Back To Top
Bu dünyada var olabilmek için...

Bu dünyada var olabilmek için...

 - Son Güncelleme: 20.07.2019 Cumartesi 10:59
- A +

Patricio Galvez 30 yıl önce Şili’den siyasi nedenlerle İsveç’e göç etmiş genç bir müzisyen ve şairdi. 1989 yılında İsveçli bir üniversite öğrencisi olan Ulrika Pape ile evlendiler.

Amanda adında bir kızları oldu. Ama Amanda üç yaşındayken genç çift boşandı.

Ulrika ve Amanda, hayatın monoton aktığı bir İsveç kasabasında yaşamaya başladılar.

Ulrika, yerel bir İsveç gazetesinde verdiği röportajda “İsveç’in en çok neyini seviyorsun” sorusuna “Erkeklerini” cevabını vermiş seküler bir İsveçliydi. Kızı tiyatroyla ilgileniyordu.

Oturdukları mahallede Kuzey Afrikalı Müslüman komşuları vardı.

Bir gün mahallerinde bir adam bıçaklanmış, ambülans Müslüman komşular arayınca gelmemiş, Ulrika arayınca gelmiş, bu ayrımcılık gazetelere haber olmuştu.

Ulrika ve Amanda’nın Müslüman komşularıyla ayrımcılığa karşı duyarlılıkla başlayan ilişkileri zamanla ilerledi.

Amanda, internetteki bloğunda nasıl “maşallah” demeyi öğrendiğini, korkularına karşı Ayet-el Kürsi’yi ezberlediğini yazmış.

2007 yılında anne-kız Müslüman oldular. Amanda henüz 17 yaşındaydı.

Ama onlara komşularının İslam’ı yetmedi, radikalleşmeye başladılar.

Amanda, 2010 yılında 20 yaşındayken Göteborg’da yaşayan Norveçli Michael Skråmo ile evlendi.

Aşçılık okulundan mezun olmuş Skramo da aslında standart sarışın bir İskandinavdı.

2005 yılında Arapça öğrenmek için Mısır’a gitmiş, dönüşünde Müslüman olmuştu.

Evlendiklerinde Skramo Göteborg’un tanınmış bir Selefi vaiziydi artık.

Çiftin, peş peşe iki erkek ve ikiz kız dört çocukları oldu.

2014 yılında Norveçli Michael ve yarı Şilili İsveç vatandaşı Amanda, en büyüğü dört yaşında olan dört çocuklarını da yanlarına alarak Türkiye üzerinden Suriye’ye geçtiler ve IŞİD’in kurduğu İslam Devleti’nin vatandaşı oldular.

Onlardan önce kayınvalideleri Ulrika Pape de yeni eşinden olan iki çocuğunu alarak IŞİD devletine gitmişti.

1.87 boyundaki İsveçli Ulrika Pape, IŞİD’in Rakka’daki kadın hapishanesinin eli kamçılı, kasap lakaplı gardiyanlarından Umm Hamza olmuştu.

Ulrika, 2016 yılında bombalamalar artınca iki çocuğunu alarak İsveç’e geri döndü ama IŞİD’i savunmaktan vazgeçmedi, adını değiştirip devlet korumasında yaşamaya başladı.

Michael ve Amanda çiftinin ise Rakka’da geçirdikleri beş yılda üç çocukları daha oldu.

Amanda, 2019’un başında Rakka’ya düzenlenen bir hava saldırısında öldü. Ondan bir kaç ay sonra da IŞİD’ın direndiği son kalesi Bağuz’daki çatışmalarda Michael vurularak hayatını kaybetti.

En küçüğü 1 yaşındaki Muhammed, en büyüğü sekiz yaşındaki İbrahim olan sarışın yedi İsveçli çocuk, YPG tarafından ele geçirilmiş Rakka’daki bir kampta yetim kaldılar.

