Back To Top
Neden felsefemiz yok

Neden felsefemiz yok

 - Son Güncelleme: 29.12.2018 Cumartesi 08:43
- A +

Zaman zaman aydınlarımız arasında tartışma konusu olan bir mesele bu. Bir yanda dilimizin veya kültürümüzün -yani dünyayı anlama ve anlamlandırma tarzımızın ve araçlarımızın- felsefe yapmaya müsait olmadığını düşünenler var. Diğer yanda ise aslında bizim kendimize özgü bir felsefe dünyamızın mevcut olduğunu, mesela şiir ve tasavvufi dünya görüşü zemininde üretilmiş felsefi açıklama modellerine sahip olduğumuzu ileri sürenler. İşte bu iki grup arasında süregelen tartışmadan bahsediyorum.

Bana soracak olursanız, tarihte ve bugünkü dünyada hemen hemen müşterek ve standart sayılabilecek bir tanımı olan “felsefe”, genel anlamda Türk kültür çevresi içinde veya Türkçede örneklerini gördüğümüz kültürel üretim çeşitlerinden biri sayılmaz. Çok değerli felsefecilerimiz var tabii. Bize filozofça düşünmenin inceliklerini, felsefenin ne işe yaradığını öğreten hocalarımıza haksızlık etmeyelim. Gelgelelim kendine ait bir felsefi sistem kurmuş yani insanlığın binlerce yıldır üzerinde kafa yorduğu hususlara ilişkin bir açıklama modeli üretmiş veya birtakım eski veya yeni felsefi problemlere ilişkin özgün bir çözüm önerisi getirmiş filozofumuz yok bildiğim kadarıyla. En azından çok uzunca bir süredir yok.

Peki neden yok? Bence ihtiyaç duyulmadığından. Meselenin bam teli burası. Felsefe tıpkı bilim gibi problem çözme yolu. Problem algımızın harekete geçirdiği bir zihinsel refleks var temelinde. Yani çözülmesi gereken entelektüel bir problemle karşılaştığımızda yardıma çağırdığımız bir araç.

Peki, neden ihtiyaç duymuyoruz felsefeye? Çözümünü aradığımız problemlerimiz mi yok? Benim bu soruya cevabım hem evet hem hayır şeklinde. Felsefeye değil felsefe yapmaya ihtiyaç duymuyoruz. Felsefeyi hazır alıyoruz. Bir çeşit pragmatizm. Tarih boyunca da farklı kültürlerle alışverişimiz çoğunlukla kendimizin dışındaki bir kültürel çevrede üretilmiş olan “hazır” bir açıklama modelini olduğu gibi benimseme şeklinde gerçekleşmiştir. (İslami devirdeki üretkenliğimiz de çok kısa sürmüş.) Modern zamanlardaki Batılılaşma serüvenimizin karakteri de farklı değil. Felsefede de bunu yapıyoruz ama taşıma suyla özgün bir felsefe olmuyor.

Belki de şöyle söylemek lazım: Felsefecimiz var, filozofumuz yok. “Felsefeci” ve “filozof” ayrımı bildiğim kadarıyla Türkçeye özgü. Batı dillerinde felsefeyle uğraşanları bu şekilde iki farklı kategoride konumlandırma tutumu görülmüyor. Bizim dilimiz (yani anlayışımız) nasıl ki amca ile dayıyı, teyze ile halayı ayırıyorsa, felsefe yapanla felsefe öğreteni de ayırıyor. Demek ki bizim felsefeyle ilişkimizin özgün doğasının ürettiği bir problem sözkonusu burada. İhtiyaç kavramını da bu çerçevede yorumlamak durumundayız.

