Suçlusu kim?
Süper Kupa dan bu yana sürekli geri sayan bir Fenerbahçe izliyoruz.
10 Ocak 2026 akşamı kazanılan Süper kupanın ardından yapılan açıklamalarda, “Üç kupayada talibiz.” deniyordu. Bugün takvimler 13 Mart 2026’yı gösteriyor ve Fenerbahçe’nin elinde kalan tek hedefi Türkiye Kupası. O da oldukça zor görünüyor.
Altı haftadır ilk yarıları adeta çöpe atan bir takım var sahada. İkinci yarıdaki geri dönüşler ise bir noktada mutlaka kazaya uğrayacaktı. Kasımpaşa ve Antalyaspor maçları ağır hasarlı kazalar oldu. Dün akşam Fatih Karagümrük karşısında yaşananlar kazanın en ağırı, sarı lacivertliler perte çıktı.
Olimpiyat Stadı’nın soğunda Karagümrük ateşi yaktı, Fenerbahçe ısınamadı, dondu kaldı.
Sarı-lacivertliler hem namağlup unvanını hem de şampiyonluk umutlarını kaybetti. İkincilik koltuğu için yarış haline girecek.
Bugün gelinen noktada ortaya çıkan tablo, yönetimin ara transfer dönemindeki plansızlığı ile teknik heyetin umursamazlığının birleşiminden başka bir şey değil.
Eksiklerin olur, güçlü bir rakiple oynarsın ve zorlanırsın; bu anlaşılabilir. Ama ligin sonuncusuna karşı sahaya çıkarken “Eksiklerimiz vardı.” bahanesine sığınamazsın. Hele ki ilk 11’de senin bile yeterli görmediğin oyuncular yer alıyorsa.
Bir maç kaybedersin, çıkar anlatırsın: taktik, tercih, analiz… Ama bu maçın analizi yok. Çünkü sahada analiz edilecek oyun da yok.
Şampiyonluk iddiası olan bir takım düşünün: Ligin sonuncusuna karşı ilk yarı şut atamıyor. Bırakın şutu, ceza sahasına bile giremiyor. Maç sonu istatistikleri bakıldığında; %0.69 gol beklentisi, üç isabetli şut, 13 korner, 46 orta. Ortaların sonucu kendi kalesinde gördüğü iki gol.
Bireysel performanslara bakıldığında tablo daha da çarpıcı.
İsmail ilk yarıda 14 top kaybı yaptı. Levent 12 top kaybıyla ona eşlik etti. Kerem ise 7 top kaybı yaptı. Üç oyuncunun toplam top kaybı 33. “Gerçekten izahı zor bir durum.”
300 milyon avroluk bir kadro kuruyorsunuz. Ayağına baktığınız oyunculardan biri Asensio, diğeri üç maç üst üste oynadığında sakatlanan Talisca.
Sahaya çıkan kadroya bakıyorsunuz:
Aynı stilde üç tane 6–8 numara, yarım stoper Yiğit Efe, her maç kırmızı kartın eşiğinde dolaşan Oosterwolde ve maç boyunca saçlarını düzelten Kerem Aktürkoğlu. Düşme hattında olan Fatih Karagümrük karşısında, Cheriff, Kerem dışında hücumcu yok; sahada sekiz savunmacı var.
Peki asıl soru şu: Bu tablonun suçlusu kim?
Eylül 2025’ten sonra iyi giden, yılı güçlü kapatan ve 2026’ya kupayla başlayan bir takım vardı. Teknik direktör formdaydı, oyuncular sağlıklıydı. Sonra transferler geldi.
Musaba ilk maçında “iyi ki alınmış” dedirtti, ardından ortadan kayboldu. 30 milyon avro bonservis verilen Guendouzi nin rolü hâlâ belirsiz. Üstüne bir de 41 milyon avro ödenerek alınan Kante… Forvet eksikliği ortadayken iki oyuncuyu gönderip yarım bir forvet almak kimin fikriydi?
Devin Özek mi? Tedesco mu? Ertan Torunoğulları mı? Yoksa Sadettin Saran mı?
Nottingham deplasmanında Oğuz iki gole katkı verdi, sahanın en iyilerinden.
O günden sonra ne oldu? Aynı oyuncu haftalardır sadece son dakikalarda oyuna giriyor.
Takım içinden gelen açıklamalar da tablonun ne kadar ağır olduğunu gösteriyor.
Fred, “Açıklanamaz bir durumun içindeyiz.” diyor. Taraftarımız rahat olsun güçlü döneceğiz.
Guendouzi ise soyunma odasındaki atmosferin bile kötü olduğunu açıkça dile getiriyor. Taraftara bu oyun saygısızlık.
Şimdi soralım:
Fenerbahçe artık hangi maçta geri dönecek?
Galatasaray bugün kazanırsa puan farkı 7 olacak.Salı günü Gaziantep’i yense kalan maçları kazansa ne değişecek?
Ahmet Çakar: Ey Sevgili Sadettin saran “ hepinize yeterim dedin” ama görünen kimseye yetemedin.
Sadettin Saran ın son açıklamaları,kişi ayırt ederek seçtiği iftar yemekleri, acil toplantıları, eylem var ama”söz” yok durumuna dönüştü.
“Maç sonu yönetim acil kodu ile toplandı.”
Radikal kararlar alınabilir mi?
Fenerbahçe tekrar sil baştan konularına geri mi dönüyor?
Asıl sorulması gereken şu olması gerek değil mi?
Suçlusu kim?
