MÜSİAD ve TİM başkanlarından mesaj var
Dün ekonomi sayfalarında iki önemli haber vardı. Biri Türkiye İhracatçılar Birliği -TİM Başkanı Mustafa Gültepe’den geldi.
Gültepe diyor ki pahalı ülke olduk. Uçakla yurtdışına gidip alışveriş yapmak daha karlı oldu. Hem geziyorsun hem de alışverişini Türkiye’den daha ucuza getiriyorsun.
Pahalılık konusunda ise ana sorunu ücretlere getiriyor. Son 4 yılda doların %217; avronun %228 ve de enflasyonun %367 arttığı yerde ücretlerin %560 arttığını söylüyor.
Burada bir not ekleyeyim: Ocak 2022-Ocak 2026
Bu 4 yıllık dönemde TÜİK’e göre enflasyon %383 arttı. Oysa aynı dönemde İTO’ya göre fiyatlar %566 artış gösterdi.
Ve TÜİK-Gıda fiyatları yine bu dönemde %438 artarken İTO-Gıda fiyatları da %546 artış gösterdi. Ve bu arada Türk-İŞ’in açıkladığı açlık sınırı fiyatlarında da %635 artış yaşandı.
Peki aynı dönemde asgari ücret ne arttı derseniz hemen söyleyeyim %560…
Yani diyeceğim o ki, ücretler genel fiyat artışlarının üzerinde artmadı. Keşke TÜİK verilerinin ne kadar gerçeklikten uzak kaldığı düşünülüp daha gerçekçi verilerle açıklama yapılsaydı.
Tekrar edeyim: Açlık Sınırının %635 arttığı yerde ücretler %560 artışta kalıyor.
Hatta daha önce verdiğim bir örneği yine TİM Başkanının bulunduğu sektörden aktarayım: Aynı mankenlerle aynı gömleklerin fiyatını vermiştim. O gömlekler 150 liradan 2.650 liraya çıkmıştı. Hatta liste fiyatı da 4.500 lira olarak hala ilanda durmaktadır. Ama TÜİK giyim fiyatlarının bu dönemde (2020-2026) sadece %232 arttığını ilan ediyor.
Piyasada 17,7 kat artan fiyatları TÜİK sadece 3,3 kat arttı diye ilan etmesi ne derece kabul edilebilir. Bugün TÜİK enflasyonuna göre zam alan emekliler neden sürünüyor?
Pahalılık konusunda MÜSİAD Başkanı Burhan Özdemir daha tutarlı açıklamalarda bulundu. Burhan Özdemir şöyle diyor “Bir çayı bir yerde 500 liraya içerken başka yerde o çay 5 lira. Firmalar maliyete göre değil ünlü markaya göre fiyat belirliyor.”
Hatta şu örneği çok daha açıklayıcı: “Örneğin bir dondurma markası dondurmanın kilosuna bin 500 lira diyor. Köşedeki dükkan bin lira yapıyor. Mahalle arasındaki de 750 lira. Ama bir kilo dondurmanın maliyetini soran yok.”
Evet, ülkemizde feci bir pahalılık var. Bakınız tekrar edeyim: Pahalılık enflasyon değildir…
Mesela pahalılık bizim gelir düzeyimize göre fiyatlar düzeyinin artmasıdır. Ya da pahalılık aynı ürünün ya da hizmetin başka yerlerde daha ucuz olmasıdır.
Hatırlayın, 2021-22 yıllarında Bulgarlar ve Yunanlılar Edirne’ye alış-verişe gelirdi. Şimdi tam tersi durumdayız.
Bizde 1500 liraya yediğiniz yemeği yurtdışında 500 liraya yiyorsanız buna pahalılık denir. Ya da bizde 10 milyon lira olan evi yurtdışında 5 milyona alıyorsanız da buna pahalılık denir.
Bizim gelirimize oranla ödediğimiz fiyat düzeyi pahalılığı ortaya çıkartır. Örneğin 80’lerde hatta 90’larda da enflasyon vardı ve kurlar artardı ama alım gücü bu şekilde düşmezdi.
Gelelim MÜSİAD Başkanı’nın açıklamaları ile pahalılığın nedenine… Maliyete göre değil markaya göre fiyat belirleniyor…
Eğer bir ülkede fiyatlandırma markaya göre belirleniyorsa işte orada gelir dağılımı bozukluğu sorunu vardır.
Sürekli dile getirdiğim mesele tam budur: Ülkemizde 2025 yılında konut satışları rekor kırdı… Aynı zamanda otomobil satışları da rekor kırdı. Hem de daha lüks ithal otomobil tüketiyoruz.
Bu tüketimleri asgari ücretli ve emekli yapmıyor. Peşin para ile konut alanlar ihtiyaçtan almıyorlar. Onların zaten evleri var ve yeni yatırım için konut alıyorlar.
Keza bir sokakta lüks oto kuyruğu varken arka sokakta ucuz ekmek kuyruğu yaşanıyor. Ya da çöpten, Pazar artıklarından gıda toplayanlar.
Markaya göre fiyatlandırma tam da böyle ülkelerde fiyat belirlenir.
Bir mahallede konut fiyatları 5 milyon lira iken bir deli zengin gelip o mahalleden 30 milyona konut alırsa artık diğer konut fiyatları 5 milyon lirada kalmaz. Defalarca benzer konuları yazdım.
MÜSİAD Başkanı Özdemir konut fiyat artışını yabancılara konut satışında görüyor. Oysa tüm veriler bu fiyat patlamasının Erdoğan’ın Nass.. Ekonomi Politikası ile oluştuğunu gösteriyor. Ardından da enflasyon ile beraber kira patlaması geldi.
Mesela 200 bin dolarlık konut 500 bin dolara çıkarken kirası da 30 yıldan 15 yıla düştü. Böylece aynı konutun 550 dolar olan kirası 2.770 dolara fırladı.
Bugün pahalılığın bir bileşeni de buradan geliyor.
Özet: Ekonomi oluşumlarının keşke daha derin bir araştırma ekibi ve bilgisi olsa keşke. Teşhis konulamadığında tedavi de yanlış oluyor. Bugün yaşadığımız temel sorunlar Şimşek’in yanlışlarından değil asıl ülkeyi o yola sokan yanlışlardan geliyor.
Hem MÜSİAD Başkanı hem de İTO Başkanı sorunu Şimşek’e dayandırıyor. Oysa sorun 2023 seçimleri için feda ettiğimiz büyük kaynaklarımızdı… Yani Kavcıoğlu ve Nebati döneminin Erdoğan yanlışlarının faturasını ödüyoruz.
