Aşık Veysel Şatıroğlu kimdir, nerelidir? Aşık Veysel şiirlerini, hayatını ve sözlerini haberimizde sizler için derledik. Dünyaca ünlü halk ozanı Aşık Veysel'in vefatının bugün 45. yıl dönümü. Yazdığı şiirlerle ve sözleriyle bir çok kişi tarafından sevilen halk ozanı Aşık Veysel'in hayatı hakkındaki bilgileri sayfamızda sizlerle paylaşıyoruz. Sevenlerinin unutmadığı ve anma programlarının düzenlendiği Aşık Veysel ile ilgili merak edilen tüm detaylar haberimizde.
AŞIK VEYSEL ŞATIROĞLU ŞİİRLERİ VE HAYATI
Dostları Aşık Veysel'i unutmadı
Ünlü halk ozanı Aşık Veysel Şatıroğlu, vefatının 45. yılında anılıyor. Aşık Veysel'i anma programları, yarın memleketi Sivas'ın Şarkışla ilçesinde gerçekleştirilecek. Şarkışla Kaymakamlığınca hazırlanan anma programı, yarın Aşık Veysel'in Sivrialan köyündeki kabrinin ziyaret edilmesiyle başlayacak. Köydeki Aşık Veysel Müzesi'nin gezilmesinin ardından ilçe merkezindeki Aşık Veysel Kültür Merkezi'nde gerçekleştirilecek programla ünlü ozan anılacak.
AŞIK VEYSEL ŞATIROĞLU'NUN HAYATI
Asıl adı Veysel Şatıroğlu olan Aşık Veysel, Sivas'ın Şarkışla ilçesine bağlı Sivrialan köyünde 1894 yılında doğdu.
Gülizar Hanım ve Karaca Ahmet çiftinin çocuklarından biri olan Aşık Veysel'in iki kız kardeşi, çiçek hastalığı yüzünden hayatını kaybetti. Yedi yaşına girdiği 1901 yılında Sivas’ta çiçek hastalığı salgınının yaygınlaşması üzerine Aşık Veysel de bu hastalığa yakalandı. Çiçek hastalığı yüzünden 7 yaşında bir gözünü kaybeden Aşık Veysel'in diğer gözü de kısa süre sonra kör oldu.
Gözlerini kaybettikten sonra, 10 yaşındayken babasının oyalanması için aldığı sazı çalmaya başlayan Veysel, saz ustaları Çamşıhlı Ali ve Molla Hüseyin'den ders aldı.

İlk evliliğini 1919 yılında Esma Hanım ile yapan Aşık Veysel, 1920 yılında anne ve babasını kaybetmenin hüznünü yaşadı. Veysel, eşinin kendisini terk etmesi üzerine ikinci evliliğini ise 1928 yılında Gülizar Hanım ile yaptı. Veysel'in bu evlilikten Zöhre, Ahmet, Hüseyin, Menekşe, Bahri, Zekine ve Hayriye adlarında 7 çocuğu dünyaya geldi. Çocuklardan Hüseyin birkaç aylıkken hayatını kaybederken, büyük oğlu Ahmet Şatıroğlu ise 84 yaşında 11 Ocak 2018'de yaşamını yitirdi.
Aşık Veysel, 1930 yılının başlarında Sivas'ta edebiyat öğretmeni olarak görev yapan Ahmet Kutsi Tecer ile tanıştı. Tecer'in davetiyle köy enstitüsünde saz hocası olarak görev yapan Veysel'in adı ilk kez 5 Ocak 1931'de düzenlenen "Sivas Aşıklar Bayramı"nda duyuldu.
Ömrü yoksulluk ve zorluklarla geçen Aşık Veysel'in Cumhuriyet'in 10. yılı için yazdığı destanın yayınlanması ve Sivas Aşıklar Bayramı'ndaki başarısı dikkati çekti.
Türkiye Büyük Millet Meclisi, 1965 yılında özel bir kanunla Aşık Veysel’e "Anadilimize ve milli birliğimize yaptığı hizmetlerden ötürü" 500 lira aylık bağladı.
Aşık geleneğinin son büyük temsilcilerinden olan Veysel Şatıroğlu, 1971 yılında Nevşehir'in Hacıbektaş ilçesinde son konserini verdi.
Aşık Veysel, 21 Mart 1973 günü saat 03.30'da doğduğu köy olan Sivrialan’da, şimdi adına müze olarak düzenlenen evde hayata gözlerini yumdu.
