Sandık meydana yaklaştığında…
Önceki akşam Fenerbahçe - Olympique Lyon maçını izledim ve kazanılabilecek oyunun bir puanla bitirilmesine hayıflandım…
[Merak etmeyin, bu yalnızca bir futbol yazısı değil.]
Fenerbahçe bu yıl şampiyonluğa aday ve bunu getirecek güçlü bir kadro oluşturuldu, ama ilk lig maçında yenilgiyi tattı.
Şampiyonlar Ligi lig aşamasının kapısını açacak play-off turundaki rövanş maçını da Fransa’daki şansa bıraktı…
Günümüz futbolu eskisi gibi teknik direktörün belirlediği kesin bir plan üzerinden cereyan etmiyor. Teknik adamlar oyunu rakip takımın nasıl oynayacağı hesabıyla kuruyor ve 90 dakika içerisinde birden fazla taktik uygulatıyor…
Önceki akşamki maçta örneğini gördük. Maçı İstanbul’da alacak gibiydiler. Beraberlik de kendi sahalarında galibiyete ulaşma şansını büyütüyor. [Günümüz futbolunda geri dönüşlere de yer var ve Fenerbahçe bunu gerçekleştirebilecek bir takım.]
Futbol izliyordum ama, bir yandan da ülkemiz siyasetinde iktidarla muhalefet arasında oynanan maç zihnimi işgal edip durdu.
AK Parti şu yakınlarda kuruluşunun 25. yılını kutladı; iktidarda çeyrek asrını da bir yıl sonra kutlayacak. 25. yıllar için, önümüzdeki 50 yılı nasıl öngördüklerini ayrıntılı biçimde anlatan bir rapor hazırlamış AK Parti.
Tam 71 sayfa.
Böylece AK Parti, Türkiye için uzun vadeli hedefler koyma iddiasını bir kez daha ortaya koyuyor. Erdoğan da 25. yıl konuşmasında Türkiye’yi önce 2053’e, ardından 2071’e taşıma hedefinden söz etti.
Hedef 2071’e kadar Türkiye’ye damga vurmak…
Olur mu? Pekala olur.
Sebebi, bence FB-Lyon maçında yaşananlar…
Lyon takımı sahaya tek bir oyun planıyla çıkmadı, oyuncularına farklı konumlar da vermişler, maçın genelinde FB’li oyuncuların arkadaşlarına gönderdikleri uzun pasları, FB’li yerine oraya kaymış Lyon’lu oyuncunun kaptığını gördük.
Yine iyi direndi Fenerbahçeli futbolcular…
Türkiye’de ise siyasi muhalefet iktidarın taktikleri karşısında ne yapacağını bilemez durumda.
İktidarın girişimlerini şaşkınlıkla izliyorlar…
Son bir-iki yılda, çeyrek asırlık her iktidardan beklenebilecek zaaflara sahipken, ülke siyasetinde yaşanan gelişmelere bakınız: CHP’nin en güçlü ismi partili başka belediye başkanlarıyla birlikte hapiste… ‘Mutlak butlan’ ile CHP ikiye bölündü… AK Parti CHP’den seçilmiş bazı belediye başkanlarıyla çeşitli partilerin milletvekillerini transfer ediyor…
CHP’lileri de…
Buna karşılık muhalefet ne yapıyor?
Adı ‘yeni’ olan yeni bir partiyi nihayet kurdular…
Esasen AK Parti, 25 yıllık ömrü boyunca, karşısındaki her türlü vesayeti ortadan kaldıracak ve kendisini uzun yıllar iktidarda tutacak değişik oyunları siyaset alanına sokarak sonuç almayı başardı.
Sistemi bile değiştirdi ve bunu gerçekleştirirken, kendisinden en sıkı muhalefeti gördüğü MHP ile ittifak oluşturabildi.
O sayede ömrünü uzattı.
En zor seçimi yaklaşırken, MHP ile kurduğu ‘Cumhur İttifakı’nın iktidarın devamına yetmeyebileceğini düşünerek safları genişletme çabasında AK Parti…
‘Terörsüz Türkiye’ girişimi, DEM‘i de ittifak içerisine sokarak, bunu sağlayabilir…
[AK Parti’nin 25 yıl içerisinde birkaç kez kendisini değiştirerek bugünlere geldiğini, gerektiğinde asli unsur isimlerle yollarını ayırmayı bile göze aldığını da tahlil eden Prof. Hasan Bülent Kahraman’ın önemli yazısı, T24’te yayımlandı: ‘25 yılda bir/kaç parti, bir/kaç iktidar’.]
Bu arada muhalefet, olan-biteni yalnızca seyrediyor ve galiba sandık önlerine geldiğinde, sokaklar, kapalı toplantılar ile mitinglerde kendilerine coşkun ilgi göstermiş kitlelerin nasıl olsa oylarını esirgemeyeceklerine inanıyor…
Siyaseti izlerken muhalefetin böyle düşündüğünü hissedebiliyorum.
Acaba?
Seçime henüz aylar varken rakiplerini mefluç duruma düşürmeyi beceren iktidar cephesinin, sandık meydana yaklaştığında, kazanmasını sağlayacak yeni taktikler heybesinde yok mudur?
Kendisini çeyrek asır iktidarda tutan halkı rakiplerinden daha iyi tanıdığını her seçimde ispat etmiş bir siyasi hareket AK Parti; seçim tarihi yakınlaştığında, her seçimden önce olduğu gibi, ‘‘Ne istiyorsanız, ancak biz verebiliriz’’ iddiası eşliğinde ibreyi kendisine döndürmeye yarayacak yeni hamleleri olmayacak mı sanılıyor?
Muhalefetin cumhurbaşkanı adayının belirlenmesini önceki seçimlerde dolaylı yollardan etkilemişti iktidar cephesi; bu seçimde de kendilerinin tercihi sanacakları değişik isimlere göre şimdiden hazırlanılıyorsa şaşırmam.
Fenerbahçe, Lyon maçına, güçlenmiş kadrosunu sahaya sürerek çıktı; oyuncular da canlarını dişlerine takarak olağanüstü çaba gösterdiler, ama sonuç yalnızca bir puan...
Ne de olsa ‘bir şey’ eksikti.
Stadyumu dolduran onbinlerin hayal kırıklığını, gidilen her seçim sonrasında görülen manzaraya benzettim…
