Ülke bu operasyonları kaldıramıyor

Şubat 2025 (Aylık veriler)

5 yıllık tahvil faizi %31,12

2 yıllık tahvil faizi %38,66

TÜİK Enflasyonu %42,12

MB faizi (fiili) %45,00

Sonra ne oldu?

Enflasyon 42,12’den 30,65’e kadar geriledi. Merkez Bankası da faizini 45,00’den 37,00’ye kadar indirdi.

Lakin piyasaya bu olumlu gelişmeleri fiyatlandırmadı.

Mesela Şubat 2025’^den bugüne enflasyonda 9,75 puanlık düşüş yaşanırken Merkez Bankası faiz indirimi 5,00 puanda kaldı. Çünkü piyasa indirimleri kabul etmedi. Ya da risklerin artışını fiyatlara (faize) yansıttı.

Örneğin 2 ve 5 yıllık tahvil faizlerinde bırakın düşüşü tersine 3,64 ve 7,44 puanlık yükselişler yaşandı. Böylece 2 ve 5 yıllık tahvillerin ortalama faizi 5,54 puan artmış oldu.

Aynı dönemde ticari kredi faizlerinde de sadece 1,88 puanlık düşüş ile nerede ise sıfır etki yaşandı.

Bakınız tekrar söyleyelim: Enflasyon düşmesine rağmen ve Merkez Bankası faiz indirmesine rağmen piyasada faizler düşmüyor.

Ekonomi programının en önemli işlevi olan iyimser gelişmelerin tabelaya yansıması gerçekleşmiyor.

Grafikte görüyorsunuz… Enflasyon en üstten en alta iniyor ama bu iyimser gelişme bir türlü diğer göstergelere sirayet etmiyor.

Bunun tek nedeni siyasi konulu operasyonlardır.

İran etkisi olsa bile daha büyük yıkım İmamoğlu operasyonudur. 2025 Şubat ayında 2-5 yıllık tahvil faizleri yüzde 34,89’a gerilemiş ama ardından İmamoğlu Operasyonu ile sadece iki ay sonra 8,06 puanlık artışla yüzde 42,95 görülmüştür.

Sonrasında yaşanan tüm pozitif verilere rağmen ortalama tahvil faizleri yeniden aynı seviyeleri 2026 yılının ocak ve şubat aylarında görebilmiştir. Lakin unutmayalım ki bu dönemde enflasyon yüzde 42’lerden 10 puanlık düşüşle yüzde 32’lere gerilemiştir. Hatta 2026 yılı Nisan ayında %30,87’ye bile gelmiştir. (Bu arada not edelim: Enflasyonu gerçekleşen ay ile değil, o enflasyon verisi ile işlemlerin gerçekleştiği bir sonraki ay olarak dikkate alıyoruz)

Ve son 3 aya bakalım: Ortalama tahvil faizi yeniden yükselişe geçiyor ve 34,24’den 40,43’e çıkıyor. Aynı dönemde ticari kredi faizlerinde de 50,20’den 54,36’ya bir yükseliş yaşanıyor.

Enflasyonda 1,5 puanlık artışa karşılık kredi faizleri 4,16 puan çıkış gerçekleştirirken ortalama tahvil faizlerinde 6,19 puanlık yükseliş yaşanıyor.

Yine bir darboğaz ve yine bir maliyet…

Hatta şöyle bir tablo daha verelim: İstanbul’da Akın Gürlek ile savcı değişimi sonrası;

Enflasyon 17,01 puan;

MB Faizi 10,00 puan;

gerilerken kredi faizi sadece 5,45 puan düşüyor. Tahvil faizleri ise düşmediği gibi son artışla 2,93 puan artıya geçiyor.

Bu arada unutmayalım: Bu dönemde Merkez Bankası rezervleri 64 milyar 246 milyon dolar eriyor. Bu erimenin 40 milyar 213 milyon doları ise kaynağı belirsiz sermaye çıkışından gelmiştir.

Olayı bir de kamu borçlanması açısından ele alalım.

Mart 2024’de 7 trilyon 504 milyar lira olan kamu borç stoku 2 yılda 14 trilyon 447 milyar liraya yükseliyor. Aynı dönemde yıllık faiz ödemesi ise 823 milyar liradan 2 trilyon 464 milyar liraya çıkıyor.

Bu son 2 yılda kamu borç stoku yüzde 92,5 artarken faiz ödemesi yüzde 200 artış gösteriyor.

Bu iki yıllık dönemde enflasyon artışının toplamda yüzde 80,7’de kaldığını da hatırlatalım. Hatta dış borç artışı açısından kur artışının da sadece yüzde 38,0 olduğunu belirtelim. Çünkü kamu borç artışı sadece TL ile değil döviz açısından dış borcu da kapsamaktadır.

Demek istediğim şu: Kamu borç stokunda enflasyonla ve kur artışı ile izah edilemeyecek bir reel artış yaşanmıştır. Faiz ödemesi ise hepten kontrolden çıkmış duruma gelmiştir.

SONUÇ:

Nereden bakarsak bakalım yargı operasyonlarının ülkemize maliyeti inanılmaz boyutlara ulaşmıştır. Bu dönemde iş bulması gerekenleri de eklediğimizde yaklaşık 1 milyon kişinin işsiz kaldığını görüyoruz.

Çalışabilir nüfus artışına karşılık istihdam artmadığı gibi düşüşe bile geçmiştir.

Yüklenilen maliyet sadece PARA değildir. Toplumda sosyal maliyetin dışa vurumlarını da gözlemliyoruz. İşsizlik ve umutsuzluk sosyal yansımalar olarak her gün değişik şekilde 3. Sayfa haberlerinde yer almaktadır.

Ülkemiz deli gibi faiz açmazına sürüklenirken ekonomide durağanlık çoktan başlamış oldu. 2 yıldır toplam istihdamda tek bir artış yoktur. Hem piyasa faizleri yükseliyor hem de kamu faiz ödemesi artıyor.

Kısaca bu operasyonların yükünü kaldıracak ne takatimiz ne de paramız kalmıştır.

Bakalım mutlak butlan dahil operasyonların devamı halinde ödenecek fatura ne olacaktır?

Benden uyarması: Topluma aşırı bir yükleme yapılmıştır ve toplum bu yükü uzun süre taşıyacak durumda değildir. Bu ekonomik bir tespittir.

Not: Operasyonlar toplumda kabul gören hukuki zeminde gerçekleşseydi piyasalar olumsuz değil tersine olumlu tepki verirdi. Piyasaların dili çok şey söylüyor. Tabii ki anlayan için…

tahvil-5.jpg

tuketici-g.jpg

YORUMLAR (1)
1 Yorum
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.