Aman Allahım neler oluyor, neler…
İnsanın her sorusuna mümkün olan en kısa sürede cevap verebilecek birden fazla yol arkadaşı olunca, cevabı hayli zor en garip merak konularını bile sorgulayıp soruşturması kolaylaşıyor.
Son zamanlarda ülke siyasetini gözlerken gördüğüm tablo, özellikle de Üsküdar Belediyesi’nin başına gelenler, yarım asrı politika alanını ve politikacıları izleyerek geçirmiş beni bile afallattı.
Her akşam, TV’lerin haber saatlerinde, yakasındaki parti rozetini yeni partisininkiyle değiştirmiş bazı kişiler ekranda karşıma çıkıyor.
İki yıl önce CHP’den seçilmiş Üsküdar Belediye Meclisi üyeleri bunlar…
Biraz sonra toplantıya katılıp cezaevinde tutulan ve başkanlığı elinden alınan seçilmiş belediye başkanının koltuğunu onun yokluğunda ısıtacak başkan vekilini belirleyecek oylamaya katılacaklar…
Ekranlardan evime ulaşan yüzlerine bakıyorum, sempatik hiçbir çizgi göremiyorum.
Yakın zamana kadar Üsküdar halkının sorunlarına birlikte çare aradıkları arkadaşlarından bazılarının cezaevinde bulunması onları hiç etkilememişe benziyor…
Yoksa onların durumlarından çok etkilendikleri için mi böyleler?
Haber devam ediyor ve onların verdikleri oylar sayesinde yeni partilerinden bir ismin başkan vekili seçildiğini öğreniyorum…
İçimden “Hiç değilse partilerinin yeni transferi birini seçseydiler, daha nazik ve kendilerine ‘hoşgeldiniz’ anlamına bir jest olurdu” düşüncesi geçiyor…
Nezaket ve jest artık siyasette yeri olmayan kavramlar…
Hiç değilse bizim ülkemizde…
O düşünce, beni, her şeyi kolayca öğrenmeme yardımcı olabilen yol arkadaşlarımdan birine, bize hiç yabancı olmayan bir başka ülkedeki siyasi durumla ilgili bir soru sormaya yönlendiriyor…
Yabancımız olmayan ülke ABD…
Uzaktan bakılınca, çoğumuza politikacıları hayli kaypak gelen bir ülke ABD; para gerektiğinde mebzul miktarda transferlere ayrılabilecek kaynak bulunması mümkün orada. Ayrıca, seçimlerde Demokrat Parti (DP) ile Cumhuriyetçi Parti (CP), Senato ve Temsilciler Meclisi’nde, pek az farkla birbirlerine üstünlük sağlıyorlar. Bu da çoğu kez başkanların işini zorlaştırıyor.
Politikacı transferi için uygun bir zemin Amerikan politika ortamı.
Sorum şu: “Son 20 yılda, ABD Kongresi’nde, Demokrat Parti’den seçilmişken Cumhuriyetçi Parti’ye katılan, Cumhuriyetçi Parti’den seçilmişken Demokrat Parti’ye katılan kaç Temsilciler Meclisi üyesi veya senatör oldu?”
Gelen cevap çok kısa: Sadece dört kişi… Üçü DP’den CP’ye geçmiş, biri de CP’den DP’ye…
Peki bizdeki durum ne?
Yol arkadaşım, biraz araştırdıktan sonra “Bu tabloyu ortaya çıkarmak çok zor; beni bu işe karıştırma” dercesine şu cevabı verdi: “2006–2026 arasında TBMM milletvekillerinin tam listesini çıkarabiliriz; ardından belediye meclisleri için haber arşivlerinden sistematik bir tarama yapabiliriz. Belediye meclislerinde özellikle 2014, 2019, 2024 ve 2026 dönemlerini taramak gerekiyor.”
Dediğini yapsa bile ortaya makul bir tablo çıkacağından duyduğum kuşkuyla sorumu yinelemedim.
Siyasetin çok daha renkli olduğu AK Parti öncesi dönemden söz etmiyoruz. Son 20 yılda, AK Parti sayesinde siyasetin temel değerleri değişti.
Eskiden her partide güçlü siyasiler vardı. Bakanlar koltuklarını doldurur, aralarından inandıkları konularda başbakana kafa tutanlar çıktığı olurdu. Transferler ya bakan koltuğu karşılığı gerçekleşirdi, ya da bir partiden diğerine geçmede tamamen duygusal sebepler aranırdı…
Üsküdar’da parti değiştiren meclis üyesine gazeteci sorular yöneltiyor, aldığı cevap hepsi için aynı: “Bu konudaki açıklamayı partim yapacak.”
Gazeteci, “Partim dediği herhalde yeni geçtiği parti” tahminini paylaşıyor…
Yeni parti ise suskun, buna karşılık eski partisinin yerel yöneticisi esip gürlüyor ve ardından hakkında savcılık soruşturması açıldığını öğreniyoruz.
Olaylar hızlı cereyan ediyor bu günlerde…
Soruşturmalar ve davaların açılması gerçekten çok kısa sürede gerçekleşiyor; buna karşılık açılan davaların ne zaman biteceğini tahmin zor…
İddianamesi yazılmadığı için henüz duruşmaları başlamamış olanlar var ve sanıklar aylardır cezaevinde…
Karar vereceklere yakın durdukları için yazdıklarına kulak verilen yorumcuların yazıp söylediklerine bakılırsa seçimlerin tarihinin erkene çekilmesi düşünülüyor…
Partisi tarafından ‘cumhurbaşkanı adayı’ ilan edilmiş İstanbul’un belediye başkanı ile ilçelerin belediye başkanları henüz yargılanmaları devam ederken mi sandık başına gidilecek?
Dokunulmazlıklarının kaldırılması için haklarında fezleke tutulmuş aralarında parti genel başkanı da bulunan seçilmişler var; dokunulmazlık zırhı kalkınca onlara da cezaevi yolu görünebilir.
Acaba bunların bir takvimi var mı?
Zihnimde bir dolu münasebetli-münasebetsiz soruyla uyandım dün sabah; cevabını bulamadığım sorularımı yol arkadaşıma sormak içimden gelmedi.
Sizlerle paylaşmakla yetiniyorum.