İsveçli bir gazeteci yedi çocuğu kaldıkları kampta buldu. Çocuklar hasta ve açlık içindeydi. Görüntüler İsveç’te büyük bir tartışmaya neden oldu. İsveç Dışişleri Bakanı çocuklara sahip çıkılacağını açıkladı.

Bunun üzerine kızının çocuklarını almak üzere Şilili müzisyen ve şair dede Patricio Galvez,en yakın İsveç elçiliğinin olduğu Erbil’e gitti ve bir otelde çocukların getirilmesini bekledi.

İsveçli yardım ekipleri çocukları Suriye’deki kamptan alıp, Erbil’deki otele getirdiler.

Bu arada İsveç basını IŞİD’çi babaanne Ulrika’nın da Stockholm’den Erbil’e gittiğini, çocuklarla buluşup, onlara telefonundan IŞİD yapımı çocuk şarkıları dinlettiğini yazdı.

Gazetelere çıkınca, İsveç’te ismini değiştirerek devletin gözetimi altında yaşayan babaanne Stockholm’e geri döndü.

Bir süre sonra dede Galvez, yedi çocuğu da alarak İsveç’e geldi.

İsveç bir kaç aydır bu dramatik ve tuhaf hikayeyi konuşuyor.

Annesiz ve babasız kalmış İsveçli yedi sarışın çocuğun Suriye çölünün ortasında bir Kürt kampında İsveççe konuştukları sahneler insanda distopik bir film izliyor hissi uyandırıyor.

Halbuki bunlar artık yeni dünyanın hikayeleri.

O hikayelerden biri de bu aralar ABD’de yaşanıyor.

ABD, Somali doğumlu ilk başörtülü Kongre üyesi olan 37 yaşındaki İlhan Ömer’i konuşuyor.

Mogadişu’da doğmuş, ailesiyle Somali-Kenya sınırındaki bir mülteci kampına sığınmış, 1992’de mülteci olarak ABD’ye gelmiş ve geçen yıl kongreye seçilmiş İlhan Ömer, mülteci bir aileden geliyorum, başörtülüyüm, çok dikkat çekmeyeyim, haddimi bileyim demiyor, sivri diliyle İsrail’i, ABD dış politikasını, Trump’ı yerden yere vuruyor seçildiğinden beri.

Türkiye’de olsa ilk dakikada milyonlarca kişiden duyacağı sözü, nihayet geçen hafta Trump’dan duydu.

Trump, Ömer’e “ABD’yi beğenmiyorsan, geri kalmış ülkene geri dön” dedi. Tabii göçmenlik üzerine kurulmuş ABD, kongre üyesine çekilen “ya sev ya terk et” lafına karşı ayağa kalktı.

ABD’de ana akım medya, Demokratlar hatta bazı Cumhuriyetçiler Trump’a karşı başörtülü Somali doğumlu kongre üyesinin yanında duruyor.

Tıpkı, bir kaç ay önce Britanya’da kamuoyunun, “Trump’ı Londra’da görmek istemiyoruz” diyen ve Trump’ın ziyaretinde hiçbir davetine katılmayan Londra’nın Pakistanlı belediye başkanı Sadiq Khan’ın yanında durduğu gibi.

Trump’ın ülkedeki en yakın dostu ise Muhafazakar partinin başına geçip, Başbakan olması beklenen Çankırılı Ali Kemal’in torunu Boris Johnson.

Kimliklerin birbirinin içine girdiği, sınırların aşıldığı yeni zamanların haberleri bunlar.

90’larda üzerine klişe sözler söylenmiş küreselleşmeyi artık geri döndürülemez biçimde yaşıyoruz, artan etkileşimler, karşılaşmalarla oluşan bu yeni dünya istesek de istemesek de yeni cesur bir dünya. Bu dünyada büyük ideolojiler, kimlikler bükülüyor, iç içe geçiyor.