***

Ne var ki meselenin izahına bu da yeterli değil… Daha doğrusu, hazırcılığımızın sebebini de bulmak zorundayız. Çünkü bu da nihayetinde kültürel bir problem. Genetik değil. İşin aslı şu ki bir toplumun entelektüel verimliliği içinde yer aldığı kültürel çevrenin veya mensubu olduğu medeniyetin dinamizmine bağlıdır. Medeniyetlerin de her fani varlık gibi ömürlerinin vadesi var. Bir medeniyet kendi kaynaklarını tüketip artık enerjisini ve üretkenliğini kaybettiğinde doğal olarak entelektüel kabiliyetlerini ve sorun çözme imkanlarını de kaybetmiş demektir.

Bu çerçevede 12-13. asırlar civarında yaşanan bir “kırılma anı” sözkonusu… Aşağı yukarı yedi sekiz asır boyunca büyük Akdeniz havzasının dominant uygarlığının temsilcileri olan Müslüman toplulukların -dışarıdan Moğol ve Haçlı seferleri, içeriden ise kendi uygarlık içi sorunlarının etkisiyle- son zamanlarda siyasi, askeri ve iktisadi güçleri bir çözülüş içine girmişken aynı esnada Akdeniz’in batı ucunda ise asırlardır ölü gibi sessiz, kımıltısız ve iddiasız bir şekilde sonradan Orta Çağ adı verilecek tarih dilimini yaşamakta olan Batı Avrupa Hıristiyanları bir silkiniş içine giriyorlardı. Sonraki süreci biliyoruz… Avrupa’nın batısından başlamak üzere önce ticaretin canlanması, sonra burjuva sınıfının ve kapitalist sosyoekonomi modelinin oluşması, kilisenin tasfiyesi, rasyonel-bilimsel zihniyetin egemen hale gelişi ve bilimsel gelişmeler, sanayi inkılabı vs…

***

Özel olarak felsefe bağlamında bu sürece bakarsak, öncelikle ortaçağdaki Avrupa felsefesinin çok özgün bir karakter taşıdığını söyleyemeyiz. 5. asrın bilgesi Augustinus’dan sonra özgün yaklaşımları olan yeni bir filozof neslinin gelmesi için 13. asra kadar beklemek gerekecektir. Aslına bakarsanız, bu devirde bile özgünlük Avrupa Hristiyan felsefesinin belirgin bir özelliği sayılmazdı. Ancak felsefe eskisine göre daha fazla ciddiye alınmaya veya önemsenmeye başlamış, çünkü özellikle ticaretteki canlanma ve Haçlı seferleri dolayısıyla İslam dünyasıyla daha yakından ilişkiler kurulmuş ve Hristiyan dogmalarının akla uygunluğunu gösterme ihtiyacına cevap verecek araç olarak felsefeye rağbet artmıştı.

Avrupa artık yavaş yavaş değişmeye başlamış olan dünyaya (kendi dünyasına) ayak uydurma peşindeydi. İlk başlarda eski Helenistik ekollerin ve bilhassa Aristoteles’in yöntemlerini izleyip fikirlerini yeniden yorumlayarak o günün entelektüel problemlerine çözüm öneren başta İbn Rüşd olmak üzere Müslüman filozofların eserleri yol gösterici olarak kabul görüyordu. Bilahare yeni sorular yeni cevapları gerekli hale getirince özgün filozoflar ve düşünce ekolleri bir bir ortaya çıkmaya başladı. Günümüzde bile devam eden bir akış bu.

***

Buna mukabil, bir yanda Haçlı Seferleri’nin diğer yanda Moğol istilasının yıkıcı etkilerine maruz kalan İslam dünyasında ekonomik ve sosyal düzende yaşanan sarsılma sonrasında başlayan içe kapanmaya birlikte giderek rasyonel/bilimsel zihniyetten uzaklaşma yönünde bir eğilim yaygınlık kazandı. Netice itibarıyla bugün bizim bir felsefemiz yok. Ancak özel olarak baştaki soru çerçevesinde Türk kültürünün veya İslam dünya görüşünün felsefi düşünmeye yatkın olmadığı iddiasının da hiçbir dayanağı yok. İslam toplumlarında felsefe çalışmalarının ilk olarak Yunan felsefesinden hareketle ve adaptasyon/çeviri yoluyla başladığı doğru ama giderek özgün karakterli ve sistemli bir felsefe geleneğinin oluştuğu da doğru.

