“İktidarın seçim algısı: Şeref meselesi!”

1930 yerel seçimleri Türk siyasi hayatımızda bir iktidarla muhalefetin sandıkta ikinci kez karşı karşıya geldiği ve demokrasi hayatımıza kara bir leke olarak geçtiği seçimlerdir. İlki de tarihimize “taşlı sopalı seçimler” olarak geçen 1912 seçimleridir.

12 Ağustos 1930’da Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın isteği ve teşvikiyle Fethi Okyar liderliğinde kurulan Serbest Cumhuriyet Fırkası, Ekim ayında yapılacak yerel seçimlere yalnızca iki ay kala kurulmuştu. Dolayısıyla seçim sath-ı mailine davul zurnayla, düğün bayram havasında girilmese de yarış normal seyrinde başlamıştı. İktidardaki Cumhuriyet Halk Fırkası özgüvenliydi; seçmenin ilgisinin kendisine olacağından, sandıktan büyük bir zaferle çıkacağından kuşku duymuyordu.

1930 yılı aynı zamanda Cumhuriyet Halk Fırkası’nın güç zehirlenmesi yaşadığı, halka bağının kesildiği, özellikle Anadolu’da giderek artan yoksulluktan, geçim sıkıntısından bîhaber olduğu bir yıldı.

Dünyadaki Büyük Buhran sebebiyle Türkiye’de Ekonomik kriz o boyutlardaydı ki Ege’nin içler acısı durumunu Ege’nin yerel gazetesi olan Ahenk durumu şöyle haberleştirmiştir:

“Köylülerimizin yahut rençberlerimizin bir kısmı, boğaz tokluğuna her türlü mahrumiyetlere maruz çalışır bir haldedir. Borç altında, borç için çalışır, borç için yaşar bir vaziyettedir. İstihsalata (üretime) vasıta olan şeyleri borçla tedarik et, hayatı diğer ihtiyaçlar için borçlan, bütün sene çalış, çabala, sonra vasıl olduğu netice, borcunun yarısını bile ödemeye kafi gelmesin.” (Eyüp Öz, SCF ve Muhalif Ege Bölgesi, Sh. 111-112)

Fethi Okyar, partisi kurulduktan sonra ilk yaptığı işlerden biri memleketin içinde bulunduğu bu ağır tabloyu Meclis gündemine taşımak olmuştu. Başvekil İsmet Paşa’nın cevaplaması istemiyle Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne şu önergeyi vermişti: “İzmir civarında bazı köylülerin açlık ve sefalet içinde ahlat yemekle hayatlarını kurtarmaya mecbur kaldıkları gazetelerde okunmuştur. Bu haberler doğru mudur, doğru ise hükümet bu zavallıları açlıktan kurtarmak için ne tedbir düşünmüştür, bu suallere Başvekil tarafından şifahen cevap verilmesini rica eylerim efendim.”

Fethi Okyar’ın ülkenin içinde olduğu ekonomik sefaleti gündeme getirmesi bir anda havayı değiştirdi. Henüz iki ayını bile doldurmayan SCF’ye ilgiyi artırdı, Okyar’ın mitingleri gittikçe kalabalıklaştı. SCF bir anda iktidardan hoşnutsuz milyonlar adresine dönüşmeye başladı.

Hal böyle olunca “yerel seçimler” bir anda Eyüp Öz’ün “SCF ve Muhalif Ege Bölgesi” adlı kitabında yaptığı tespitle “İktidar için seçim, demokratik yarış olmaktan çok bir ‘şeref meselesi’dir. Bu nedenle, bir ‘kutsal alan’ olarak seçim sandıkları ve bölgeleri korumaları için mülki amirlerine ‘emanet’ edilmiştir.” (sh: 168)

Nitekim Cumhuriyet Halk Fırkası’nın seçimi kazanması için devletin bütün idari gücü kaymakamıyla, zabıtasıyla, jandarmasıyla, valileriyle devreye girer. Baskı sadece SCF’nin il başkanlarına, belediye başkanı adaylarına değildir, şehirlerden ilçelere, köylere kadar bütün seçmen baskı altına alınır. SCF’ye oy verecek seçmenlerin evlerinin kapılarına jandarma dikilir, sandığa gitmeleri engellenir, ya da baskıyla CHF’ye oy vermeleri sağlanır.

Bütün bu baskılar içinde özellikle bir şehir öne çıkar: Antalya. 1930 seçimlerinde devlet gücünün muhalefeti nasıl ezip geçtiğini, sandıktaki rekabetin idari güç kullanılarak nasıl bozulduğunu görmek için Antalya’da yaşananlara bakmak yeterlidir. Nitekim 1930 belediye seçimleri denildiğinde siyasi tarihimizin hafızasında en çok yer eden örneklerden biri Antalya’dır.

***

1930’un Antalya’sı, adeta bugünün İstanbul’udur.

Bu vesile ile bir kez daha demokrasi kahramanımız olarak tarihe geçen Dr. Burhanettin Onat’ı rahmetle anıyorum. Tıp doktoru olan merhum Onat’ın SCF’de siyasete girmesini isteyen Gazi Paşa’dır. Gazi Paşa Antalya’ya yaptığı bir ziyarete Onat’ı akşam yemeğine davet eder, Kurtuluş Savaşı’ndaki hizmetlerinden övgüyle bahseder ve emrivaki yaparak Serbest Fırka’da görev almasını ister. Hatta Onat gönülsüz davranınca Gazi Paşa’nın öfkesine maruz kalır.