Bu dünyada her an karşınıza İsveçli sarışın Selefi cihatçı bir aile, Cumhuriyetçi başkana meydan okuyan başörtülü ama aynı zamanda Gay Pride yürüyüşlerine katılan Somalili bir kongre üyesi, ülkenin en ilerici fikirlerini savunan Pakistanlı sol-liberal Londra belediye başkanı çıkabiliyor.

Bu çeşitlilik, iç içe geçmeler karşısında geleneksel kimliğini kaybetme korkusuna kapılanlar, dünyada içe kapanmacı, mülteci karşıtı, milliyetçi popülist sağ hareketleri yükseltiyor.

Türkiye’de zaten sağdan sola yabancı düşmanlığı, kozmopolitizm karşıtlığı her zaman popüler bir fikir oldu. Çok kültürlülük, farklı kimlikler her zaman tehdit olarak göründü.

Bugün Türkiye’nin çoğunluğu da bu eski dünya görüşüyle bu yeni dünyaya bakıyor, anlamıyor, bilindik hayatın ve kimliklerin kaybı korkusu yeni düşmanlıklara dönüşüyor.

O yüzden İstanbul gibi çok dilli bir imparatorluğun başkentinde, tarih boyunca dünyanın her yerinden insanların geçiş noktası olmuş bir metropolde 2019 yılında Arapça tabelalar indiriliyor.

Bundan 100 yıl önce dört dilde dergilerin çıktığı Trabzon’da, Ortadoğulu yeşile hasret turistlerin bayıldığı Uzungöl’de Irak Kürdistan’ından gelmiş bir kadının, bebek arabasına taktığı Kürdistan yazılı flama turistlerin linçine sebep olabiliyor.

Ve çok muhtemelen o lince katılan ahali, turistleri gözaltına alan, sınır dışı eden vali, savcı, İstanbul’da tabelaları indiren valilik, bunu talep eden halk aynı zamanda Türkiye’nin yeniden Osmanlı gibi bir dünya devleti olmasını istiyor, bölgesindeki ülkelere hamilik yapan, aleme nizam veren büyük bir Türkiye hayal ediyor.

Halbuki daha ülkendeki Kürtlerle, ülkene sığınmış kapı komşusu Suriyelilerle, yanı başındaki Irak Kürdistan’ıyla birlikte yaşamayı beceremeyip, 72 milletin hamiliğine soyunmak, üstün açıkken bile görülemeyecek bir hayal.

Çok kültürlülükten, farklı kimliklerden, dillerden korkan, farklı fikirlere dahi tahammül çıtası düşük bir toplumun herkesin iç içe girdiği, melez nesillerin, kültürlerin ortaya çıktığı bir dünyayı anlaması, burada tutunması, kimliğini koruması, üretmesi, büyümesi de çok zor.

Türkiye, uzun bir süredir sarışın İsveçli sarışın cihatçılar, Amerikan başkanına meydan okuyan Somalili başörtülü kongre üyeleri dünyasını anlamıyor, yeni gerçeklere direniyor, gözünü kapatıyor ve taşralaşıyor.

Halbuki dünyadan kopup, taşralaştıkça Uzungöl esnafı çaya para vermemek için termoslarıyla gelen günlükçü yerli turistlere mahkum kalır, uzun yıllardır Erbil’de iş yapan Trabzonlu müteahhitler için de “bize her yer Trabzon” konforu bitebilir.


Not. Ayrıca böyle bir dünyada üç yıldır röportaj vermemiş eski Başbakan’la röportaj yaptılar diye Rus radyosundan gazetecileri kovdurabilirsiniz ama o seslerin çıkmasını yine de engelleyemezsiniz. Amerikan CNN’inden kovarsanız, Rus radyosuna, oradan kovarsanız Portekiz radyosuna çıkarlar, evlerinin mutfağından yayın yaparlar yine de diyecekleri merak ediliyorsa, haklı bir şey söylüyorlarsa seslerini muhakkak muhataplarına ulaştırırlar. Son gazeteci susturulduğunda en son teknoloji televizyon stüdyolarının, kuşe kağıda basılmış gazetelerin yenmediği anlaşılacaktır...