Mesela, düşünce tarihinin kadim problemlerine yönelik “sistemli” çözüm önerileri bilhassa -yukarıda zikrettiğimiz üzere- Ortaçağ Avrupa felsefesi üzerinde derin etkiler uyandırmış olan İbn Rüşd hiç şüphesiz İslami dünya görüşünün şekillendirdiği bir kültür ortamında eser vermiştir. Farabi ve İbn Sina için de aynı durum geçerli. (Meşşai, yani Aristocu gelenek haricinde özellikle Şii İslam anlayışının hâkim olduğu çevrelerde ve tasavvuf ekolleri arasında geliştiğini gördüğümüz Yeni Eflatuncu öğretilerden etkilenmiş olan İşraki gelenek de son tahlilde İslam kültür ortamının ürettiği felsefe yollarından biri.) Burada üzerinde durulması gereken problem bu geleneğin neden devam etmemiş/ettirilmemiş olduğu konusudur.

Diğer Yazıları

Yorumlar

Yorumlar 600 Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Karar Yayıncılık A.Ş ve yazar, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Yorumların 600 karakteri (boşluklu) aşmaması gerekmektedir.
KARAR OKURU 30 Aralık 2018 00:12
Pratik ihtiyaçtan dogmayan, ihtiyac olduğuna inandırılan ilimlerle ilgili, peygamberimiz (sav) faydasiz ilimden Allah'a (cc) sığınırdı...
İnsiyator. .. 29 Aralık 2018 19:41
Felsefe kelime kökeni (EYun philosophía φιλοσοφία "bilgelik-sevgisi", felsefe < EYun philósophos φιλόσοφος "bilgelik-seven", filozof )..Büyük iddia felsefemiz yoktur demek.! Batıda felsefecilik Sen bunu dedin, bende bunu diyorum demektir. Birbirini öteleme kökenli. Bizde ise sen bunu dedin bizde daha Derunini söylüyoruzdur. Bütünlemedır. Sıkıntımız YOBAZ Yanmaz kefenci vb ve Avangart, Futurist YOBAZ ilahiyacitlarda. vd...Tasavvuf baslı, başına TEFEKKÜR EKOLUDUR. (Hikmet sondajı )..Ehline malumdur ki , Sermayesi yok Derdinden Başka. :))..
KARAR OKURU 29 Aralık 2018 19:02
Çünkü hakikat var felsefeye gerek yok
KARAR OKURU 29 Aralık 2018 22:25
2
Vay! ne felsefi cevap hayran kaldım!!
KARAR OKURU 29 Aralık 2018 17:51
Farklı düşüncenin kuduz köpek gibi kovalandığı yerde yalakalık üç kâğıtçı vasatizm olur
Kül Tigin Kenetçi 29 Aralık 2018 15:52
"...Müslümanlar bir kere kendilerini güncelleme görevini ifa etmek zorundadırlar. Bu da içtihat faaliyetiyle gerçekleşir. Bir referans vermek isterim. Rahmetli Prof. Dr. Erol Güngör’ün “İslam’ın Bugünkü Meseleleri” ve “İslam Tasavvufu’nun Meseleleri” isimli kitapları vardır. Kronolojik sırayla okunmalıdır bu kitaplar. Gazali’nin eserleri de böyledir.Bunları kronolojik okursanız, Gazali hakkında, onun kanaatlerinde en son vardığı noktayı rahatça anlarsınız.."-Prof Dr. M. Saim YEPREM-Diyanet Dergi Ağustos 2017
KARAR OKURU 29 Aralık 2018 15:45
