Ağrı'nın Bezirhane köyünde 2018 yılında kaybolduktan 18 gün sonra dere yatağında cansız bedeni bulunan 4 yaşındaki Leyla Aydemir'in ölümüne ilişkin davada yargılama sürüyor. Yargıtay'ın bozma kararının ardından yeniden görülen davada, daha önce alınan ara karar doğrultusunda anne Şükran Aydemir ile sanıklar bir kez daha hakim karşısına çıktı.
Ağrı 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen duruşmaya Leyla Aydemir'in ailesi avukatsız katıldı. Anne Şükran Aydemir, mahkemeden kendisi için avukat görevlendirilmesini talep etti. Duruşmada bazı sanıklar salonda hazır bulunurken, bazıları ise SEGBİS aracılığıyla bağlandı.
Leyla Aydemir davasında yeni gelişme: Amca Yusuf Aydemir tutuklandı
"BU ACIYI BANA KİM YAŞATTIYSA İKİ DÜNYADA DA ŞİKAYETÇİYİM"
Mahkeme başkanının sorularını yanıtlayan anne Şükran Aydemir, olayın failini bilmediğini belirterek şu ifadeleri kullandı:
"Katil kimse ondan şikayetçiyim. Kimsenin günahını almak istemiyorum. Olayı gözümle görmedim. 'Yusuf yaptı' diyemem. Bu acıyı bana kim yaşattıysa iki dünyada da ondan şikayetçiyim."
Kızının ölümünün üzerinden geçen yıllara rağmen yaşadığı acının dinmediğini söyleyen Aydemir, "Kızımın öldürülmesinin üzerinden 8 yıl geçiyor. Evlat acısını zaman iyileştirmiyor. Ülke değiştireyim, ev değiştireyim ama acım benimle birlikte geliyor. Olaya ilişkin herhangi bir bilgim yoktur. Acımı hâlâ ilk günkü gibi yaşıyorum" dedi.
Aydemir, kızının neden hedef alındığını bilmediğini ifade ederek, "Ben böyle bir katliam görmedim. Kızımın kaçırılması için herhangi bir sebep de bilmiyorum. Beni en çok yakan da budur. Önce Allah'a, sonra devlete güveniyorum" diye konuştu.
"KİMİN YAPTIĞINI BİLSEM KENDİ ELLERİMLE HESAP SORARDIM"
Daha önceki avukatını görevden aldığını doğrulayan Şükran Aydemir, "Avukatımı azlettiğim doğrudur. İşini iyi yapıyordu ancak öyle gerekli gördük. Bununla birlikte davada beni temsil edecek bir avukat talep ediyorum" ifadelerini kullandı.
Hakkında ortaya atılan iddialara ilişkin de konuşan Aydemir, "Herkes farklı şeyler söylüyor ancak kimsenin günahını almak istemiyorum. Kimin yaptığını bilsem emin olun kendi ellerimle hesap sorarım" dedi.
Geçmişte verdiği bazı ifadelerle ilgili de açıklama yapan anne Aydemir, "Beyanlarımı değiştirdiğim dönemde herhangi bir baskıya maruz kalmadım. Aile içerisinde de herhangi bir husumet yoktu. Soruşturma aşamasında 'Y.A. ile aramızda husumet vardır' dediğimi hatırlamıyorum. O an acıyla bu şekilde bir beyanda bulunmuş olabilirim" şeklinde konuştu.
Eşi ile bazı sanıklar arasında husumet bulunmadığını savunan Aydemir, "Bildiğim kadarıyla eşim N.A. ile Y.A. arasında miras anlaşmazlığı veya husumet yoktu. B.D. ile Y.A. tartışırken eşim kavga büyümesin diye Y.A.'ya vurmuştu. Bundan dolayı bir husumet oluşmadı" dedi.
"BU DAVA SÖYLENTİLER VE İFTİRALARLA BU NOKTAYA GELDİ"
Duruşmada söz alan sanıklardan M.A. ise suçlamaları kabul etmediğini belirterek, soruşturma sürecini eleştirdi.
M.A., "Olayın ilk gününden bugüne kadar doğru dürüst bir araştırma yapıldığına inanmıyorum. Bu süreçte biz mağdur edildik. Ailemize yönelik ortaya atılan iftiralar nedeniyle büyük zarar gördük" dedi.
Yargılama sürecinde somut deliller yerine iddiaların öne çıktığını savunan sanık, "Zamanla olay, somut deliller yerine baskılar ve söylentiler üzerinden birilerini yargılama noktasına geldi. Bizim canımız yandı, evladımızı kaybettik. Buna rağmen yıllardır suçlamalarla karşı karşıya kaldık" ifadelerini kullandı.
Davanın yıllardır devam ettiğini belirten M.A., "Bu dava, dedikodular ve asılsız iddialar nedeniyle bugünlere kadar geldi. Haklı olduğumuzu daha ne kadar anlatmak zorunda kalacağız bilmiyorum. Üzerime atılı suçlamaları kabul etmiyorum. Beraatime karar verilmesini talep ediyorum" dedi.
DURUŞMA ERTELENDİ
Mahkeme heyeti, tutuklu sanık avukatlarının süre talebini kabul ederek duruşmayı 26 Haziran 2026 tarihine erteledi.
