1975 yılında ailesiyle birlikte savaşın gölgesinden kaçıp Adana’ya yerleşen Ömer Erdoğan’ın hikayesi, azmin ve sanatın birleştiği ilham verici bir başarı öyküsü sunuyor. Henüz küçük bir çocukken dil öğrenmek amacıyla adım attığı talaş kokulu atölyeler, zamanla onun yaşam biçimi haline geldi. Yaşadığı büyük yangın felaketinde her şeyini kaybetmesine rağmen küllerinden doğan 56 yaşındaki usta, "Ahşap İşçiliği Sanatçısı" unvanıyla kentin hafızasını minyatür eserlere sığdırıyor. Türk-İslam motiflerini modern dokunuşlarla birleştiren Erdoğan, Büyüksaat’in gölgesindeki atölyesinde hem Adana’yı tanıtıyor hem de unutulmaya yüz tutmuş geleneksel el sanatlarını genç nesillere aktarıyor.
SAVAŞIN GÖLGESİNDEN SANATIN AYDINLIĞINA
Mardin kökenli bir ailenin ferdi olan Ömer Erdoğan, babasının işi nedeniyle bulundukları Lübnan’da iç savaşın patlak vermesiyle kendisini Adana’da buldu. Yeni vatanında çevresiyle iletişim kurabilmek ve Türkçe öğrenmek için mahalledeki marangozun yanına çırak olarak girdi. Küçük yaşlarda hobi olarak başladığı ahşap kayık ve el aynası tasarımları, onun usta bir sanatçı olma yolundaki ilk basamakları oldu. Kendi atölyesini kurup her şeyini bir yangında kaybetse de ahşaba olan tutkusu onu yeniden ayağa kaldırdı.

ADANA’NIN TARİHİ SİMGELERİ MİNYATÜR ESERLERDE YAŞIYOR
Kültür ve Turizm Bakanlığı’ndan 2013 yılında tescilli sanatçı unvanı alan Erdoğan, bugün Adana’nın sembol yapılarını aslına uygun şekilde ahşaptan yeniden inşa ediyor. Taş Köprü’den Varda Köprüsü’ne, Büyüksaat’ten Ulu Cami’ye kadar kentin tüm tarihi dokusunu ışıklandırmalı minyatürlerle geleceğe taşıyor. 3 metrelik devasa Taş Köprü ve 2,5 metrelik Büyüksaat çalışmaları, festivallerin ve kenti ziyaret eden turistlerin ilgi odağı olmaya devam ediyor.

"HEDEFİM SANATIMIZI UNUTTURMAMAK VE ÇIRAK YETİŞTİRMEK"
Tarihi bir handa kurduğu iki katlı atölyesinde üretmeye devam eden Ömer Erdoğan, sanatını sadece sergilemekle yetinmiyor. Geleneksel Türk-İslam motiflerini ahşap oymacılığıyla buluşturan usta sanatçı, en büyük misyonunun bu zanaatı genç ellere teslim etmek olduğunu belirtiyor. Genç çıraklarla omuz omuza çalışan Erdoğan, el emeği göz nuru eserleriyle Adana’nın turizm potansiyeline katkı sunarken, kültürel mirasın korunması için de büyük bir mücadele veriyor.
