “Ben zenginim” demenin dünya çapında kabul edilmiş biçimi bu.

Çok tecrübeli bir deniz adamı olan, İstanbul’da önemli bir tersaneyi kuran, aynı zamanda büyük ve önemli bazı markaların temsilciliği yapan ve artık işlerini oğluna devrettiği için vaktini gönlünce teknesinde geçiren bir yakınım var. Bu yıl onunla kabaca bir hesap yaptık.

Didim’den başlayıp en güneyde Antalya’ya kadar olan uzun ege ve Akdeniz sahil şeridinde sezonda on binden fazla tekne vardı. Bu teknelerin yarısını yerli veya yabancı işletmecilerin günlük, haftalık veya aylık kiralanan charter tekneleri oluştursa, özel kişilere ait en az 5 bin tekneden söz ediyorduk ve benim yakınımın hesabına göre deniz üzerinde 1,5-2 milyar dolarlık bir servet duruyordu.

Bu serveti çok düşünmeyin, esas yıllık 150-200 milyon doları bulan tekne işletme masraflarını düşünün.

Bu kadar büyük para bu kadar kısa sürede nasıl ortaya çıkmıştı? Türkiye’de büyük nüfus 2013’ten beri fakirleşirken, paraya para demeyen, parayı ağaçtan toplanan bir şey gibi gören bu kesim nasıl oluşmuştu?

Sanırım geçen hafta cevabını aldık bu sorunun.

Bu aralar sosyal medya çok eğlenceli. Parasını bu fona kaptıranlar sosyal medyada veryansın ediyor.

Geçen gün biri “Esnafım” diye söze başlamıştı, Tera’nın kapatılan fonunda 130 milyon lirası kalmıştı ve ay başında çalışanlarına maaşlarını nasıl ödeyeceğini düşündüğünü söylüyordu.

‘Esnaf’ ama çok riskli bir yatırımda 130 milyon lirası var.

İş insanı ve fütürist Alphan Manas bu kriz çıktığından beri sosyal medyada bilgiye dayalı önemli paylaşımlar yapıyor. Ben de ondan öğrendim, mesela Tera geçen yıl TLY isimli fonundan 13,5 milyar lira “fon yönetim ücreti” geliri elde etmiş.

Tera’nın “fon yönetim ücreti” diye yüzde 2 aldığı düşünülecek olursa, fonun işlem hacmi demek ki 2025’te kabaca 700 milyar lira olmalı. Oysa Alphan Manas, Tera’nın bu fonunun 2025’teki büyüklüğünün 35 milyar lira olmadığını söylüyor

“Kazan doğurdu” dediğim tam olarak bu. Elde zaten değeri fazlasıyla şişirilmiş 35 milyar lira var ama siz bu hayali değeri yıl içinde binlerce kez alıp satarak kendinize gerçek 13,5 milyar lira para yazıyorsunuz. Değer sahte ama karşılığında alınan para gerçek!

Bir hayal satarak, üstelik o hayali sonsuza kadar satabileceğinizi düşünerek kazandığınız gerçek parayla altınıza RollsRoyce çekiyor, denize teknenizi park ediyor, özel uçağınızı bekletiyor, üstüne bir de üniversite bile satın alıyorsunuz.

YORUMLAR (3)
3 Yorum
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.