Trump Türkiye’ye gelmeden, ben ABD’ye geldim...

ABD başkanı Donald Trump, bin kişilik resmi heyetiyle, Katar tarafından kendisine hediye edilmiş yeni uçağına binip NATO Zirvesi için ülkemize gelecek; bu arada Ankara’da bulunduğu sırada bineceği araçlar ile bir helikopter de demonte halde yolda…

Amerikalılar dün de ülkelerinin bağımsızlığının 250. yıldönümünü törenlerle kutladılar…

Netanyahu istediği için Trump’ın başlattığı savaşı sona erdirme gayreti yürütülürken, çıkan pürüzleri ortadan kaldırmada Türkiye’nin katkısı olabilir mi diye düşünüldüğü de oluyor…

Ben ise, bir hesap hatası sebebiyle, ABD’nin Teksas eyaletinin Dallas kentindeyim.

Aslında yaptığım hesap gezimi planlarken pek yanlış görünmüyordu.

Trump’ın Türkiye’ye gelmesinden birkaç gün önce, ABD 250. kuruluş yıldönümünü kutlarken, ülkenin birbiriyle çekişen iki partisi kasım ayında yapılacak ara seçimde adayları belirliyor ve daha şimdiden köklü değişikliklerin arefesinde olunduğu hissi alınabiliyor…

Geçmiş dönemlerde, şimdikinden daha önemsiz görünen ortamlarda, meydana gelebilecek gelişmeleri, bazen seçimleri izlemek üzere bulunma ihtiyacı duyduğum Amerika’ya böyle bir ortamda gelecek ve uzun aradan sonra Dünya Kupası’na katılma hakkı kazanmış milli takımımızın ikinci tur maçını da izleyecektim…

Milli takımımızın Avustralya, Paraguay ve ABD ile aynı grupta yer almasını bir şans olarak gördüm ve gruptan ikinci çıkacağı hesabıyla Dallas’taki ilk maç için biletimi aldım…

Hesabım tutmadı.

Bizim çocuklar ilk iki maçta yenilerek elendiler ve ben önceki gün Dallas’ta onlar yerine Mısır-Avustralya maçını izledim.

Hesabım tutsaydı, Avustralya yerine Mısır ile Türk milli takımı karşılaşacaktı. Hesabım tutsaydı, bizim çocuklar Mısır’ı da yenip ilk 16 arasına girebilirlerdi.

Maçı izledikten sonra kanaatim bu.

Amerikalılar ‘futbol’ denilince elle oynanan farklı bir oyunu anlıyorlar. Spor meraklıları bu sebeple diğer kıtalarda yaygın oynanan fıtbola küçümseyerek bakıyorlar…

Birileri Amerikalılara futbolu tanıtıp sevdirmeyi kafaya koymuş durumda.

Önce, ilgiyi artırmak için, günümüzün en ünlü ve en beğenilen futbolcusu Lionel Messi’yi Barcelona’dan emeklilik öncesi bir Amerikan kulübüne transfer ettiler, onunla artan ilginin ardından da, çok önceden tarihi ve yeri kararlaştırılmış Dünya Kupası gündeme düşüverdi.

ABD ile Meksika ve Kanada dört yılda bir yapılan turnuvaya bu defa ev-sahipliğini üstlenmiş bulunuyorlar…

Kalabalıkları alacak çapta futbol sahaları bulunmadığı için elle oynanan kendi futbollarının dev sahaları turnuva için dönüştürülmüş ABD’de…

Dallas’taki stadyum en büyüklerinden…

Mısır-Avustralya maçını Dallas stadında 70 bin 244 kişi arasında izledim…

Trump iklim değişikliği konusuna önem vermiyor; ABD’yi seleflerinin ince dokuyarak hazırladıkları çevre hassasiyetini yasıtan anlaşmadan geri çekti Trump… Dünya iklim bozulması sorununa önem vermeyen liderler yüzünden bu yaz kavruluyor…

Yalnız Avrupa yanıyor sanıyordum, buraya geldim ki, ABD’de de insanlar aşırı sıcaktan sokağa çıkamıyorlar…

Bu yüzden bunaltıcı sıcakta stada giderken rahat değildim. Rahatsızlığım boşunaymış. Yalnız tribünler değil, su molası veriliyor ama oyunun oynandığı saha da soğutuluyor…

Amerikalılar futboldan anlamıyor, sevmiyor, ilgi duymuyor olabilir; tribünlerde yerli futbolseverleri temsilen fazla seyirci bulunmuyor da olabilir; ancak organizede başarılı olduklarına bu maçla tanıklık ettim.

Aylar öncesinden aldığımız biletle koca sahaya girip birkaç dakika içerisinde yerimizi bulabildiğimiz gibi, daha önceki benzer organizasyonlarda pek rastlamadığım türden izleyicileri de müsabakanın heyecanı içerisine sokan atraksiyonlarla oyunun zevkini artırdıklarını fark ettim.

Keşke ilk turda elenilmeseymiş, keşke futbolun bizdeki resmi sahipleri bu turnuvadaki organizasyon becerilerini yakından gözleme imkanı bulsalarmış…

Ara sıra da olsa bizde -hatta bazen sahaya kadar akarak- tribün kavgaları yaşanıyor ve taraftarları kolayca birbirlerine girebiliyorlar ya, benim Dallas’ta gördüğüm düzenle onların da önlenebileceğine eminim.

Nitekim, kavgacılıklarıyla dillerinden futbola ‘holigan’ terimini hediye etmiş olan İngilizler bile, buradaki müsabakalarda uslu çocuk davranışı sergilemekteler; kavgacılıklarından eser yok.

Kupada şimdiye kadar iddialı bazı takımlar elendi, elenmeye devam ediyor; ancak bazı nüfusu az ülkelerin takımları göz dolduran futbol sergilemekteler…

Benim izlediğim maçta Mısır Avustralya’yı penaltılarda yenerek tur atladı.

Bu Avustralya’ya nasıl yenildik, bir kere daha hayret ettim.

Trump önceleri ters baktığı Dünya Kupası’ndan mutlu olmalı. FİFA başkanı Giovanni Infantino, geçen yılın Aralık ayında, bir ilk olarak, ‘FİFA barış ödülü’nü ona sunuverdi.

Gazze’nin yıkımından sonra, İran’a açılan savaştan hemen önce…

YORUMLAR
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.