Memleketi kim onaracak?
Herhangi bir siyaset, siyasi hareket, memleketi gitmekte olduğu istikametten çevirebilir mi?
Hangi istikametten?
İnsansız hava aracı yapmaktan mı?
Savaş uçağı veya helikopteri yapma istikametinden mi?
Hayır. Bu istikametler dünyanın bugünkü şartlarında lüzumlu istikametler.
Ama memleketin mutlaka ekonomideki kilitlenmişlikten kurtulması gerekiyor.
“Bir kişiye tam dokuz, dokuz kişiye bir pul” ekonomisinin hiç olmazsa biraz ıslah edilmesi gerekiyor.
Yolsuzluklar, fabrika ayarımız haline geldi. Bu durumun değişmesi, ülkemizin yolsuzlukta muasır medeniyet seviyesinin hiç olmazsa biraz altına inmesi gerekiyor.
Rejimin git gide ‘kleptokrasi’ye dönüşme eğiliminin durdurulması gerekiyor.
Demokrasi arzının genişletilmesi, kişi başına düşen demokrasi miktarının artırılması…
Aynı şekilde özgürlük ve adalet arzının da en azından makul, anlaşılır bir seviyeye yükseltilmesi…
Bunu kim yapacaksa, adam seçmeyecek. Toplumu biz ve onlar diye bölmeyecek. Bütün kesimlere müsavi bir muamele yapacak.
Bunların her biri kadar önemli; halkın, oylarıyla iktidarı değiştirme yetki ve kapasitesinin tesis edilmesi gerekiyor.
AK Parti tabanı memnun mu bu olan bitenlerden?
Tavanı muhtemelen şikayetçi değildir. Şikayetçi olsa bile şikâyeti dile getirmenin mahzurunu biliyordur.
Ama tabanda bir memnuniyetsizlik var.
Birçokları sessiz, bilhassa muhalif siyasetin maruz kaldığı şiddetli baskı karşısında.
Sükût geçmelerinin sebebi bu adaletsizliğin en azından görünüşte kendilerine zarar vermediği düşüncesi olabilir.
Ama diğer bütün alanlardaki tahribatın, bozulmanın düzeltilmesi gerektiğini onlar da cemiyet içinde değilse bile kenarda köşede dile getiriyorlar.
Kim düzeltecek?
AK Partililer muhtemelen bu tahribatın ‘içeriden’ bir enerjiyle düzeltilmesini temenni ediyorlar.
Türkçede “Mevta rahmet bulsun da nasıl bulursa bulsun” diye bir söz var. Memleket düzelsin de nasıl ve kimin eliyle düzelirse düzelsin.
Temenni, temenni olmanın ötesine geçmiyor. Somut bir beklenti ya da görülebilir bir alamet yok.
Başka bir cevap bulunabilir mi ‘kim düzeltecek’ sorusuna?
Siyasetin içinde vizyonu olan, enerjisi olan, eli ayağı temiz insanlar yok değil.
Fakat toplum yirmi küsur yıldır AK Parti iktidarı tarafından yönetiliyor.
Hem yönetiliyor hem terbiye ediliyor, eğitiliyor.
Belli bir müfredatla değil, hayatın akışı içinde.
Bu eğitimin insanların seciyesini yükselttiğini söylemek zor.
Belki de toplum aldığı eğitim sebebiyle ahlaklarına güvense bile böyle siyasetçilere yeterince teveccüh etmiyor.
Ya da belki lidere itimat ediyor ama arkasındaki, etrafındaki kadroyu yetersiz buluyor.
Muhalefetin tarlası öyle tarumar edildi, öyle yakılıp yıkıldı ki bu tarladan sadra şifa bir mahsul çıkacağını tahayyül etmek muhayyilenin sınırlarını aşıyor.
Özgür Özel’in ‘butlan’ı ekarte etmek için başka bir yol bulamayarak kurduğu Yeni Parti bir potansiyel.
Şu anda sadece bir potansiyel.
Nasıl bir Türkiye vizyonu inşa edecek?
Nasıl bir kadro kuracak?
Millet o kadroda kendisini ne kadar görecek?
Kuracağı kadro insanları Türkiye’nin sorunlarını çözebileceğine nasıl ikna edecek?
Türkiye’nin ortalamasını nasıl bulacak? Ya da bulabilecek mi?
Türkiye’nin ortalaması CHP’nin ortalamasıyla aynı değil. Bulmak için CHP’nin bulabildiğinden fazlasına ihtiyaç var.
Özgür Özel bazen söylüyor. Milliyetçi demokratlar, muhafazakâr demokratlar, Kürt demokratlar… Doğru yaklaşım.
Toplumun bu farkındalığın kuvveden fiile çıkartılabileceğine de ikna olması gerekiyor.
Şu da çok önemli: Sistemin bundan sonraki tazyiklerini nasıl savuşturacak?
Bunların hepsi cevaplarını önümüzdeki süreçte öğrenmeye başlayacağımız sorular.
Kolay değil. Bir günde iki günde bulunamayabilir. Tefekkür lazım, emek lazım.
Zannediyorum millette bulacağı karşılık bulacağı cevapların doğruluğuyla doğru orantılıdır.
