Mimariyi dikeyleştiren ‘istisnai’ elemanlar

Yusuf Ziya Cömert

Diyelim, atadan dededen kalma bir arsanız var. Orada duruyor. Bir işe yaramıyor.

Satsanız, elinize geçen parayı ne yapacaksınız? Öyle dursun diyorsunuz. Bir gün satar bir işimi görürüm.

Sonra birileri çıkıyor, arsanıza için ummadığınız bir para teklif ediyor.

Diyelim, siz arsanızın beş yüz bin lire ettiğini düşünüyorsunuz, fakat gelen alıcı bir milyon lira teklif ediyor.

Sorup soruşturuyorsunuz. Gerçekten de arsanızın değeri beş yüz bin lira civarında.

Bir milyon liralık bir hayal kuruyorsunuz. Belki şimdi oturduğunuzdan daha geniş bir daire satın alırsınız.

Anlaşıyorsunuz. Yerinizi bir milyona satıyorsunuz.

Helal u hoş olsun.

Diyorsunuz ama, zamanla fikriniz değişecek.

Sizin bilmediğiniz bazı şeyler var.

Arsanızı alanların elemanların belediyeyle veya şehircilik bakanlığıyla arası iyi.

Oralarda iş gördürebilecek ilişkileri var.

O ilişkilerini kullanarak...

Belki iş görme kabiliyeti olan mevki sahipleriyle bir çeşit ortaklık kurarak, oranın imarında birtakım değişiklikler yaptırıyor.

Ben çok anlamıyorum, emsal ne demek, plan tadilatı ne demek, imarını yükseltmek ne demek.

Tahmin ediyorum sadece.

‘Bir emsal’ deniyorsa, demek ki pek yüksek bir bina yapamıyorsunuz arsaya.

Emsali yükseldikçe, yapabileceğiniz kat sayısı da artıyor.

İki katlı bir bina yapacağınız arsanın fiyatı bin liraysa, on katlı bina yapabileceğiniz arsanın fiyatı beş bin lira oluyor.

Yani, bir kalem oynatmayla arsanın değeri beş katına, yerine göre on katına çıkabiliyor.

Kalemin neyle oynadığı ayrı mesele!

Hintliler zurnayla yılan oynatıyor.

Kalemi oynatmanın da bir yolu bulunuyor.

Sanayiye lüzum yok, teknolojiye lüzum yok, ilme irfana lüzum yok.

Dine diyanete de sorulmaz böyle şeyler.

Sorulsa da, çeşit çeşit hoca var. Keyfinize göre fetva verecek birini illa ki bulursunuz.

Arada paralı bir iş döndüyse, bir muvazaalı ortaklık tesis edildiyse, o tarafını anlatmazsınız hocaya.

Hoca da ‘alan razı veren razı sakınca yok’ deyip fetvanızı verir.

Sanki Allah görmüyor arada dönen hesap kitapları!

Ondan sonra siz, kemal-i afiyetle cebinize indiriyorsunuz plan tadilatının size nasip ettiği milyonları.

Evvelsi gün radyoda Çevre ve Şehircilik Bakanı Mehmet Özhaseki’nin bir açıklamasına rastladım.

Plan tadilatlarının zorlaştırılacağını söylüyordu.

“İmarda birtakım plan tadilatları oluyor ve ‘Bu plan tadilatlarıyla birilerine rant sağlanıyor, emsal artıyor, kim yapıyor, kim alıyor’ gibi bir düşünce oluyor. Bu nedenle imar planı tadilatları zorlaştırılacak artık.”

Özhaseki’nin, vatandaşın gördüğü gayrı adil uygulamaların farkında olmaması mümkün değil.

Herkesten fazla biliyor.

‘Acaba, bu tür haksız kazançlara karşı bir tedbir mi alıyorlar’ diye düşündüm.

Konuşma metnini buldum, cümlelerine baktım.

100 metrekare ev yapılabilecek arsası olan biri şimdiye kadar tadilatla 250 metrekareye çıkarabiliyormuş imar durumunu. Özhaseki diyor ki, bu miktar en fazla yüzde 35 artabilecek.

Bu makuldür herhalde.

Sonra ilave ediyor: Plan tadilatları olabilir. Ama istisna olmalı.

Sözünü ettiğim ‘hikaye’ler, genellikle bu ‘istisna’ kelimesinden zuhur ediyor.

Şehir mimarileri biraz da böyle ‘istisnai’ uygulamalarla ‘dikey’leşiyor.

‘İstisnai’ arkadaşlar çok haris, çok gürültücü.

Özhaseki ‘haklı tadilat’ diyor. Bu güzel. Fakat haklılığın, herkesin görebileceği bir yerde, bir ‘kriter’i olmalı.

Demek ki bizim, ‘istisna’ları ‘kaide’ye bağlayacak bir değişikliğe ihtiyacımız var.

Nasıl bir kaide?

Ahlaki bir kaide.

Sade vatandaşa da, ‘hatırlı’ vatandaşa da aynı şekilde tatbik edilecek bir kaide.

Bu yapılmazsa, mimarimiz dikine dikine gitmeye devam eder.

Yorum Yap
UYARI: Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. (!) işaretine tıklayarak yorumla ilgili şikayetinizi editöre bildirebilirsiniz.
Yorumlar (19)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.