Türkiye darbeler tarihi

Türkiye, 15 Temmuz akşamı Fetullahçı Terör Örgütü'nün organize ettiği askeri darbe ile tarihi günler yaşadı. Orduya sızan bir grup ihanet çetesi, devletin onlara emanet ettiği silah ve tankları millete doğrulttu. Halk direnişi ile püskürtülen askeri darbe girişimi, akıllara diğer askeri müdahaleleri getirdi.

SELİM URAL

Türk Silahlı Kuvvetleri'ne sızan Fetullahçı Terör Örgütü'ne bağlı bir grup askeri cunta, 15 Temmuz Cuma akşamı sivil yönetime darbe girişiminde bulundu. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Hükümet üyelerinin çağrısıyla sokağa çıkan vatandaşlar, demokratik yönetimi rafa kaldırmayı hedefleyen bu ihanet çetesinin girişimine 'dur' dedi. Cumhuriyete ve demokrasiye sahip çıkan vatandaşlar tankların üzerine çıktı, polise yardım ederek anayasal suç işleyen askerleri gözaltına alan polislere yardım etti. Cuntacıların bu hareketi, Türkiye Cumhuriyeti tarihine; 27 Mayıs 1960, 12 Mart 1971, 12 Eylül 1980, 28 Şubat 1997 ve 27 Nisan 2007 askeri müdahalelerinin ardından 15 Temmuz 2016 Askeri Darbe Girişimi olarak geçti.

CUMHURİYETİN İLK DARBESİ

27 Mayıs 1960 Darbesi, Türkiye Cumhuriyeti tarihinde gerçekleşen ilk askeri darbe olarak kayıtlara geçti. 1950 yılında iktidara gelen Demokrat Parti'nin ülkeyi gitgide bir baskı rejimine ve kardeş kavgasına götürdüğü gerekçelerini ileri sürerek Türk Silahlı Kuvvetleri içerisinde bir grup subay, 27 Mayıs 1960 sabahı ülke yönetimine bütünüyle el koydu. Darbeden sonra darbeyi planlayan ve icra eden 37 düşük rütbeli subay ve Emekli Orgeneral, Cemal Gürsel'in oluşturduğu Milli Birlik Komitesi ülke yönetimini üstlendi. Gürsel, 1961'de TBMM tarafından cumhurbaşkanı seçilene kadar devlet başkanı unvanını en tepedeki isim olarak yer aldı.

ASKER MUHTIRA VERDİ

İlk darbeden 11 yıl sonra askeri yönetim, sivil yönetime tekrar müdahalede bulundu. 12 Mart 1971 günü Türk Silahlı Kuvvetleri'nin Genelkurmay Başkanı Memduh Tağmaç, Kara Kuvvetleri komutanı Faruk Gürler, Deniz Kuvvetleri komutanı Celal Eyiceoğlu ve Hava Kuvvetleri komutanı Muhsin Batur'un imzasıyla Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay'a bir muhtıra (uyarı) vererek hükümeti istifaya zorladı. Emir komuta zinciri içerisinde yapılan ilk askeri müdahale eylemi olan girişimle Meclis kapatılmadı, anayasa askıya alınmadı ancak koşullar değişti. Askerin istediği teknokrat hükümetinin (tüm karar verme süreçlerinin teknik uzmanların ellerinde olduğu bir yönetim şekli) başına, tarafasız başbakan sıfatıyla CHP Kocaeli milletvekili Nihat Erim getirildi.

1980'İN ETKİLERİ HÂLÂ SÜRÜYOR

Tarih 12 Eylül 1980'i gösterdiğinde, kalıntıları günümüze kadar süren, Cumhuriyet tarihinin seçilmiş yönetime üçüncü askeri müdahalesi gerçekleşti. 12 Eylül 1980 Askeri Darbesi'nin gerekçeleri arasında ülkede yaygınlaşan siyasi cinayetler, ve 6 Eylül günü Konya'da Necmettin Erbakan önderliğinde yapılan ve darbe liderlerinin şeriat amaçlı bir kalkışma girişimi olarak nitelediği Kudüs Mitingi gösterildi. Bu müdahale ile Süleyman Demirel'in Başbakan'ı olduğu hükümet görevden alındı, Türkiye Büyük Millet Meclisi lağvedildi, 1970 sonrasında değiştirilen 1961 Anayasası uygulamadan kaldırıldı ve Türkiye siyasetinin yeniden tasarlandığı bir askeri dönem başladı.