 

Diğer Yazıları

Yorumlar

Yorumlar 600 Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Karar Yayıncılık A.Ş ve yazar, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Yorumların 600 karakteri (boşluklu) aşmaması gerekmektedir.
Musto 24 Temmuz 2019 02:03
Tanrılarda çıldırmış olmalı.
KARAR OKURU 21 Temmuz 2019 14:23
Etkileyici bir yazı.
KARAR OKURU 21 Temmuz 2019 12:55
Yıldıray üstat şu paragraf tam altın vuruş olmuş. Çok güldüm. Kalemine sağlık. “Halbuki dünyadan kopup, taşralaştıkça Uzungöl esnafı çaya para vermemek için termoslarıyla gelen günlükçü yerli turistlere mahkum kalır, uzun yıllardır Erbil’de iş yapan Trabzonlu müteahhitler için de “bize her yer Trabzon” konforu bitebilir.”
KARAR OKURU 20 Temmuz 2019 23:25
Sevgili kardeşim,tebrik ediyorum; çok önemli bir konuyu çok güzel yazmışsın Allah kalbini,kalemini,vicdanını her daim güçlü ve istikamet üzere kılsın insallah
KARAR OKURU 20 Temmuz 2019 19:56
'''ülkendeki Kürtlerle, ülkene sığınmış kapı komşusu Suriyelilerle, yanı başındaki Irak Kürdistan’ıyla birlikte yaşamayı beceremeyip, 72 milletin hamiliğine soyunmak, üstün açıkken bile görülemeyecek bir hayal.''' muhteşem bir tespit.
KARAR OKURU 20 Temmuz 2019 19:03
Aslinda bahsettiginiz ice donuscu, lincci kafa toplumu korkuyla guduleyen yonetim kafasinin bir urununden ibaret, ha evet bizim toplum oldum olasi yekparedir,Cumhuriyetten once Osmanlida da boyleydi, o "mozaik" muhabbeti parcalanma asamasinin toparlama retoriginden ibaret, herkese Halil İnalcik'in Devlet-i Aliyye'sini oneririm, Cumhuriyetle kenara itilen muhafazakarlarin romansiyla pek bulusmadigini gorurler.. su anki Osmanlilasmaysa Osmanlinin en perisan en emperyalist haline donusme, bu kaliteli bir donusum degil yani.. bunca etkilesimin icinde dejenere olmadan gelismek bunlarin harci degil.
KARAR OKURU 20 Temmuz 2019 17:52
Atladığınız birşey var burası Amerika değil!Burası İngiltere de değil!Burası Türkiye!Biz gelişmiş bir ülke değiliz,zengin bir ülke değiliz!Biz üniversite mezunlarının iş bulamadığı,iş bulanlarınsa çoğunun asgari ücrete çalıştığı bir ülkeyiz.Böyle bir ülkeye milyonlarca mülteci alınamaz!O mültecilerin ileride başımıza ne belalar açabileceğini hesaplamıyorsunuz.
KARAR OKURU 20 Temmuz 2019 16:25
Farkli gorusu, farkli insani, farkliligi tolare edemeyen, tahammulsuz, hosgorusuz bir toplum olma yonunde liderlerimizin izinde ilerliyoruz. Bu liderlerimiz dunya icin, farklilar icin hic bir sey vaadetmiyor, kendileri gibi olanlar icin ise iyi yasam degil sadece yasam vaadediyor
KARAR OKURU 20 Temmuz 2019 15:09
Dünyayi takip Eden biri olarak gercekten sizin gibi super insanlarin olmasi umut verici :)
ALİ 20 Temmuz 2019 14:13
HARİKA YAZMIŞSIN TEBRİKLER
Ehl-i İrfan 20 Temmuz 2019 13:35
