Fakat Brutüs şerefli bir adamdır
Bilhassa bir önceki Adalet Bakanı, hemen hemen haftada bir, “Türkiye bir hukuk ülkesidir.” demek ihtiyacını hissediyordu. O ayrıldı ama sözü iktidar çevrelerinden hâlâ duyuyoruz. “Türkiye bir hukuk ülkesidir.” Amerika’da, İngiltere’de, İsviçre’de velhasıl hiçbir “medeni” (her ne demekse) ülkede bu sıklıkta, hukuk ülkesi olduklarının teyit edildiğini duymadım. Bizim farkımız nereden kaynaklanıyor acaba? Muhtemelen bizim hukuka bağlılığımızın bu saydığım ülkelere göre daha güçlü olmasındandır.
Ben, öfkelendiğim zaman daha çok şaka yapma ihtiyacını hissederim. Bir savunma içgüdüsü olmalı. Yoksa öfkemi doğrudan döksem kim bilir başıma neler gelirdi?
Bu sefer İstanbul Büyükşehir Belediyesi Medya A. Ş. Genel Müdürü Fatoş Pınar Türker’in savunmasında anlattıkları beni öfkelendirdi. Karar’ın haberi şöyle:
“İki kızıyla birlikte yaşadığını belirten Türker, konuşması sırasında sık sık zorlandı, ağladı ve salonda duygusal anlar yaşandı. Savunmayı izleyen bazı seyirciler ve sanıklar da Türker’in anlattıklarını gözyaşlarıyla dinledi.”
AMA TÜRKİYE BİR HUKUK ÜLKESİDİR
Ama Türkiye bir hukuk ülkesidir.
Küçük kızlar polislerin baskınından korkuyor. Ağlamaya başlıyorlar. Polise küçük kızının okula gitmesi gerektiğini, hazırlamasına izin vermesini söylüyor. Delilleri karartmanıza izin veremem cevabını alıyor. Korkmuş çocuğa su vermesine bile müsaade yok.
Ama Türkiye bir hukuk ülkesidir.
Sonrası daha vahim. Penceresiz, ışık sızmayan bir bodruma alınıyorlar. Oradan çıkarıp çırılçıplak soyuyor ve vücut deliklerine kadar arıyorlar. Medya A. Ş. Genel Müdürü acaba orada ne saklayacak? Belli ki insanın kişiliğini yok etmek için yapılan bir tecavüz bu.
Ama Türkiye bir hukuk ülkesidir.
Savcıyla konuşmaları da ibretlik. Yine Karar’dan:
“Türker, savcının kendisine yeniden ifade vermesini istediğini anlattı.
“Türker’in aktardığına göre savcı, kendisine ‘Fatoş şimdi ağlarsın böyle karşımda. Ben sana ne dedim? Ben senin ne olduğunu biliyorum ama bu adamlar sana kumpas kuracak demedim mi? Niye konuşmadın sen? Verecektin ifadeni gidecektin’ dedi.”
Acaba savcının “kumpas kuracaklar” dediği “adamlar” kim? Savcılık makamına yakışmaz ama acaba bir “iyi polis – kötü polis” oyunu mu oynuyor savcı efendi?
Ama öyle değildir, Türkiye bir hukuk ülkesidir, değil mi?
ÇOCUKLARIN DA PARANI DA
Savcı efendi olaya hâkim, Türker avukat isteyince tehdit dozu yükseliyor: “‘Hâlâ avukat diyorsun bana. Sen bu kafayla bir daha çocuklarını asla göremeyeceksin. Sen bekarsın, değil mi? Velayetleri de sende? Senin çocukların reşit de değildi, değil mi? Eh, artık Sosyal Hizmetler alır senin çocuklarını’ dedi.”
Ama Türkiye bir hukuk ülkesidir.
“Bu sözleri anlatırken duygulanan Türker, ‘Bir anneye böyle denir mi?’ diye sordu.
“Türker, savcının ayrıca mal varlığı tedbirine ilişkin elinde karar bulunduğunu, kendisine belli bir tarihe kadar süre verdiğini ve ‘Ya bana gelir konuşursun ya da malını mülkünü de alacağım.’ dediğini öne sürdü.”
Ama Türkiye bir hukuk ülkesidir…
12 EYLÜL’DE DE TÜRKİYE BİR HUKUK ÜLKESİ MİYDİ?
Aklıma 12 Eylül’ün savcıları geliyor. Mahkûmları eşleriyle, anne-babalarıyla tehdit eden, onların önünde işkence yaptıran, akrabalarına da işkence yapacağını söyleyen savcılar… İstediği ifadeyi alamamışsa zile basıp gelen gardiyana, “Bu daha olmamış, biraz daha olgunlaştırın.” diye talimat veren savcılar. Bakın söylüyorum: O zaman da savcı vardı, hâkim vardı, mahkeme vardı…
O zaman da Türkiye bir hukuk ülkesi miydi? Cevabı merak ediyorsanız mesela Recep Küçükizsiz’in yeni kitabına bakabilirsiniz: Askerlerin Anlatımı ile Mamak’ta İşkence, Ötüken 2026.
Yazının başlığından bilenler hatırlamıştır. Böyle tekrarlar, Shakespeare’in Jül Sezar oyununda, Sezar’ın cenazesi esnasında Mark Antony’nin meşhur konuşmasında vardır. Aralarında manevi oğlu Brutüs’ün de bulunduğu bir grup, Sezar’ı, senatoda delik deşik edip öldürür. Dillere pelesenk “Sen de mi Brutüs!” Sezar’ın ölmeden önce söylediği son sözdür.
Antony, bütün Romalılara hitap ettiği nutkuna, “Buraya Sezar’ı övmeye değil gömmeye geldim!” diye başlasa da Sezar hakkında kendi sevgisini ve onun fakirlere şefkatini, ülkeye hizmetlerini teker teker sayar ve her maddenin sonunu, “Ama Brutüs şerefli bir adamdır!” diye bağlar.
Oyun, Brutüs ve Sezar’ın katilleri için hiç iyi bitmez.