Bu dönem yaklaşık dokuz yıl sürdü. 12 Eylül 1980 ardından partiler lağvedildi, parti liderleri önce askeri üslerde gözetim altında tutuldu, ardından yargılandı. Darbenin ardından 1982 yılında cumhurbaşkanı seçilen müdahalenin mimari Genelkurmay Başkanı Kenan Evren, 2014 yılında açılan anayasal düzeni değiştirmek suçundan müebbet hapis cezasına çarptırılsa da, kararın onanması için Yargıtay'da beklediği sırada 2015 yılında hayatını kaybetti.

BİN YIL SÜRECEK DENMİŞTİ...

28 Şubat Süreci veya 28 Şubat Şubat Postmodern Darbesi olarak da hatırlanan askeri müdahale, 28 Şubat 1997'de yapılan Milli Güvenlik Kurulu toplantısı sonucu açıklanan kararlarla başladı. İrticaya karşı olduğu iddia edilen süreç; siyasi, idari, hukuki ve toplumsal alanlarda yaşanan değişimlere neden oldu. Bu dönem, başta muhafazakar kesime karşı başörtüsü yasağı gibi uygulamalara sahne olmuş, başörtülü öğrenciler okullardan atılmış, ikna odaları kurulup başlarını açmaları için zorlanmış ve çok sayıda kamu personeli işinden atılmıştır. "İrticayla Mücadele Eylem Planı" ile anılan bu süreçte verilen kararların ve yaptırımların uygulanıp uygulanmadığı denetlemek için, Orgeneral Çevik Bir öncülüğünde Batı Çalışma Grubu kurulmuştu.

TARİHİN İLK VE TEK e-MUHTIRASI

Türk Silahlı Kuvvetleri adına Genelkurmay Başkanlığı'nın Cumhurbaşkanlığı seçimi dolayısı ile 27 Nisan 2007 tarihinde gece geç saatlerde internet üzerinden verdiği muhtıra, tarihe 27 Nisan e-Muhtırası olarak geçti.

Türkiye Cumhuriyeti'nin 10. Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in görev süresinin mayıs ayında dolacak olması sebebi ile başlayan Cumhurbaşkanı seçimi ile ilgili olarak özellikle ana muhalefet partisi CHP'nin Türkiye'nin tepedeki üç makamın da Milli Görüşçü olmaması ve Cumhurbaşkanı'nın tüm partilerin uzlaşısı ile seçilmesi gerektiği düşüncesine birçok sivil toplum kuruluşu ile (Cumhurbaşkanı'nın TSK'nın başkomutanı sıfatı taşıdığı gerekçesi ile) müdahil olması, bu görüşlere AK Parti ve diğer sivil toplum kuruluşları tarafından itibar edilmemesi, ülkede gerginliği tırmandırdı.

27 Nisan 2007 günü gece yarısına az bir zaman kala TSK'nın resmi internet sitesi üzerinden yapılan açıklamada adaylık süreci ile 23 Nisan öncesi yurdun birçok yöresinde laiklik karşıtı ve din bezirganlığı olarak nitelendirdikleri olayların gelişiminin vahim derecede olduğu ve bunun rejime meydan okuma olarak değerlendirilmesi gerektiği yer almış, bununla birlikte TSK'nın yasalar ile kendine düşen görev ve yetkileri kullanmaktan çekinmeyecekleri de dile getirdi.

İlgili Haberler

28 Şubat süreci nedir, neler yaşandı? Siyaset tarihine geçen postmodern darbe

Güncel Haberleri