Böyle bir savaşta ‘kahraman’ olur mu?

Zübeyr bin Avvam, mü’minlerin annesi Hz. Hatice’nin kardeşinin oğlu. Çocukluğu (Hz. Ali gibi) Peygamberimizin çevresinde geçmiş. Peygamberimiz’e ilk iman eden beş altı sahabiden biri. Putlara heç tapmamış. Peygamberimizle birlikte bütün savaşlara katılmış. Büyük savaşçı.

Talha bin Ubeydullah da ilk iman edenlerden. Hz. Ali’nin akranı. Bedir’de Peygamberimiz onu istihbarat için Şam taraflarına göndermiş. Bedir’den sonraki bütün savaşlara katılmış. Uhud’da Peygamberimiz’i etrafını saran müşriklerin kılıçlarına karşı savunurken kolundan yaralanmış ve eli çolak kalmış. Her iki sahabi de hilafeti sırasında Hz. Osman’a muhalefet etmiş.

Zübeyr ve Talha, elbette Hz. Ali’nin silah arkadaşları. İlk gençliklerinden itibaren birbirleriyle acı tatlı hatıraları var.

Hz. Aişe de Peygamberimiz’in mağara arkadaşı Hz. Ebubekir’in kızı, Peygamberimiz’in sevgili eşi ve mü’minlerin annesi. Son derece zeki, ilim sahibi bir kadın. Hz. Ali ile, Hz. Ali’nin ‘ifk’ hadisesindeki tavrından dolayı can sıkıcı bir hatıraları var.

Tabii ki savaş sebebi olacak bir hatıra değil. Ama aralarında bir soğukluk olması anlaşılabilir. Bu arada Hz. Aişe de Hz. Osman’ın halifeliğinden pek memnun değil. Yani Hz. Osman’a muhalif.

Talha ve Zübeyr, Hz. Osman’ın ölümünün ardından Hz. Ali’ye biat edenler arasında.

Önce biat etmelerine rağmen sonra neden caymış olabilirler?

Sorulduğunda baskı altında biat ettiklerini söylüyorlar.

Prof. Dr. Ahmet Yaşar Ocak bu mevzuu açıyor. (Farklı Bir İslam Tarihi, İletişim.)

“Biat işi tamamlandıktan sonra yeniden halifenin yanına gelen ikili ona niçin biat ettiklerini bilip bilmediğini sorar. Hz. Ali cevaben Ebubekir, Ömer ve Osman’a biat ettikleri gibi kendisine de biat ettiklerini düşündüğünü belirtir. Talha ve Zübeyr öyle olmadığını, hilafet işlerinde ona ortak olmayı ve Hz. Ali’nin kendilerine valilik vereceğini umdukları için biat ettiklerini söylerler. Zübeyr Irak eyaletinin, Talha Yemen’in valisi olmayı umduğunu ifade eder. Halife bunu reddedince onunla dost olunamayacağını anlarlar ve böylece biat etmekle hata yaptıklarını görmüş olurlar.”

Talha ve Zübeyr’in kendilerinin hilafete Hz. Ali’den daha ehil olduklarını düşünmüş olmaları da mümkün. Ki Ahmet Yaşar Hoca buna da değiniyor.

Ne olacak? Mü’minlerin annesi Hz. Aişe’yi yanlarına alınca belki ayaklanmaları muvaffak olur.

Hz. Aişe onları, onlar da Hz. Aişe’yi teşvik ediyorlar. Sonunda Hz. Ali’nin ordusuyla Hz. Aişe’nin ordusu Basra yakınlarında karşı karşıya geliyor.

“Hz. Ali Hz. Muhammed’in hediye ettiği atına (efsanevi Düldül) binmiş olduğu halde saflardan öne çıkarak Zübeyr’i sordu. Zübeyr ileriye çıkıp yanına geldi, konuştular ve akabinde kucaklaşıp ağlaştılar. Muhakkak eski günleri hatırlamışlardı.”

Hz. Peygamber’i de hatırlamışlardır. Onunla müşterek hatıralarını. Omuz omuza savaştıkları günleri.

Savaşta Hz. Ebubekir’in oğlu, Hz. Aişe’nin kardeşi, Hz. Osman’a ilk saldıranlardan Muhammed b. Ebubekir Hz. Ali’nin saflarında. Savaş bitince Hz. Aişe’nin bacakları kesilerek çökertilen devesinin yanına geliyor. Elini mahfeden içeri sokuyor, kendisini tanıtıyor. Hz. Aişe yaralanmış ama yarası önemli bir yara değil. O sırada Hz. Ali de yanlarına geliyor. Hz. Aişe’ye “Peygamber’in istediği bu muydu? Neden evinde oturmadın?” diye soruyor.”

Hz. Aişe kardeşine ‘Osman’ı niçin öldürdünüz’ diye sormuş mudur acaba?

Hz. Ali savaş bittikten sonra Talha ile görüşüyor. Talha görüştükleri yerden ayrılırken onu gizlice takip etmekte olan Beni Ümeyye’den Mervan bin Hakem arkasından okla Talha’yı öldürüp kaçıyor. Hz. Ali haberi öğrenince hemen oraya gidiyor. “Ne yazık ki bu akıbeti sen kendin hazırladın” diyerek üzüntüsünü ifade etmiş, eğilip eliyle alnındaki toprakları temizlemişti. Çok hüzünlendiği belliydi.”

Zübeyr ise savaş sırasında oğlu Abdullah’a yaklaşarak savaşı terk edeceğini söylüyor. Medine’ye doğru yola çıkıyor. “Amr b Cürmüz adında biri onun Zübeyr olduğunu öğrenince arkasından gizlice takibe başladı ve Vadi’s Siba’da ona yetişti. Yorgunluktan uyuyakalan Zübeyr’in üstüne atladı ve başını kesti. Sonra büyük bir iş başarmış gibi -ve muhtemelen mükafatlandırılacağını düşünerek- başı alıp Hz. Ali’ye götürdü. Lakin bu fecaati gören Hz. Ali kızmış ve Hz. Muhammed’in “Zübeyr’in katilini ateşle müjdeleyin” dediğini hatırlayarak katili cezalandırmıştı.”

Kötü bir savaş.

İki taraftan toplam on bin civarında Müslüman öldü. Savaşın hiç kimseye faydası olmadı. Tarihe altın harflerle de yazılmadı.

Böyle bir savaşta ‘kahraman’ olur mu?

Zannetmiyorum.

Ahmet Yaşar Hoca kitabın devamında Sıffin’i, Kerbela’yı ve önemli gördüğü tarihi kırılmaları tartışıyor.

Ben burada bırakayım. İlgilenenler Farklı Bir İslam Tarihi’ne müracaat etsin.

YORUMLAR (4)
4 Yorum
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.