Mutabakat muhtırası tamam ama...

Uzun ve inişli çıkışlı geçen müzakerelerin ardından Amerika Birleşik Devletleri ile İran arasında ilişkilerin normalleşmesi, İran’ın nükleer silah edinmemesi için 14 maddelik bir mutabakat zaptı imzalandı. Amerika tarafında imzayı bizzat Başkan Trump G7 toplantısı marjında Versay’da attı. İran tarafında ülke dengelerinin doğru adamı Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan belgeyi onayladı, dini lider de sevmedim ancak tasdikledim mealinde bir açıklama yaptı.

İmzalanan belge bir barış antlaşması değil. Bir tür ilkeler bildirgesi ve yol haritası. Uygulanması başarılı olursa 60 gün içinde kalıcı ve kapsamlı bir metnin ortaya çıkması mümkün. Metnin müzakeresinin başlamasının önkoşulu ise İsrail’in oyunbozanlık yapmaktan vazgeçmesi, Lübnan’dan çekilmesi, daha doğrusu saldırılarını sona erdirmesi. Fakat İsrail’in bunu yapmaya niyeti yok ve elindeki tüm imkanlarla Amerika’yı zorluyor.

Trump ve Başkan Yardımcısı Vance Netanyahu ve ekibini eleştirse de İsrail’e karşı herhangi bir yaptırım uygulamaya hazıra hiç mi hiç benzemiyor. Eğer Avrupa ve dünyanın geri kalanı İsrail’e karşı kararlı bir tutum takınmazsa, 14 maddelik bu yol haritasının iki ülkenin ilişkilerinin normalleşmesine yol açma, Hürmüz Boğazı’nı hizmete sokma, Körfez’in Arap ülkeleri ile İran’ın barışmasını sağlama olasılığı son derece düşük.

Muhtıranın ilk maddesinin Lübnan’a ilişkin olması da zaten buna işaret ediyor. Ardından da tarafların yani aslında Amerika’nın İran’ın iç işlerine karışmayacağı, güç kullanmak tehdidinde dahi bulunmayacağı taahhüt ediliyor. Bir sonraki maddede Amerika deniz ablukasını 30 gün içinde kaldıracağını, metinde tam koordinat verilmese de güçlerini nihai anlaşma imzalandıktan 30 gün sonra uzağa çekeceğini söylüyor.

Altıncı maddede de Amerika kendi cebinden çıkmasa dahi 300 milyar dolarlık bir tür savaş tazminatı sözü veriyor. Tam tercümesiyle İran’ın yeniden yapılanması ve ekonomik kalkınması için değeri en az 300 milyar dolar olan bir plan geliştirmek üzere bölgesel ortaklarla birlikte çalışmayı taahhüt ediyor ve bu planın 60 gün içinde nihai hale getirileceğini belirtiyor.

Amerika ayrıca yedinci maddede yaptırımların kaldırılacağı, onuncu maddede ABD Hazine Bakanlığının İran’ın ham petrol, petrol ürünleri ve türevlerini ihraç etmesine izin veren muafiyetleri derhal yürürlüğe koyacağını, ayrıca gerekli bankacılık ve sigorta işlemlerine izin vereceğini, bir sonraki maddede de dondurulmuş veya kısıtlanmış tüm İran fonlarını ve varlıklarını, İran Merkez Bankası’nın kullanımı için derhal serbest bırakacağını taahhüt ediyor.

Tüm bunlara karşılık Amerika’nın beklentisi İran’ın nükleer silah yapmak ya da satın almaktan vazgeçmesi, bir de Hürmüz Boğazı’nı seyrüsefere açması. İran’ın taahhüdü Hürmüz’ün 60 gün açık kalması, sonra da Umman ve diğer körfez ülkeleriyle birlikte bir geçiş rejiminin uluslararası hukuka uygun bir şekilde oluşturulması yönünde. Nükleer silah da zaten oldum olası yapmayacağım diyor, mutabakatın sekizinci maddesinde zenginleştirilmiş uranyum için belli ki yerinde seyreltme öneriyor.

Mutabakat zaptına baktığınızda savaşın galibinin İran olduğuna şüphe yok. İsrail’in teşvikiyle bu saçma sapan savaşı başlatan Amerika İran karşısında açıkça yenildi, müzakere ile başarabileceği sonucun ötesinde savaşla bir şey elde edemedi. İran da tabii ki yıprandı, yönetici kadroları tasfiye oldu, insani acılar yaşadı. Olan en çok da Körfez ülkelerine oldu, dünya ekonomisi derseniz dar boğazlar yaşadı. Tek kazançlı çıkan uğradığı görece yıkıma rağmen İsrail’di.

Şimdi İsrail Amerika üstündeki siyasi ağırlığını kullanarak, lobilerini seferber ederek Amerika’nın İran’a karşı savaşmasını sürdürmeye zorlamak istiyor. Lübnan’ı manivela olarak kullanıyor. Mutabakat zaptının boşluklarından yararlanmayı, iki taraf arasındaki nihai uzlaşmayı geciktirmeyi, dünyanın ilgisinin bir kez daha Filistin sorununa odaklanmasını önlemeyi hedefliyor. Bizimse ekonomik olarak da siyasi olarak tedbiri elden bırakmamamız gerekiyor...

YORUMLAR (1)
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.