Sayın Oğur;Bir münferit olay üzerinden,ve bölücü hareketin terör faaliyetleri sebebi ile her gün birkaç şehit haberlerinin zihinlerde, gönüllerde kapanmaz yaralar açtığı bu topraklardaki hassasiyetleri görmeksizin"Kürdistan" kelimesi üzerinden "muhalefet" yazıları döşenmenizin sosyolojik karşılığı yok. 4 milyon mültecinin yaşadığı gerçeğini görmeksizin "Eğer her şeyin kötü olduğunu söylemeyi, yazmayı sürdürürseniz,bir gün kahin olma şansınız artar,ama o şansla yaşayacağınız bir ülke bulamıyabilirsininiz....
KARAR OKURU 20 Temmuz 2019 23:08
1
Ehli-cühela
karar okuru 20 Temmuz 2019 13:19
Yıldıray globalleşen ve artık sınırları yavaş yavaş kalmayan bir dünyada bu bahsettiğin örnekler olağandır.Bütün problem entegrasyon ve aidiyet üstüne kurulmalıdır.Yoksa insan hakkı dünyanın her yerinde aynı olmalıdır.Böylemidir tabiiki değildir.Geleneksel milliyetçilik anlayışı hemen hemen dünyanın her yerinde aynıdır.Irkçılık tabiiki günümüz toplumlarında vardır.Amma her milliyetçi söylemide eylemide ırkçılık gibi görmemek gerekir.Önemli olan soyun ne olursa olsun bulunduğun toplumda ahlakla vicdanla doğrulukla üretkenlikle bulunabilmendir.
Çerkez Ethem 20 Temmuz 2019 13:12
.."Halbuki daha ülkendeki Kürtlerle, ülkene sığınmış kapı komşusu Suriyelilerle, yanı başındaki Irak Kürdistan’ıyla birlikte yaşamayı beceremeyip, 72 milletin hamiliğine soyunmak, üstün açıkken bile görülemeyecek bir hayal"... Bu t.c.' nin kuruluşundan itibaren zorla dayattığı ataput zihniyetinin geldiği nokta ! İslami kimliği silenler, ortaya kolpa/sahte milliyetçiliği koydular haliyle 90 yıl bu kolpa sistemin ürettiği zihniyet, t.c.'li olmayan herkese cahilce küçümse, ırkçı saldırılar olarak kendini gösterir. Kolpa sistemden bukadar olur
KARAR OKURU 20 Temmuz 2019 12:56
Ne kadar vasıfsız işe yaramaz tip varsa hepsi milliyetçi. Doğru dürüst hayatları olmadığı için şiddete meyilliler. Yıldıray, hiç kusura bakma, Karadeniz kültüründe de acayip bir şey var. Silaha, kavga dövüşe bu kadar meraklı olunmaz. Bir de hep bire yüz, bire bin saldırılar. Ödlekçe değil mi? İlla kavga edeceksen bari bire bir et.
karar okuru 20 Temmuz 2019 14:36
6
Adama derlerki dinime küfreden müslüman olsa.Sanki Güneydoğu kültüründe farklı birşey varmışta arkadaş kültür şövenliği yapıyor.Şöyle desen anlardım.Bu toprakların insanları silaha kavgaya meyillidir.Birde bu merak acaba yüzyıllardır bu topraklarda sürdürülen savaşların bilinç altyapısı olmasın.Düşündünmü hiç.
KARAR OKURU 20 Temmuz 2019 15:06
0
Geleneğimizde düello yok.Pusu var.
KARAR OKURU 20 Temmuz 2019 18:15
8
Temmuz sıcağında kaşkol !
Beynini kullan 20 Temmuz 2019 19:33
0
18:15 en basitinden temmuz sıcağında uzun gölde bulundun mu yada orta doğulular temmuz da niçin trabzona gelir? Bu zekice soruyu kimden kopya çektiysen ona sor sonra yaz...
