İstanbul’un güneyinde, Adalar açıklarında kısa süre içinde art arda meydana gelen küçük depremler kamuoyunda “deprem fırtınası” tartışmasını gündeme getirdi.
Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü, 18 Ağustos 2026 saat 06.00 ile 20 Ağustos 2026 saat 13.00 arasında Adalar’ın güneyindeki yaklaşık 20 kilometre yarıçaplı alanda büyüklükleri 0,7 ile 3,1 arasında değişen 117 deprem tespit edildiğini duyurdu.
Yaşanan hareketliliğin ardından İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa’dan Sismolog Prof. Dr. Eşref Yalçınkaya, küçük depremlerin neden meydana geldiğini ve bu tür dizilerin büyük bir depremin habercisi sayılıp sayılamayacağını değerlendirdi.
Prof. Dr. Eşref Yalçınkaya
YALÇINKAYA: KÜÇÜK DEPREMLER FAYIN SINIRLI BİR BÖLÜMÜNÜN KIRILMASIYLA OLUŞUR
Prof. Dr. Eşref Yalçınkaya, küçük depremlerin fay zonunun tamamında büyük çaplı bir kırılma meydana gelmesiyle değil, oldukça sınırlı bir alanın kırılmasıyla ortaya çıktığını belirtti.
Yalçınkaya, şu bilgileri paylaştı:
“Küçük depremler, fay zonu içinde küçük bir alanın kırılmasıyla oluşur. Örneğin M1 büyüklüğündeki bir deprem, uygun varsayımlar altında yaklaşık 10×10 m mertebesinde bir kırılma alanına karşılık gelebilir.”
Fayın her noktasındaki fiziksel koşulların aynı olmadığını vurgulayan Yalçınkaya, bazı bölümlerin diğerlerine göre daha kolay kırılabileceğini söyledi.
“FAYIN HER NOKTASINDA SÜRTÜNME VE DAYANIM AYNI DEĞİL”
Yalçınkaya, küçük depremlerin fay üzerindeki sürtünme ve dayanım farklılıklarından kaynaklandığını ifade ederek şöyle devam etti:
“Bu küçük kırılmalar, fayın her noktasında aynı olmayan sürtünme ve dayanım koşullarının bir sonucudur. Bazı kesimler daha kolay kırılabilir ve bu nedenle küçük depremler daha sık meydana gelir.”
Uzman isim, bu küçük depremlerin kimi zaman tek tek değil, kısa zaman aralıklarında ve belirli bir bölgede kümelenmiş şekilde ortaya çıkabileceğini de kaydetti.

“DEPREM KÜMELERİ VE SÜRÜLERİ GÖRÜLEBİLİR”
İstanbul’da son günlerde gözlenen hareketliliğin benzer biçimde kümelenmiş depremler şeklinde görülebileceğini belirten Yalçınkaya, şunları söyledi:
“Küçük depremler bazen peş peşe, belirli bir alana yayılan deprem kümeleri, sürüleri şeklinde de görülebilir.”
Yalçınkaya'nın açıklamasındaki en önemli noktalardan biri ise bu tür küçük depremler ile olası büyük bir deprem arasında doğrudan bir ilişki kurulamayacağı yönündeki uyarısı oldu.
“BÜYÜK BİR DEPREMİN YAKLAŞTIĞINI GÖSTERMEZ”
Prof. Dr. Yalçınkaya, küçük depremlerin sayısındaki artışın tek başına büyük bir depremin yaklaştığı anlamına gelmediğinin altını çizdi.
“Küçük depremlerin varlığı, tek başına bölgede tehlikeli ölçüde gerilme biriktiğini veya büyük bir depremin yaklaştığını göstermez.”
Yalçınkaya, mikrodepremlerin fayların davranışını anlamak açısından bilim insanlarına önemli bilgiler sunduğunu, ancak bunların büyük bir depremin zamanını önceden belirlemek için kullanılamayacağını ifade etti.