SCF’nin kurulması da Onat’ın görev alması da Antalya’da sevinçle, coşkuyla karşılanır, en çok sevinen Antalya Valisi Faiz Beydir. Onat’ın boynuna sarılan Vali Faiz Bey der ki:“Göreyim seni Burhan. Memlekete hizmet edecek fırsat ve zaman eline geçti artık. Göreyim seni, şu memleketi bu halden kurtarın artık.”

Ama seçimlerde Cumhuriyet Halk Fırkası’nın büyük yenilgiye uğrayacağı anlaşılınca işin rengi değişir. On gün önce Onat’ı boynuna sarılan Vali Faiz Bey on gün sonra makamında Onat’ı “Seni severim bilirsin. Sana ağabey olarak söylüyorum vazgeç bu işten. Vilayete bir dilekçe yaz Serbest Fırka’dan istifa et” uyarısında bulunur.

Onat “Bu işler bu kadar kolay mıdır? Demokratik ülkelerde bu işler böyle mi olur” sözü üzerine Vali Faiz Bey bağırarak “Hangi demokrasiden bahsediyorsun sen. Demokrasi nerede biz neredeyiz” der ve çekmeceden bir kağıt çıkartarak Onat’a okuması için uzatır. Valiye Ankara’dan Dahiliye Vekili Şükrü Kaya imzalı bir talimat gönderilmiştir:

“Neye mal olursa olsun belediye seçimlerini Halk Fırkası’na kazandıracaksınız.”

Onat’ın “Nasıl yapacaksınız” sorusuna Vali’nin yanıtı şöyle olur:

“İcap ederse üzerinize ateş ettireceğim. Şişe dizdirir gibi hepinizi süngületeceğim.”

***

Vali gerçekten de belediye seçimlerini Halk Fırkası’na kazandırmak için elinden geleni ardına koymaz. Halka sandıkta kullanacakları oyu dağıtır. Serbest Fırka’ya oy vermek için toplanan halkı evlerine gitmeleri için zorlar, askere evine gitmeyen halkın üzerine ateş edilmesi için talimat verir. Serbest Fırka’ya oy verecek olan halka oy kullandırmaz. Sandıkları açtırmaz. Askeri, polisi halkın üzerine salar. Onat’ı gözaltına aldırır. Muayenehanesine giden yollar polis tarafından tutulur, hastaları geri çevrilir.

Bunlar sadece Antalya’da yaşanmaz, tüm ülkede durum aynıdır. Bütün kaymakamlar, valiler seçimlerde kritik rol oynar… Ve seçim sonuçları açıklanır 502 belediyeden ikisi kent düzeyinde olmak üzere SCF sadece 22 belediyeyi kazanır.

Cumhuriyet Halk Fırkası sandıktan zaferle çıkar. Seçimlerin gerçek galibine yönelik en gerçekçi tespiti Gazi Mustafa Kemal Paşa yapar “Seçimleri kazanan idari fırkadır, yani jandarma, polis nahiye müdürü, kaymakam ve valilerdir, bunu bilesiniz” der.

***

Dr. Burhanettin Onat daha sonra Celal Bayar’ın isteği üzerine Serbest Fırka anılarını ve Antalya’da yaşananları detaylıca yazdı. Kitap Doğan Kitap tarafından “Celal Bayar Arşivinden Serbest Fırka Anıları” adıyla yayınlandı, mutlaka okuyun derim, tarih nasıl tekerrür ediyor.

Aslında tarih aynen tekerrür etmez. Fakat benzer şartlar ve benzer aşırı güç duygusu benzer sonuçlar doğurur. Nitekim Antalya olayı aynen değil fakat aşırı güç duygusunun verdiği aynı hoyratlıkla Üsküdar Belediyesi’nde 2026 yılının Eylül ayında yaşandı.

Üsküdar Belediye Başkanı Sinem Dedetaş’ın tutuklanmasının ardından, güvenlik güçlerinin gölgesinde yapılan başkanvekilliği seçimi ve Belediye Meclisindeki sayısal çoğunluğun Cumhur İttifakı lehine değişmesi sürecinde bir savcının adının da gündeme gelmesi, bana mülki amirlerin Cumhuriyet Halk Fırkası’na seçim kazandırmak için devreye girdiği 1930 Belediye Seçimlerini hatırlattı.

1930 seçimlerini öyle ya da böyle CHF kazandı. Peki ne oldu? Aradan kaç yıl geçti bu CHP bu utancı alnından silebiliyor mu? Silemiyor.

Bugün AK Parti’nin bütün ama bütün her şeye gücü yetebilir. Yargıya da bütün bürokrasiye de… Ama her şeye. Gücünün yetmeyeceği şeyler de var. Mesela tarihe ayıpla geçecek. Bunu engellemeye gücü yetmeyecek. Yüz yıl sonra İttihat ve Terakki’nin 1912’deki “taşlı sopalı” seçimleri nasıl hatırlanıyorsa… 1930 seçimlerinde valilerin, kaymakamların devlet gücüyle iktidar partisine seçim kazandırdıkları ayıpla anılıyorsa.. Tarih kitaplarına geçtiyse... AK Parti de sandıkta alamadığı seçimi, devletin bütün gücünü kullanarak almaya çalışması bütün örnekleriyle tek tek, kendi siyasi parti tarihine de iktidar tarihine de kara bir leke olarak geçecek ve bu ayıpla hatırlanacak.

YORUMLAR
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.