KARAR OKURU 20 Temmuz 2019 20:15
0
Sorma
SEBAHATTİN DURSUN 20 Temmuz 2019 12:46
TEBRİK EDERİM YILDIRAY BEY. GÜZEL BİR ANALİZ YAPMIŞSINIZ.
'Karar'lı okur 20 Temmuz 2019 12:36
Sorun, kanaatimce, kendini, geçmişini, geleceğini yeterince ve gerektiği kadar okuyamamaktan kaynaklanıyor. Okumak anlamak demektir, bu günü doğru okuyan, geleceğini doğru ve güvenle inşa edebilir. Bu ülkenin, bu kültürün insanları "yanlış anlamadan" çektiği ıztırabı başka hiç bir şeyden çekmemiştir. Tarih de, bu gün de bunun şahididir.. Sayın Oğur yine bu gün yaşadıklarımızdan hareketle yarına hazırlıklı olmamamız gerektiği konusunda güzel bi tespitte bulunmuş, sağolsun.. Şu bi gerçektir, selim fıtratla düşündüğümüz, fikir ürettiğimiz, düşüncelere saygılı olduğumuz sürece "varız" demektir..
KARAR OKURU 20 Temmuz 2019 12:21
Bir yazı okuyup dakikalarca düşünmek
Y.b.b.Y 20 Temmuz 2019 11:31
YAZILARINIZ adeta kalbimizden gecenleri okurcasina etkili isabetli umut verici.. Binlerce tesekkür. saygi selam size !
KARAR OKURU 20 Temmuz 2019 11:07
trabzondaki olayı valiliğin açıklama yaptığı valiliğe ait kağıttaki trabzon logosu(TRabzon) üzerinden okursak eğer siz sazı elinize alırsanız bizim için okuması nefis bir hikaye çıkar gibi geliyor saygılarımla
Karar okuru 20 Temmuz 2019 11:08
Muhtesem bir yazi tebrikler… Osmanli Imparotorlugunun ne oldugunu bilmeyip bu osmanlicilik oynamaya calisanlar varya… En cok onlar delirtiyor beni… Osmanli buyukleri, aydinlari, devlet adamlari herhalde mezarlarinda perende atiyorlardir bu zir cahilleri gorup bir yerlerden...
KARAR OKURU 20 Temmuz 2019 10:24
Kalemine sağlık. Güzel ve bir o kadar da doğru tespitleri yazıya döküp biz okurlarla paylaştığın için teşekkürler.
KARAR OKURU 20 Temmuz 2019 09:55
Türkiye türklerindir.Türkün türkten başka dostu yoktur.Bir türk dünyaya bedeldir. Ne mutlu türküm diyene...diye diye sorgulamadan ölmeye razı yüzbinlerimiz oldu.Ne mutlu bize asker milletiz vesselam.Biz herkese , herkeste bize düşman.Kahrolsun fenerliler.Kahrolsun komşu kasaba vs...
KARAR OKURU 20 Temmuz 2019 09:37
Suriye meselesini ırkçılık üzerinden okumak doğru olmaz. Suriye'lilere duyulan antipatinin arkasında sınırdan gelişigüzel ve plansız bir şekilde alınmış olmaları, pek çok ilde demografik yapıyı ve alt sektörleri etkilemiş olmaları yatıyor. Eğer iyi bir planlamayla kontrollü bir şekilde alınıp sorunlar oluşmadan çözümler geliştirilebilseydi farklı olurdu.
KARAR OKURU 20 Temmuz 2019 13:17
1
Dostum zaten iyi bir planlama yapılsaydı onlar gelmezdi. Savaş birkaç haftada biter, biz de ganimete konarız planıyla bu olur işte.
Musto 20 Temmuz 2019 09:16
Yaşam başladığı günden bugüne ve bundan sonrada bunlar olmuş ve olacak tek tip düşünen beyin yapabilirsek tek düzey bir yasam sürebiliriz ondada hayatın ve yaşamın rengi kalmaz.