Felsefe sizin taniminizla "problem çözme yolu" ise toplumda da biat kültürü varsa, tüm çözüm yolları biat edilen kişi veya kisilere aittir. Sadece onlar kafa yorar bu işlere. Sizin taniminiza göre problemin çözüm yolunda, yani felsefede sorun yok gibi gozukuyor. Öyleyse kültürde sorun var demektir. Önce bu sorunun çözümü için felsefe yapmak (çözüm yolu aramak)gerekir .
Kul 29 Aralık 2018 14:59
Sayın Kiras, kendisine hakaret etmeden görüşlerine sosyal bilim argümanlarını sunduğum Sayın Öztürk ün, fikirlere toptan bir yaklaşımla "cahil" dediği ve farklı fikirleri "yenme yenilme" meteforu ile düşündüğü bir ortamda nasıl felsefe olsun ki?
KARAR OKURU 29 Aralık 2018 21:28
2
Sanki cahil olmasan felsefe yapabileceksin
karar okuru 29 Aralık 2018 14:19
Allahın bahşettiği en büyük nimet olan aklı kendine zul gören bir toplumun felsefeyle ne işi olur.itaat edersin biat edersin olur biter
İhsan Biri 30 Aralık 2018 15:15
1
Kendini cümlelerinin arkasına sakladığını zanneden bir insansınız. Umarım bunu biliyorsunuzdur. İnsan düşünen tek varlık. Burada bal gibi siyaset yapmaktasınız. Makalenin yazarı da aynı yoldan gitmektedir.
Osman Abbasoğlu 29 Aralık 2018 14:04
Felsefeyi Aristo'dan ibaret saydığımızda -çağdaş batı uygarlığı,17. asırdan başlayarak ve İslâm Meşşâi filozoflarının etkisiyle- İslâm âleminde felsefe yok der ve şöyle bir rahatlarız. Ne var ki, İbn Miskeveyh, Gazzâli başta olmak üzere Yunan Felsefesi'nin başka akımlarını çok sıkı takipçiliğini göstere göstere yapmış kişileri hesâba kattığımızda çok ağır bir yanılgı içine düşmüş bulunduğumuzu görürüz. İbrâhim Kiras bey de buradan baktığında "bizde felsefe niçin yok" gibi bir problematiğin olmadığını kolayca anlayacaktı
musto 29 Aralık 2018 12:57
Şimdi beka sorunumuz var köprüler kanallar tüneller bitmedi yanmaz kefen cennetlik terliklerin yüce mevladan patentini alalım sıra onada gelecek inşaallah.
KARAR OKURU 29 Aralık 2018 12:09
ortaçağ, felsefeyi 'dogma'yı doğrulamak için onaylar. islâm felsefesi de yahudi felsefesi de hıristiyan felsefesi de aynıdır. dogmayı doğrulamayan felsefeleri zaten kabul etmezler. sorun şu: batı, bir dönemden sonra dogmayı 'alışılmışın dışında' doğrulamayı kabul etmeye başlıyor. bu süreç islâm dünyasında hiç yok. mustafa öztürk olayı aydınlatıcı. felsefe dogmayı 'belirli' yollardan doğrulamak zorunda. ibn rüşd burada değil batı'da takipçi buldu yani.
metin p. 29 Aralık 2018 11:19
Felsefe yani hikmet sevgisi yapmayan bir toplum çürümeye ve yok olmaya mahkumdur.Bu anlamda medeniyet ve kültürümüzün felsefe yapmadığını söylemek haksızlık olur.Felsefe adı altında olmasa da bizim yerli kültürümüz hikmet ve fikir üretmiş,yüksek kültürlü dünya toplumlarının arasında yerini almıştır.Asırlarca durgunluk vardır.ancak bir dip dalgası gibi hikmet her zaman hakim olmuştur.
KARAR OKURU 29 Aralık 2018 13:48
4
