Siyaset bu mu?

Selahattin Demirtaş 9 yıl 10 aydır içerde. Dosyasında “Seni başkan yaptırmayacağız” kaydı var. AYM, AİHM kararlarına rağmen.

Can Atalay, Hatay milletvekili, içerde, Gezi dâvâsından. AYM, AİHM kararlarına rağmen.

Osman Kavala, Gezi dâvâsı, olmadı casusluk, olmadı yine Gezi dâvâsından ağırlaştırılmış müebbede mahkum. AİHM kararına rağmen.

Ekrem İmamoğlu, üç defa İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığını kazanan şahıs, bir de CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı, çıkar amaçlı suç örgütü oluşturmaktan, buna ilâveten casusluktan, buna ilaveten Ahmak dâvâsından, buna ilaveten…. 23 ayrı suçtan yargılanıyor. Sabaha karşı evinden alındı, 17 aydır tutuklu. Üstüne üstlük üniversite diploması iptal edildi, Cumhurbaşkanı olma yolu kapatıldı. Üstelik babası, oğlu, kayınbiraderi de aynı davada yargılanıyor. (Dâvâ “Savcı yazdı önüme koydu” türü ifadelerle ilerliyor.)

Yargı, Mutlak Butlan kararı ile 2023’te yapılan CHP kurultayını iptal etti, Kurultay yapılmamış hale geldi ve Kemal Kılıçdaroğlu CHP’nin başına yeniden getirildi.

İşbu Kılıçdaroğlu, en son açıklamasında Ekrem İmamoğlu’nun yargılanmasının “siyasi olmadığı”nı söyledi. Balta gibi harflerle Akit’e manşet oldu.

İşbu Kılıçdaroğlu, CHP’nin 103’üncü kuruluş yıldönümü için hazırlanan videoda, 2023’teki kurultayda kendisini yenerek genel başkanlığa seçilen Özgür Özel’e yer vermedi, bununla birlikte Altan Öymen’e ve Hikmet Çetin’e de yer vermedi. Kılıçdaroğlu’nun iktidardan daha çetin biçimde, CHP’nin içinden çıkan Yeni Parti ile boğuştuğu günler yaşanıyor. Mahkeme kararı ile başkanlık, polis zoruyla, gaz sıkarak il başkanlığı ve genel merkez işgali…

Siyasetin ana gündemlerinden birisi de transferler.

Yoo Kılıçdaroğlu “resmen” transfer edilmedi iktidar partisine… Oynadığı rol transfer gibi…

Asıl transfer işi iktidar partisinin başarı hanesinde…

Ak Parti önce 2019’da, ardından 2024’te çok bariz bir yerel yönetimler bozgunu yaşadı. Deyim yerinde ise “kaleler düştü.” Aslında bunun yolunu da bizzat kendisi açtı. Pek de inandırıcı bulunmayan “Metal yorgunluğu” gerekçesiyle İstanbul’un, Ankara’nın daha birçok büyük şehirin “namlı” belediye başkanlarını görevden aldı. Nasıl bir şeyse bu, halkın seçtiği insanları içi dolmayan muğlak gerekçelerle görevden almak… Nasıl bir şeyse… Yapıyorsunuz oluyor.

Bu operasyonlar zafer getirmedi iktidar partisine… 2024 daha büyük bir bozgunu getirdi. Özellikle İstanbul’da… “Aşkımız” olan İstanbul’da… Büyük şehir bir kere daha gitti, üstelik ilçelerin büyük çoğunluğu, özellikle Üsküdar gitti.

Ak Parti genel başkanı da olan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “merkezi yönetimle uyum içinde olmamanın çetin bir iş olacağı”nı anons etmişti seçimler boyunca…

O çetin durumdu yaşanan…

Kayyımlar vardı seçmenin iradesini dışlayan… DEM’e karşı uygulanmıştı.

Şimdi kayyıma ilâveten başka yöntemler devreye konulacaktı, merkezi yönetim elinizde olunca imkânlar sınırsızdı.

Bu dönemde “Ya Ak Parti’ye katıl, ya Silivri’ye atıl” sözü yankılandı siyaset arenasında…

Şafak vakti kapınız çalınmasın istiyorsanız bir şeyler yapmalıydınız.

Belediye başkanı transferleri” bu süreçte devreye girdi.

Ekrem İmamoğlu’nun der-dest edilmesi sembolikti, ona bile dokunulabildiyse, o bile şafak operasyonu ile alındıysa, kime dokunulamazdı?

İnsanlar, kadınlar bile, anneler bile, çoluk çocuğu ile, gelecek planı ile, kuyu tipi ortamları ile daha bilmem ne tür sınamalarla karşı karşıya kaldılar.

Sonunda bir parti değiştirecektin, ne vardı bunda?

Vefa mı? Yiğitlik mi? Bu yola her şey göze alınarak girilir mi?

Öyle bakanlar oldu, cezaevini boyladılar, yerlerine vekil seçilirken acayip işler oldu, en son Üsküdar’da olanlar oldu, Bayrampaşa’da oldu, Menderes’te oldu, oldu da oldu… Bazıları, 30 yıldır CHP’deydi, bilmem kaç kere oradan milletvekili seçilmişlerdi, AK Parti rozetlerini Cumhurbaşkanı taktı. Cumhurbaşkanı, kendisine “Hoş geldiniz Efendim” diyen Marmaris Belediye Başkanına “Gelirsen kapımız açık” diye espri yaptı.

Şimdi sıra kimde?” sorusu, daha çok “Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Erdoğan karşısında kim favori?” sorusu ile birlikte tedavül ediyor.

Mansur Yavaş’ın Cumhurbaşkanı’nı ziyareti onu kurtarmış mıdır?” sorusu da bu araya giriyor.

Buraya kadar sıraladıklarım sizde nasıl bir “siyaset kalitesi” izlenimi bırakıyor?

En son Ahmet Davutoğlu’na, AK Parti iktidarlarının Başbakanına, 5 yıl önce Bingöl’de yaptığı konuşmada Cumhurbaşkanına hakaret ettiği gerekçesiyle soruşturma açıldı. Kalite mi bu?

Bilmem bu süreçlerde rol alan siyasetin özneleri farkında mı, ama kollektif bir itibar aşınması yaşanıyor. Bunun bir bedeli olur sandıkta. Demookrasinin raconu transfer değil sandık çünkü…

YORUMLAR (14)
14 Yorum
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.