- Şiir kitapları
Aşık Veysel'in ilk şiir kitabı "Deyişler", 1944 yılında yayımladı. Sazımdan Sesler ve Dostlar Beni Hatırlasın isimli şiir kitapları bulunan Aşık Veysel'in ölümünden sonra ise 1984 yılında Bütün Şiirleri adlı eseri tekrar yayınlandı.
Ölümünden birkaç saat öncesine kadar bile ''Birbirinizle, konu komşuyla iyi geçinin, dirliğiniz, düzeniniz bozulmasın'' diyerek, ''Kürt'ü Türk'ü ne Çerkez'i/Hep Adem'in oğlu, kızı/Beraberce şehit, gazi/Yanlış var mı ve neresi'' dizeleriyle birlik ve beraberliğe vurgu yapan ünlü halk ozanı Aşık Veysel Şatıroğlu, şiirlerinde yaşama sevinciyle hüzün, iyimserlikle umutsuzluk iç içe olan, aşık geleneğinin son büyük temsilcilerinden biri oldu.
"Atatürk'e ağıt", "Beni hor görme", "Beş günlük dünya", "Derdimi dökersem derin dereye", "Dostlar beni hatırlasın", "Güzelliğin on para etmez", "Kahpe felek", "Kara toprak", "Uzun ince bir yoldayım" gibi eserleri hafızalara kazınan ve Türkçe'yi en yalın ve güçlü şekilde kullanan Aşık Veysel, şiirlerinde verdiği mesajlarla Türk milletine her zaman birlik ve beraberliği öğütledi.
Aşık Veysel'in vatan, tabiat, birlik, çalışma, yardımlaşma konularını işlediği şiirlerinde, vatana bağlılık ve idealistlik dikkati çeken en önemli nokta oldu.

Köylüleri Aşık Veysel'i anlattı
Dünyaca ünlü halk ozanı Aşık Veysel Şatıroğlu'nun Sivas'ın Şarkışla ilçesine bağlı Sivrialan köyünde yaşayan akrabası ve komşuları, birleştirici yönü, yapıcı kişiliği, tabiat sevdası, öncülüğü ve mütevazılığıyla hatırladıkları ozanı sevgi ve rahmetle yad ediyor.
Sivrialan köyü muhtarı ve aynı zamanda Veysel'in akrabası Mustafa Çam (59) ile köylüleri Ahmet Hoşnut (70) ve Bektaş Şen (61) ölümünün 45'inci yılı öncesi dünyaca ünlü halk ozanı Veysel'i anlattı.
Köy muhtarı Mustafa Çam, AA muhabirine yaptığı açıklamada, 21 Mart 1973'te vefat eden Aşık Veysel'in akrabası olduğunu söyledi.
"Aşık Veysel deyince aklıma ateş, su, hava ve toprak geliyor. Aşık Veysel bir ateş, su gibi akar, hava gibi solunur, toprak gibi cömert olur. Aşık Veysel'i anmıyoruz, anlamaya çalışıyoruz." diyen Çam, ölümünün 45. yılında Aşık Veysel'i halka anlatmaya çalıştıklarını ve halkın anlamasını sağlamak için çaba gösterdiklerini belirtti.
- "Aşık Veysel toplum insanıydı"
Çam, gözleri görmeyen Aşık Veysel'in bilgi birikimiyle 33 beyiti aklında tutabilen ve dünyaya kendini tanıtabilen tek ozan olduğunu vurguladı.
Aşık Veysel'in ateş, su, hava ve toprakla birleşmiş, halka cömertlikle şiirlerini anlatmış bir ozan olduğunu dile getiren Çam, köyde bulunan Aşık Veysel Müzesi'ni ziyaret edenlerin buradan duygu dolu izlenimlerle ayrıldığına şahit olduğunu ifade etti.
Çam, Aşık Veysel Müzesi'ni her yıl binlerce insanın ziyaret ettiğini ve müzedeki anı defterine duygularını yazdığını anlatarak, şunları kaydetti:
"Müzeyi gezen insanların duygu ve düşünceleri çok farklı oluyor. Aşık Veysel toplum insanıydı, bakkalın önünde ayağını ayağının üzerine atmış ve piposunu içerken gördüm. Çocuktum o zaman, o andaki Aşık Veysel'i bilmediğimiz için tabi ki çocukluk ruhuyla fazla yanaşamadık. Sonra dünyaya açıldıkça Aşık Veysel bulunmaz bir değer oldu. Sivrialan köyü muhtarı olarak Aşık Veysel'e çok önem veriyorum. Aşık Veysel çok değerli, bizim için ve gelecek kuşaklar için çok değerli. Şiirleri okuyan bir insan akın akın bilgi sahibi oluyor. Aşık Veysel sadece şiir yazmıyor, düşüncelerini, duygularını ve aklını kullanarak insanlara geleceği anlatıyor. Bugünkü günü de anlatacak, gelecek günü de anlatacak ve devam edecek, gelecek kuşakta bundan feyiz almakla mükellef diye düşünüyorum."