Hikmetle felsefenin bir alakası yok. Felsefe teslimiyetçi değil sorgulayıcıdır. Bizde neden roman olmadı dendiğinde, niye olsun ki, peygamber kıssaları, evliya menkıbeleri, şark masalları yetiyordu cevabı veriliyordu. Sizinki de o hesap.
metin p. 29 Aralık 2018 15:23
0
felsefe eski yunancada philosophia dır.filo sevgi sofya bilgelik demektir.kısaca bilgelik veya hikmet sevgisi.bilginize.
KARAR OKURU 29 Aralık 2018 11:02
İbrahimbey, 13.yüzyıldan beter bir dönemdeyiz.Bize felsefe için felsefe yapan adamlar değil." Dava ve çilesi için felsefe yapıp, felsefe nurunu vahiy ışığında gösterip derdimize derman olacak,' kafa yürek cesaret' üçlemeli adamlar lazım.İmam Gazali ve İmam Daid Nursi gibi.
Takipci 29 Aralık 2018 10:51
Felsefe, kisaca 'Akil yurutmek' demek. Hangi inanctan olursa olsun, bir dindar kendi kutsal kitabini okuyup üzerinde akil yuruturse ne olur? Baska dinleri bilmem ama, Islam dunyasinda, genel olarak felsefe hos karşılanmaz. I.Gazali Hz. felsefe ve filozoflara karsidir, bu bağlamda Ibni Sina ve Farabi'yi kafir ilan etmiştir. Ibni Rust'un Tehafut ul-Tehafut (Tutarsizligin Tutarsizligi) adli eseri I. Gazali Hz'nin Filozoflari kafir ilan ettiği Tehafut ul Felasifiye(Filozoflarin Tutarsizligi) eserine karsi bir eleştiridir.(Kynak: C.Ozakinci, Islamda Bilimin Yukselisi ve Cokusu, S.339-378)
Kül Tigin Kenetçi 29 Aralık 2018 15:39
0
"..kronolojik okursanız, Gazali hakkında, onun kanaatlerinde en son vardığı noktayı rahatça anlarsınız. Aksi hâlde onun hakkında edineceğiniz kanaat, vereceğiniz hükümler, nihayetü’l-emirde yanlış ve hatalı olacaktır.Bu tarzda nihai kanaatlerinde ciddi değişiklikler yaptığı son eserlerinden biri de “Faysalu’t-tefrika”dır. Bu eseri okumadan Gazali’yi, “filozofları tekfir ediyor” deyip atamazsınız bir kenara..."- Prof Dr. Sait YEPREM-Diyanet Dergi -Ağustos 2017
Kelamcı 29 Aralık 2018 16:20
1
Gazali felsefeye karşı değildir. Hatta İslam ilimleri içerisine felsefe, Gazali sayesinde dahil olmuştur. Gazali 3 meseleden dolayı onları kafir ilan etmiştir: evrenin ezeliliği, ruhani dirilme, Allah'ın tikelleri bilmediği
Kül Tigin Kenetçi 29 Aralık 2018 16:50
0
Prof Dr. Saim YEPREM der ki:"..kronolojik okursanız, Gazali hakkında, onun kanaatlerinde en son vardığı noktayı rahatça anlarsınız. Aksi hâlde onun hakkında edineceğiniz kanaat, vereceğiniz hükümler, nihayetü’l-emirde yanlış ve hatalı olacaktır.Bu tarzda nihai kanaatlerinde ciddi değişiklikler yaptığı son eserlerinden biri de “Faysalu’t-tefrika”dır. Bu eseri okumadan Gazali’yi, “filozofları tekfir ediyor” deyip atamazsınız bir kenara. O, daha önceki eserlerinde kullandığı tekfir kriterlerinin hepsini, artık değiştirmiştir..."
Takipci 29 Aralık 2018 20:26
1
