Türkiye İran’a soğuk
Türkiye son savaşta baştan beri İran’a mesafeli duruyordu. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın konuşmalarındaki “NATO müttefiklerimizle birlikte” vurgusu bunun beyanıydı.
Son olarak, Türkiye ve Arap ülkelerinin yayınladığı ortak bildiri ile Ankara’nın tavrı netleşti. Artık “soğuk” duruyor.
Türkiye ve Arap ülkeleri bu bildiride Amerika’yı hiç eleştirmediler. Hatta savaşın bitirilmesi için ABD’ye bir talep bile yöneltmediler.
Türkiye, Azerbaycan ve Pakistan’la Arap ülkelerinden oluşan 12 devlet, “İran’ın saldırılarını derhal durdurmasını” istediler. İran’a “Birleşmiş Milletler Şartı’nın 51. Maddesi”ni hatırlattılar. Bu madde, saldırıya uğrayan ülkenin “meşru müdafaa” hakkı olduğunu belirtir. İran’ın fırlattığı füzelere karşılık misilleme yapabileceklerini ifade eden bir ihtardır bu.
Ama ABD ile İsrail’in hiçbir kabul edilebilir sebep olmadan İran’a saldırması konusunda tek kelime yok bildiride!
İsrail’e tek eleştiri, Lübnan’a saldırması ve “bölgede genişleme politikası” izlemesidir. Bildiride “kınıyoruz” diyorlar. Haberlere göre bu ifade Hakan Fidan’ın ısrarıyla bildiriye konulmuş.
İRAN YALNIZ
Bildiri, İran’ın nasıl yapayalnız kaldığının bir fotoğrafıdır. İran coğrafyasıyla Anadolu ve Orta Doğu coğrafyaları arasındaki tarihî ve jeopolitik rekabet bir yana, Tahran’ın “devrim ihracı” politikası ve Arap ülkelerindeki Şiileri teşkilatlandırması haklı olarak Arapların tepkisini çekiyor. Bildiride İran’ın “Arap ülkelerinde kendisine bağlı milisleri desteklemeyi, finanse etmeyi ve silahlandırmayı bırakması” talep ediliyor.
Bu, İran’ın Lübnan’daki Hizbullah’ı, Yemen’deki Husileri bırakması demektir.
Yine bildiride “Lübnan’da silahların sadece devlette olması” talebi de Hizbullah’ı amaçlıyor. Bunlar aynı zamanda İsrail’in de talepleridir.
Göreceğiz, savaş bir gün bittiğinde ortaya çıkacak tabloda bu şartlar da yer alacaktır.
Şu anda mağdur ve mazlum olan İran’dır fakat İran’daki devrimci radikalizmin, bütün bölgeyi kendi aleyhine çevirdiği gerçeğini de hiç akıldan çıkarmamak lazım.
İdeolojik radikalizm daima kötü sonuçlar doğurur.
SAVAŞ NEREYE?
Savaş, başlangıçtaki temennilerin aksine, enerji kaynaklarının vurulmasıyla büyüyor. Hürmüz Boğazı’nın kapatılması, ardından ABD’nin İran’a ait Güney Pars’taki doğal gaz tesisini vurması, misilleme olarak İran’ın da Katar’ın gaz tesislerini vurması petrolü tekrar 110 doların üstüne çıkardı. Avrupa’da doğal gaz fiyatları yüzde 30 arttı.
Bizde de eşel-mobil kontenjanı doldu büyük zamlar kapıda.
Gübre krizi dünya tarımını da vuracak.
Bu tablo savaşı hemen durdurmak yerine tırmandırıyor. Haydut Trump, Kongre’den savaşı tırmandırmak için 200 milyar dolar yeni ödenek istedi.
Bu, Katar’ın yıllık GSMH’si demektir!
Anlaşılan İran’ı yere sererek savaşı bitirmek istiyorlar! Yere serilmiş bir İran demek, barışın gelmesinden ziyade bölgeye kaosun gelmesi demek olabilir. Büyük bir tehlikedir bu.
Zor günlere gidiyoruz.
Erdoğan hükümetinin, 2010’lu yıllarda dünyaya meydan okuyan, Araplara “tümünüz bir Türkiye etmezsiniz” diyen, Avrupa Birliği’yle siyasi çatışmaya giren, S-400’lerle eksen kaydıran politikalarının ne kadar yanlış olduğu da ortaya çıkıyor. Bugün Araplarla birlikte ve “NATO müttefiklerimizle beraber” hareket ediyor. Başka türlüsü olamazdı zaten.
TARİHİN DERSİ
İlhan Tekeli ve Selim İlkin hocalarımızın “İkinci Dünya Savaşı Türkiye’si” adlı üç ciltlik eseri, bir diplomasi okulu değerindedir. Savaşın ekonomik ve kültürel yönlerini de anlatırlar. (İletişim Yay.)
İnönü’nün politikasını şöyle özetlerler:
“Tarafsız değil, Batıya taraftar ama savaş dışı.” (Cilt I, s. 653)
Çok doğruydu o politika.
Tarihte hiçbir olay, bir tiyatro gibi aynen tekerrür etmez. Fakat jeopolitiğin ve yerleşik çıkarların yarattığı önemli benzerlikler ve dersler vardır tarih kitaplarında.
Bugün Ankara, muhtemelen 2010’lu yıllardaki fahiş hataların zararlarından dersler alarak, benzer şekilde hareket ediyor.
Silah üstünlüğü ölçüsüz boyutlarda ABD ile İsrail’in elindedir, haydutça da kullanıyorlar bu gücü. Fakat şunu da belirteyim “Amerikan imparatorluğu”nun çatırtıları artık her yerde duyuluyor.
Pazar günkü yazımda bunu ele alacağım.
Bayram tebriki: Değerleri okurlarımın mübarek Ramazan Bayramı’nı tebrik ediyorum. Yahya Kemal’in “Süleymaniye’de Bayram Sabahı”ndaki “gönül aydınlığı” ile nice bayramlar diliyorum.