karar okuyan 20 Temmuz 2019 12:48
1
Musto kardeşim; güzel ve ilginç yorumlarınla gerçekten farklılık yaratıyorsun. Kutlarım.
Ben 20 Temmuz 2019 07:02
Bizdeki komplocu saflar da hala daha yabancı IŞİD'lilerin batı ajanı olduğunu yazıp dursun. Adamlar İsveçten gelip ölene kadar savaşmışlar işte. Böyle ajan mı olur, ölene kadar mı savaşır? İşin adını doğru koyalım. Bunlar aptal müslümanlar, radikalleştirilmiş ve cihatçı hale getirilmiş saf ve kafasız müslümanlardır. FETÖ'ye kurban olanlar ile IŞİD'e kurban olanlar arasında da çok fazla fark yoktur. Çocukları radikal ninenin elinden kurtarmak gerekir. Bir olayı aptallıkla açıklayabiliyorsanız art niyet aramaya gerek yoktur.
KARAR OKURU 20 Temmuz 2019 06:16
Kafayı kuma gömmüş devekuşlarına rağmen ahlakla, vicdanla, izanla hep güzel şeyler yazıyorsunuz! Aşk olsun!
Karar Okuru 20 Temmuz 2019 06:12
Son paragraf yolunun taşlarını döşediğiniz cehennemden şikayet gibi olmuş ama bir yandanda eski yanlışlara dikkat çekmiş. Yazının ana konusuna gelince İsveç gibi bir ülkede günlük hayatla baş edemeyip marjinal yollara sapanlar ile çeşitli nedenler ile ülkelerini terk edip, birde geldikleri yere kendilerini göçe zorlayan şarları getirme cabasının makul bir tarafı yok. Aksine bunlar dünya toplumları açısında hastalıklı olup, iyileştirilmesi gerekli konular. Ancak bir zaman vesayet, yeni Türkiye gibi sloganlar ile ülkenin geldiği hale bakarsak kime ne anlatıyoruz o da ayrı.
KARAR OKURU 20 Temmuz 2019 06:08
Son birkaç yüzyıldır sürekli saldırıya uğramış, toprak kaybetmiş, yok olma noktasına gelmiş, 40 yıldır Batının oyunlarıyla kanı oluk gibi akmış, ekonomisi geri kalmış, yani hep hedef olmuş bir ülkenin insanlarının kendini tehdit altında hissetmesi, bu kadar duyarlı olması normal. Dostu yok ki kendini rahat hissetsin.
KARAR OKURU 20 Temmuz 2019 07:24
4
Batının oyunuyla değil kendi kendimize yaptık. Bu da benden sana bir iyilik olsun.
Karar okuru 20 Temmuz 2019 11:11
1
Son bir kac yuz yildir neden bir turlu tersine donememis bu is onu hic dusundunuzmu…
KARAR OKURU 20 Temmuz 2019 11:52
1
Bebek ve kadın toplam 9 kişi tehdit !neyseki kahraman valimiz gerekeni yaptı..
KARAR OKURU 20 Temmuz 2019 12:29
1
Toprak kaybetmedik, Saldırarak ellerinden aldıgımız kendi topraklarını, geri aldılar..
Mutlu Yücel 20 Temmuz 2019 05:01
2)Daha birkaç yıl içinde nüfusun 20/1 oranında Suriyeleştiğini görmüyoruz, orta Asyalıya benzeyen çekik gözlü bir avuç insan yokken dibi sürme Türk’üz diyoruz. En büyük kötülüğü( ayrımcılık yaparak )kendi kendimize yapıyor sonra dönüp Türk’e Türk’ten başka dost yok diyoruz. Velhasıl, çelişkiler, çelişkiler. Bilinmeli ki, dünyayı her yönüyle bozan, sömüren bir avuç Amerika Avrupalının değil herkesindir, herkesin yoksulluğunda herkesin parmağı vardır ve her ülkeye gidip yerleşmeye herkesin hakkı vardır.