I.Gazali Hz'nin hayatinda 3 donem vardir. 1)Mutezileye yakindir, felsefe karsiti değildir, kendisi de felsefe yapmistir. 2) Kayip donemi:11 yil. 3)Bu donemde birinci donemde savunduklarinin tersini savunmuştur, felsefeye karsidir, Filozoflari tekfir etmiştir. 'Faysalu't-Tefrika' eseri hakkında bilgim yoktur.
Melih 29 Aralık 2018 10:50
Bunun müsebbiblerinden birisi Gazali diğeri Sultanların Tanrının gölgesine dönüşmeleri. Mutlak doğru devletin bedeninde cisimleşir ve dine ait olan her şey sonuca bağlanmıştır deyince bu ikisinin doğal sonucu tartışmanın anlamsızlığı olur ve dediğiniz gibi ihtiyaç kalmaz. Tesbitiniz doğru kırılma noktası ( ya da başabaş noktası) 12 ve 13. yüzyıllar. İslam Felsefesi İbn-i Rüşt'ün ölümü ile ölmüş (12. yüzyıl) Batı felsefesi ise Thomas Aquinas'ın doğumu ile (13. yüzyıl) yeniden doğmuştur. Aralarındaki ortak özellik ise Aristo'dur.
Kül Tigin Kenetçi 29 Aralık 2018 16:54
1
"..son eserlerinden biri de “Faysalu’t-tefrika”dır. Bu eseri okumadan Gazali’yi, “filozofları tekfir ediyor” deyip atamazsınız bir kenara. O, daha önceki eserlerinde kullandığı tekfir kriterlerinin hepsini, artık değiştirmiştir. “el-Mustasfa” onun son eseridir. Gazali, “Pozitif bilimleri mahkûm ediyor.” diyemezsiniz..." Prof. Dr. Saim YEPREM
KARAR OKURU 29 Aralık 2018 10:35
Neden felsefe, bilim, vb yok? 1400 yildir anlamadinizsa, sonuc bos. 1400 yildir ozgur dusunceyi kuduz kopek gibi kovalayorlar.
KARAR OKURU 29 Aralık 2018 10:01
Felsefe dinamik, dışarı açılan dünyevi toplumların işi. Bizdeki ahirete dönük, bir lokma bir hırka bir tasavvuf zihniyeti. Zaten felsefe de tasavvufçular nazarında küfür.
Avni 29 Aralık 2018 09:22
İslamcılık da bir nevi Felsefecilik gibi meslek.Ekmek parası için.Müslümanlık ve islam derdi yoktur.Ülkemizde şimdi iki kast oluştu.İslamcı ZADE ler ve İslamcı ZEDELER. Sömürgenler ve sürüngenler taifesi.Felsefe de "Din de hayattan çıkar."Antropolog/Sosyolog Tayfun ATAY'ın dediği gibi. Mesala Yunus felsefeyi hayattan üretmiştir.İmam Azam fıkhı da hayatidir.Nazari değil.Peygamber ve sahabesi de öyle değil mi! Örnek,dün Mehmet OCAKTAN sordu RTE'yi kim sınırlayacak diye! Buyrun felsefelik soru!
KARAR OKURU 29 Aralık 2018 08:30
Ibn rust bu gün yaşasa kuduz köpek muamelesi görür , batı(yunan) hayranı, dini ve milli değerlerine yabacılaşmış bir kafir ilan edilirdi...adamcağız da ne yapsın bir abd üniversitesinde iş bulur memleketi terk ederdi...
Karar Okuru 29 Aralık 2018 08:27
Denetimsiz baskanlik sisteminde bir tek kisi felsefe yapmaya yetkili.
Yaw he he 29 Aralık 2018 08:01
Diğer yazarımızın aktardığı gibi "Kışın tezgâhlardaki yaz sebzelerinin pahalı olduğundan dem vurmak laf-u güzaftır" Yani müslümanlar için felsefe yapacak zaman değildir. Müslümanların eksiği de aralarında filozof olmayışı değil onlara kendinize gelin diyecek dertli alimlerin olmayışıdır. Açık bir nasihat ve davettir bu kışın gerekliliği. Yaza daha çoook var.