- "Aşık Veysel bizlerin öncüsü, özü, sözü olmuştur"
Aşık Veysel'in komşusu ve aynı zamanda ozan olan Ahmet Hoşnut ise Şatıroğlu'nun tabiat sevdalısı ve doğaya aşık bir insan olduğunu belirtti.
Hoşnut, Aşık Veysel'in eserleriyle daima anıldığına dikkati çekerek, "Aşık Veysel'in ozanların gönlünde taht kurarak bizlerin öncüsü, özü, sözü olmuştur. Biz ozanlar Aşık Veysel'in yolunda yolumuza devam etmekteyiz. İnsana insan gözüyle bakarak yolumuza devam etmekteyiz." diye konuştu.
Veysel'in komşularından Bektaş Şen de küçük yaşlardayken Aşık Veysel'i tanıdığını anlattı.
O dönemde Aşık Veysel'in yolları nasıl bulduğunu, hangi evin kime ait olduğunu, insanların sesinden direkt nasıl tanıdığını anlamaya çalıştığını dile getiren Şen, bu durumu garipsediğini ifade etti.
Aşık Veysel'i daha yeni yeni anlamaya başladıklarına değinen Şen, "Aşık Veysel normal insanlar gibi değil, her şeyi gönül gözüyle gören, duyan ve özümseyen birisiydi. Biz küçükken onun sohbetine, sazına sürekli Sivas'tan, İstanbul'dan, Şarkışla'dan özellikle yüksek bürokratlar gelirdi. Gerçekten nükteli konuşurdu, bu hiç kimsenin de garibine gitmezdi. O yüzden Aşık Veysel'i anlamak, dinlemek, bizim için büyük bir şeydi." dedi.
Aşık Veysel'in köylüsü olmaktan onur duyduğunu aktaran Şen, cenazesine katılanları gördükten sonra Aşık Veysel'in sadece Türkiye'ye değil, dünyaya açılan bir insan olduğunu anladıklarını sözlerine ekledi.
AŞIK VEYSEL ŞİİRLERİ
Uzun İnce Bir Yoldayım
Uzun ince bir yoldayım
Gidiyorum gündüz gece
Bilmiyorum ne haldeyim
Gidiyorum gündüz gece
Dünyaya geldiğim anda
Yürüdüm aynı zamanda
İki kapılı bir handa
Gidiyorum gündüz gece
Kırkdokuz yıl bu yollarda
Ovalarda dağlarda çöllerde
Düşmüşüm gurbet ellerde
Gidiyorum gündüz gece
Şaşar Veysel iş bu hale
Kah ağlaya kah güle
Yetişmek için MENZİLE
Gidiyorum gündüz gece
Kara Toprak
Dost dost diye nicesine sarıldım
Benim sâdık yârim kara topraktır
Beyhude dolandım boşa yoruldum
Benim sâdık yârim kara topraktır
Nice güzellere bağlandım kaldım
Ne bir vefa gördüm ne fayda buldum
Her türlü isteğim topraktan aldım
Benim sâdık yârim kara topraktır
Koyun verdi kuzu verdi süt verdi
Yemek verdi ekmek verdi et verdi
Kazma ile döğmeyince kıt verdi
Benim sâdık yârim kara topraktır
Âdem'den bu deme neslim getirdi
Bana türlü türlü meyva yedirdi
Her gün beni tepesinde götürdü
Benim sâdık yârim kara topraktır
Karnın yardım kazmayınan belinen
Yüzün yırttım tırnağınan elinen
Yine beni karşıladı gülünen
Benim sâdık yârim kara topraktır
İşkence yaptıkça bana gülerdi
Bunda yalan yoktur herkes de gördü
Bir çekirdek verdim dört bostan verdi
Benim sadık yârim kara topraktır
Havaya bakarsam hava alırım
Toprağa bakarsam dua alırım
Topraktan ayrılsam nerde kalırım
Benim sâdık yârim kara topraktır
Dileğin varsa iste Allah'tan
Almak için uzak gitme topraktan
Cömertlik toprağa verilmiş Hak'tan
Benim sâdık yârim kara topraktır
Hakikat ararsan açık bir nokta
Allah kula yakın kul da Allah'a
Hakkın gizli hazinesi toprakta
Benim sâdık yârim kara topraktır
Bütün kusurumuzu toprak gizliyor
Merhem çalıp yaralarımı düzlüyor
Kolun açmış yollarımı gözlüyor
Benim sâdık yârim kara topraktır
Her kim ki olursa bu sırra mazhar
Dünyaya bırakır ölmez bir eser
Gün gelir Veysel'i bağrına basar
Benim sâdık yârim kara topraktır
Dostlar Beni Hatırlasın
Ben giderim adım kalır
Dostlar beni hatırlasın..