Mutlu Yücel 20 Temmuz 2019 05:00
1)Amerika Afganistan’a, Irak’a giriyor, Rusya Suriye de müdahil oluyor, iyi kötü var olan düzenleri daha da bozuyor, yaşanamaz düzenin şerrinden kaçıp Amerika, Avrupa vs. göç eden bir avuç kişiye de sanki ülkeleri işgal edilecekmiş gibi“yandım Allah” diyip sınırlarına kilit vuruyor. Biz de üzerimize vazifeymiş gibi gidenleri önünü kesiyor, bununla övünüyor, Marker den aferin alıyoruz. Kendi vatandaşımız olan Mansur’u zoraki Makedon, İmamoğlu’nu Rum yapıyoruz ) geri dönüp, Pakistanlı Londra Belediye başkanıyla gurur duyuyoruz.
KARAR OKURU 20 Temmuz 2019 04:11
Düşünün kendi içinden birine Davutogluna bile bunu yapanlarin muhalefeti nasıl susturduklarini.
KARAR OKURU 20 Temmuz 2019 02:01
Bakın bakın ne diyeceğim. Bizdeki bu kafatasçı yani çakma vatanci, milletci, sakaryaci veya namı diğer derin Devletçi yapı yüz yıldan beri çok kültürlüluge engel değil mi. Perinçek ile Bahçeli oluşumu, bizde birlik olma, paydaş olma, farklılıkları zenginlik yapma çabasının en büyük köstekleri değil mi. Bizdeki Kurt yine bizdeki Kürdü niye sevmez? Bileniniz var mı. Cevap, birileri din, birileri de etnik köken üzerinden nemalanir. Çözüm, bunları takmayacaksın.
KARAR OKURU 20 Temmuz 2019 01:20
Her ulkede Irkci insanlar var ama bizim ulkede Irkcilarin toplam nufusa orani cok yuksek. Irkci olmadigini sananlarin cogunda bile Irkci refleksler var. Kabahat insanlarda degil. Irkci nesiller yetistiriliyor 90 yildir bu ulkede. Cocuklara okutulan tarih kitabi Irkci propagandayla dolu. Gazetelerin ana sayfalarindaki haber mansetlerine bakin. Dis politika ile ilgili her olayda devletimiz hep hakli. Anlasmazliga dustugumuz ulkelerin aldigi kararlar "skandal...kustahlik...hadsizlik" diye tanimlaniyor. Bizimkilerin demecleri de hep "tokat gibi"...Bu ortamda Irkcilik azalmaz, daha da artar...
KARAR OKURU 20 Temmuz 2019 01:10
SAYIN YAZAR ELİNİZE SAĞLIK. BU KİN. NE.?. SİYASİ iktidar büyük ortak ve refiki. Ekonomik, siyasi, hukuki sıkıntılar karşısında kitlelerindeki çözülmeleri önlemek için HAKLI OLDUKLARI İNANCINI PEKİŞTİRMEK İÇİN HEP HAMASET YÜKLEMESİ YAPTILAR. Bir kaç gündür iki ayıp yaşadık. Biri kürt kardeşlerimize, diğeri DAVUTOĞLU ve GAZETECİ YAPIMCI EKİBİNE. AK PARTİ ilce yönetimlerinde çalışmış bir avukatım. DÜNYADA ELEŞTİRİNİN SUÇ TEŞKİL ETTİĞİ TEK SİYASİ KURUM AK PARTİ. Halbuki onların söylemediğini halk sokaklarda kahvelerde söylüyor. Eriyorlar farkında değiller.
X

Her an haberdar olmak ister misin?

Aşağıdaki butona basarak tüm haberlerimizden anında haberdar olabilirsin. Tıpkı telefonunda olduğu gibi sana bildirimler göndereceğiz. Bu servisi dilediğin zaman iptal edebilirsin.

TIKLA HABERLER ANINDA ULAŞSIN