KARAR OKURU 29 Aralık 2018 09:23
0
Yazar felsefenin sorunları çözmek için bir method olduğundan bahsetmiş. Üretimde bile ülkenize uygun bir model geliştirmenin gerekir bu sizin felsefi bir çalışma yapmanızı gerektirir ve bu en basitinden ürünlerinizi birbiri ile parelel, yatay ilişkiler kurmasını sağlar. Mesela japon araba felsefesi ile amerikan üretim felsefesi farklıdır. Mesela amerikan innovastonu ile Rus innovastonu sisteminde farklıdır, bunların ardında felsefi bir bakış vardır.
Güzin 29 Aralık 2018 10:55
0
müslümanın eksikliği matematik bilmemek, ana dilini konuşamamak, yeterli protein almamak, sorumluluğu dışarı atmak, hakikatı umursamamak, tembellik, mesleksizlik, meraksızlık, kıskançlık ve köylü ahlaksızlığı. Bunların her biri tek tek düzelmeden müslümanın mutlu ve tatminkar hayatı olması mümkün değil.
KARAR OKURU 29 Aralık 2018 03:45
ibn rusd bugun bir gazetede yazsa konussa, katline vacip diyenler cikacaktir, bu size neden olmadinin cevani vermeye yetmiyor mu?
Batıyı taklit etmekten başka hedefi olmayan bir "aydın" kitlemiz var. Müsveddenin felsefesi olmaz.
KARAR OKURU 29 Aralık 2018 21:25
0
Musvede lafi moda oldu. Vaybe ne gunlere kaldik.
KARAR OKURU 30 Aralık 2018 00:26
0
21.25, Müsveddelik 150 yıldır moda. Sen belkide beşinci kuşaksın.
KARAR OKURU 29 Aralık 2018 00:33
İslam felsefesi İslam'ın en güçlü olduğu dönemlerde ortaya konulmuştur. Şimdi felsefe zamanı değil yeniden mücadele zamanıdır. Şimdi felsefe yapan ancak ve ancak oturduğu yerden ahkam kesen pısırık boş bir demogogdur.
KARAR OKURU 29 Aralık 2018 01:52
1
Kendine özgü felsefen olmadan yapılacak mücadelenin sonucunda kazansan bile düşmanına benzersin. Batı'dan daha gelişmiş silahların olacak, Batı'dan daha gelişmiş ekonomin olacak vs. Tüm bunları yaptığında Batı'dan daha Batı'lı olmayacak mısın? Veya nasıl olmayacaksın? Eğer bu mümkündüyse Osmanlı niye Batılılaşmayı seçti. Felsefe bilmeden Batı karşıtlığı ile İslam diye Carl Schmitt'in yoluna gidersiniz ancak.
KARAR OKURU 29 Aralık 2018 10:37
0
Felsefesi yok, mucadelesi var. Al burdan yak.
KARAR OKURU 29 Aralık 2018 11:09
0
kime karşı neyin mücadelesi?bırak büyük büyük laflar etmeyi de git önce kendini geliştir. mücadeleymiş. önce bir katkın olsun insanlığa. matematikle başla.ne kadar mesleksiz, işsiz güçsüz takımı varsa mücadele diye atlıyor ortaya töbe töbe.
X

Her an haberdar olmak ister misin?

Aşağıdaki butona basarak tüm haberlerimizden anında haberdar olabilirsin. Tıpkı telefonunda olduğu gibi sana bildirimler göndereceğiz. Bu servisi dilediğin zaman iptal edebilirsin.

TIKLA HABERLER ANINDA ULAŞSIN