Netanyahu yeniden iktidar olabilir mi? Türkiye ile tırmanma işine yarar mı?

Salı sabaha karşı 03.00 dolaylarında Ankara’da, Adana’da, Diyarbakır’da, Kilis’te Türkiye’nin hava savunma radarlarında alarmlar çalmış, Türk savaş pilotları bu alarmlarla ayaklanıp uçaklarının başına koşmuş mudur?

Evet, bütün bunların olmuş olacağını düşünmek için çok sebebimiz var. Çünkü o sırada İsrail’den havalanan bir savaş uçağı filosu Türk sınırına doğru uçuyordu ve radarlar bu uçakları gördü.

Sadece Türkiye’nin radarları değil, NATO hava savunmasının radarları, Doğu Akdeniz’de konuşlu Amerikan savaş gemilerinin radarları ve en önemlisi Türk hava savunmasının önemli bir unsuru olduğunu İran’dan fırlatılan füzeleri havada vurup düşürmesi sayesinde yeniden hatırladığımız İskenderun Körfezi’nde demirli Amerikan AEGIS sınıfı zırhlı füze gemisinin radarları da gördü.

İsrail savaş uçaklarının Türkiye’ye doğru uçtuğuna kuşku yoktu ve normal şartlarda hava savunma sistemleri böyle saldırgan uçuş yapan bir filonun Türk hava sahasına girmesini beklemeden harekete geçer.

Neyse ki sağduyu galip geldi, Türkiye o İsrail uçaklarına karşı ne kendi uçaklarını havalandırdı ne de hava savunma füzelerini ateşledi.

İsrail uçakları, Türk sınırına 70 kilometre mesafedeki bir Suriye havaalanını vurdu.

Saldırı Türkiye sınırlarının dışındaydı ama yine de aslında saldırıya uğrayan Türkiye’ydi. Çünkü vurulan bu eski Suriye askerî üssü, belki de önümüzdeki dönemde Türk askerî üssüne dönüşecekti. İsrail’in burayı vurma sebebi de buydu zaten, “ya Türkiye ileride buraya yerleşirse” endişesi.

Ama tabii bu olay başından sonuna bir İsrail provokasyonu. Çünkü Türkiye’nin Suriye’nin kuzey bölgelerinde, Halep ve İdlib kırsalı dâhil, ciddi bir askerî varlığı olduğunu 10 yıldır bütün dünya biliyor. Yani Türk askeri o askerî üsse dün gitmedi, 10 yıldır o bölgede yerleşik durumda zaten.

Türkiye zaman zaman bu bölgeye çok ciddi savaş araç gereçlerini de soktu; ASELSAN’ın saha radarları, Kara Kuvvetleri ile Hava Kuvvetlerinin sahada koordinasyonunu sağlayan haberleşme birimleri, bir zamanlar burada aktif olan Rus ve Suriye savunma sistemlerini “jam” eden karıştırıcılar…

Peki İsrail’in salı sabaha karşı yaptığı provokasyonun amacı ve hedefi neydi öyleyse? Ortada yeni bir durum yokken neden sanki yeni bir şey oluyormuş havası verdiler?

Bunun basit bir sebebi var: 27 Ekim’de bu ülkede seçimler yapılacak ve şu anki Başbakan Binyamin Netanyahu sadece siyasi hayatı için değil, kendisinin ve ailesinin gelecekteki selameti için sahada çarpışıyor.

İsrail’in saygın gazetesi Haaretz’in çok güzel bir internet sayfası var; seçim öncesi ülkede yapılan bütün siyasi anketleri bir arada görebiliyorsunuz bu sayfada.

Kanal 12 televizyonunun yaptığı son ankete göre muhalefeti oluşturan blok, 120 üyeli İsrail Parlamentosu Knesset’te 60 sandalye kazanıyor. Netanyahu koalisyonunun sandalye sayısı 50’de kalıyor. 10 sandalyeyi de Arap üyeler alıyor.

Anketler dalgalı bir seyir izliyor ama bir şey kesin gibi: Hiçbir ankette Netanyahu ve aşırı sağcı/dinci koalisyonu 61 milletvekili kazanır pozisyonda değil. Hatta bu pozisyona çok yakın bile değil.

Türkiye dâhil dünyanın dört bir yanında, seçim kaybetme ihtimali gözüken politikacının başvurduğu bir yöntem vardır: Ülkeyi kendi yokluğuyla tehdit etmek.

“Ben gidersem öcüler gelir” diye özetleyebileceğim bu propaganda çizgisinde, ülkesini kendi yokluğuyla tehdit eden politikacı yurt içinde ve dışında çeşitli düşmanlar bulur, o düşmanların nasıl birer “öcü” olduklarını ve kendisi seçimi kaybedecek olursa ülkeyi nasıl “ham” diye yutacaklarını anlatır, seçmenleri korkutmaya çalışır.

Bu yöntemin işe yaradığı da olur. İşte 2023 seçiminde Tayyip Erdoğan Türkiye’de seçimi böyle kazandı, kendisi olmaz da yerine Kemal Kılıçdaroğlu seçilecek olursa aslında Kürt ayrılıkçıların, hatta PKK’nın seçimi kazanacağını iddia etti. Sonra aynı yöntemi İstanbul’da belediye seçiminde uyguladı, “İmamoğlu seçilirse seçimi Sisi kazanır” bile dedi. Türkiye çapında seçimi bu korkutmalarla kazandı ama İstanbul’u kazanamadı.

Şimdi Binyamin Netanyahu aynısını yapıyor, kendisi gider başkası gelirse seçimi İran’ın, Hizbullah’ın, Hamas’ın ve Tayyip Erdoğan Türkiyesi’nin kazanmış olacağını, ülkesini sadece kendisinin bu düşmanlara karşı koruyabileceğini söylüyor.

Seçime daha çok var, o yüzden anketler değişebilir. Netanyahu da seçmeni yeterince korkutmayı başarırsa şu an kötü giden durumunu düzeltebileceğini, iktidara son anda yeniden asılabileceğini düşünüyor.

İşte Türkiye sınırının dibinde, Türk askerinin burnunun dibinde yaptığı da bu. İstiyor ki Türkiye karşılık versin, mesela bir İsrail uçağını düşürsün ve böylece “Büyük tehdit Türkiye” söylemi bir anda kuvveden fiile geçsin.

Aman dikkat!

YORUMLAR (6)
6 Yorum
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.