“Küçük depremler fayın davranışı hakkında önemli bilgiler verir; ancak büyük bir depremin zamanını öngörmemizi sağlamaz.”
KANDİLLİ: 117 DEPREM KAYDEDİLDİ
Kandilli Rasathanesi de İstanbul’un Adalar açıklarındaki hareketliliğe ilişkin ayrıntılı bir açıklama yayımlamıştı.
Kandilli’nin açıklamasına göre, 18 Ağustos 2026 saat 06.00 ile 20 Ağustos 2026 saat 13.00 arasında, İstanbul’un Adalar ilçesinin güneyinde yaklaşık 20 kilometre yarıçaplı bir bölgede toplam 117 deprem çözümlendi.
Depremlerin büyüklüklerinin 0,7 ile 3,1 arasında değiştiği bildirildi.
Kandilli açıklamasında şu ifadelere yer verdi:
“18 Ağustos 2026 saat 06.00 ile 20 Ağustos 2026 saat 13.00 arasında İstanbul, Adalar güneyinde yaklaşık 20 km yarıçaplı bir alan içerisinde büyüklükleri 0.7 ile 3.1 arasında değişen toplam 117 deprem çözümlenmiştir.”
DEPREMLERİN FAYLANMA GEOMETRİSİ BİRBİRİYLE UYUMLU
Kandilli, 19 ve 20 Ağustos’ta meydana gelen ve moment tensör çözümü yapılabilen depremlerin kaynak mekanizmalarının da incelendiğini açıkladı.
Buna göre söz konusu depremlerin normal bileşenli oblik doğrultu atımlı odak mekanizmasına sahip olduğu belirlendi.
Açıklamada, kaynak mekanizmalarının birbirleriyle büyük ölçüde uyumlu olmasının depremlerin benzer bir faylanma geometrisi içerisinde geliştiğine işaret ettiği kaydedildi.
Kandilli şu değerlendirmeyi yaptı:
“19 ve 20 Ağustos’ta meydana gelen ve moment tensör çözümü yapılabilen depremler, normal bileşenli oblik doğrultu atımlı odak mekanizmasına sahiptir. Kaynak mekanizmalarının birbirleriyle oldukça uyumlu olması, olayların benzer bir faylanma geometrisi içerisinde geliştiğini göstermektedir.”
KANDİLLİ: MİKRODEPREM DİZİSİ NİTELİĞİNDE
Kandilli Rasathanesi, İstanbul’daki mevcut hareketliliği “zamansal ve mekânsal olarak kümelenmiş bir mikrodeprem dizisi” olarak tanımladı.
Açıklamada şu ifadeler kullanıldı:
“Mevcut aktivite, zamansal ve mekânsal olarak kümelenmiş bir mikrodeprem dizisi niteliğindedir. Bu tür küçük deprem kümeleri aktif tektonik bölgelerde zaman zaman gözlenebilmektedir.”
Kandilli, bölgedeki sismik aktivitenin depremlerin konumu, derinliği, büyüklüğü ve kaynak mekanizmaları açısından Bölgesel Deprem-Tsunami İzleme ve Değerlendirme Merkezi tarafından 7 gün 24 saat takip edildiğini belirtti.
“Bölgedeki sismik aktivite; depremlerin konum, derinlik, büyüklük ve kaynak mekanizması özellikleri açısından KRDAE Bölgesel Deprem-Tsunami İzleme ve Değerlendirme Merkezi (BDTİM) tarafından 7/24 izlenmekte ve ayrıntılı olarak değerlendirilmektedir.”
Uzmanların ve Kandilli Rasathanesi’nin açıklamaları, Adalar açıklarındaki mikrodeprem dizisinin yakından izlendiğini ancak mevcut küçük depremlerden hareketle büyük bir depremin zamanı veya yakınlığı konusunda bilimsel bir öngörüde bulunulamayacağını ortaya koyuyor.