Düğün olur bayram gelir
Dostlar beni hatırlasın..
Can kafeste durmaz uçar
Dünya bir han konan göçer
Ay dolanır yıllar gecer
Dostlar beni hatırlasın..
Can bedenden ayrılacak
Tütmez baca yanmaz ocak
Selam olsun kucak kucak
Dostlar beni hatırlasın..
Ne gelsemdi ne giderdim
Günden güne arttı derdim
Garip kalır yerim yurdum
Dostlar beni hatırlasın..
Açar solar türlü çiçek
Kimler gülmüş kim gülecek
Murad yalan ölüm gerçek
Dostlar beni hatırlasın..
Gün ikindi akşam olur
Gör ki başa neler gelir
Veysel gider adı kalır
Dostlar beni hatırlasın.
Kardeşim
Beni hor görme kardeşim
Sen altınsın ben tunç muyum?
Aynı vardan var olmuşuz
Sen gümüşsün ben saç mıyım?
Ne var ise sende bende
Aynı varlık her bedende
Yarın mezara girende
Sen toksun da ben aç mıyım?
Topraktandır cümle beden
Nefsini öldür ölmeden
Böyle emretmiş yaradan
Sen kalemsin ben uç muyum?
Tabiata Veysel aşık
Topraktan olduk, kardaşık.
Aynı yolcuyuz yoldaşık
Sen yolcusun ben bac mıyım
AŞIK VEYSEL SÖZLERİ
Güzelliğin on para etmez bu bendeki aşk olmasa.
Seversin, alırsın, karın olur / Seversin, alamazsın, karasevdalın olur.
Anlatamam derdimi dertsiz insana, Dert çekmeyen dert kıymetin bilemez.
Taş olsam yandım idi. Toprak oldum da dayandım.
Şu geniş dünyaya sığmayan gönül, şimdi bir odaya kapandı kaldı.
Cahil insan gül ise de koklama.
Ne varise sende bende Aynı varlık her bedende Yarın mezara girende Sen toksun da ben açmıyım.
Sen bilmezsin.. O bilmez.. Hiç kimse bilmez, bilemez.. Hatta Ben bile. Bir tek paşa gönlüm bilir.
Dünyaya gelmemde maksat ne idi: Bir sadık dost.
Ben bir insanoğlu sen bir dut dalı. Ben babamı sen ustanı unutma.
Ademi sürdün bakmadın.Cennette de bırakmadın. Şeytanı niçin yakmadın? Cehennemin var da senin.
Veysel gönülden ayrılmaz. Kahi bilir kahi bilmez. Yalan dünya yarsız olmaz. İster saçı sırma gönül
Bu alemi gören sensin. Yok gözünde perde senin. Haksıza yol veren sensin. Yok mu suçun burada senin
Sofular haram demişler, bu aşkın şarabına. Ben doldurur, ben içerim, günah benim kime ne!
Beni hor görme kardeşim. Sen altındın ben tunç muyum? Aynı vardan var olmuşuz. Sen gümüşsün ben saç mıyım? Ne varise sende bende. Aynı varlık her bedende. Yarın mezara girende, sen toksun da ben aç mıyım?
Benim sana verebileceğim çok bir şey yok
aslında. Çay var içersen, Ben var seversen, Yol var gidersen.
Şu geniş dünya’ya sığmayan gönül, bir odaya kapandı kaldı.
İtimat edersen benim sözüme Gel birlik kavline girelim kardaş Birlik çok tatlıdır, benzer üzüme İçip şerbetini duralım kardaş.
Herkim olursa bu sırra mazhar. Dünyaya bırakır ölmez bir eser. Gün gelir Veysel’i bağrına basar. Benim sadık yarim kara topraktır.
Ay geçer yıl geçer uzarsa ara, giyin kara libas yaslan duvara, yanından göğsünden açılır yara, yâr gelmezse yaraların elletme.
